Kelimeler arşivinde; içinde "mesel" olan, toplam 10 tane kelime bulunuyor. İçerisinde mesel bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu mesel ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında mesel olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
MESELESİZLİK
İMAMMESELEK
DARBIMESEL, İRADIMESEL
MESELESİZ
MESELELİ, MESELEME
MESELA, MESELE
MESEL
MESEL
Örnek alınacak söz. Eğitici hikâye ya da masal. Atasözü.
MESELA
Söz gelişi.
İMAMMESELEK
Kırlarda yetişen, havuca benzer bir çeşit bitki.
MESELEME
Sorun. Olay.
MESELE
Sorun. Problem. Güç iş.
İRADIMESEL
Bir düşünceyi atasözleri, özdeyiş vb. ile güçlendirme.
MESELESİZLİK
Sorunsuzluk.
MESELELİ
Sorunlu.
DARBIMESEL
Atasözü, atalar sözü.
MESELESİZ
Sorunsuz.
Bu bölümde tanımı içerisinde MESEL geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BİŞMEK
Olgunlaşmak (meyve). Yanmak. Çözülmek, yoluna konmak: Aramızdaki o mesele artık bişti. Pişmek. Eski türkçe biçmek: biçmek. Eski türkçe bışmek: pişmek. Biçmek. Pişmek pişirilmek.
BELET
Kılavuz, yol gösteren kimse. Bilen, tanıyan, vâkıf: İstanbul'a belet değilim. Bilinen, belli, öğrenilen, bellenmiş: Mesele balet oldu. Yüksek, yüce. Kılavuz. Bilet. Fransızca kökenli bilet: bilet; Milli Piyango bileti.
SORUNLU
Sorunu olan, meseleli, problemli.
HİMBİRLİK
Gizli sözleşme: Ali ile Hasan bu meselede himbirlikli görülüyorlar.
IŞIYANKENT
Ünlü Fransız kentbilimcisi Le Corbusier'nin önerdiği, birçok oturma birimlerinin kümesel bir biçimde oluşturduğu, 25 hektar büyüklüğündeki alana yayılan, kentte yaşayanları uygarlığın gürültüsünden ve taşıt dolaşımının, alışverişin yarattığı kalabalıktan korumayı amaçlayan yerleşme türü.
MASLAHAT
İş, önemli iş, mesele. Erkeklik organı.
GOGULDAŞMAK
Bir mesele üzerinde konuşmak.
GAYLE
Arapça kökenli gâile: İş, sıkıntı, mesele. Gaile, üzüntü.
SORUN
Araştırılıp öğrenilmesi, düşünülüp çözümlenmesi, bir sonuca bağlanması gereken durum, mesele, problem. Sıkıntı veren durum, dert.
ATASÖZÜ
Uzun deneme ve gözlemlere dayanılarak söylenmiş ve halka mal olmuş, öğüt verici nitelikte söz, deme, mesel, sav, darbımesel.
HELEMME
Ya anlamında bağlaç: Sen öyle dedin helemme, mesele böyle değil.
GÖLEMEK
Asma dalını kütüğünden koparmadan, köklenmek üzere yere gömmek, daldırmak: ,Şu asmanın dalını kışın göleyelim. Hayvanlar çiftleşmek istemek. Çapa ile çukur açarak sebze ekmek. Su toplanmak. Bir şeyin önüne geçmek, engel olmak: Ahmed'in önünü gölemeseler Ali'yi döğecekti.
SIKINTI
İşsizlik, tekdüzelik, bezginlik vb. sebeplerden doğan ruhsal yorgunluk, cefa, eziyet. Bir bozukluğun, karışıklığın sebep olduğu etkili ve sürekli yorgunluk, mihnet. Bulunmama durumu. Yokluk ve parasızlığın yol açtığı geçim darlığı. Sorun, mesele, sendrom, problem.
SORUNSUZ
Sorunu olmayan, meselesiz, problemsiz.
SORUNSUZLUK
Sorunsuz olma durumu, meselesizlik, problemsizlik.
İÇDÖNME
Aynı özdecik içindeki kimi parçaların birbirlerine göre yaptıkları dönmesel devinim.
GÜNLEM
Bir gazete veya derginin günlük meselelerden kısaca bahseden köşesi (GÜNLEMCİ, Chroniqueur).
DAVE
Dava. Mesele.
KÜMECİLOYUN
Kümesel gidiş ya da sorunları gerçek yaşam ve eylem koşulları içinde gözlemek ya da çözümlemek üzere oyun yordamına başvuran ve ilgili küme üyelerine günlük olay ve ilişkileri oynamak üzere üstlenceler yükleyen gözlem ve çözümleme yordamı. bk. bireycil oyun.
PROBLEM
Teoremler veya kurallar yardımıyla çözülmesi istenen soru, mesele. Sorun. Davranışları normal olmayan ve özel olarak eğitilmesi gereken (kimse).