Kelimeler arşivi içinde; sonunda "mekan" olan, toplam 11 adet kelime bulunmaktadır. Sonu mekan ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında mekan olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde mekan olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
TEBDİLİMEKAN
CENNETMEKAN
BAŞMEKAN, TÖHMEKAN, TÖKMEKAN, TÖYMEKAN
CAMEKAN, KAMEKAN, LAMEKAN, TOMEKAN
MEKAN
MEKAN
Yer, bulunulan yer. Ev, yurt. Uzay.
CENNETMEKAN
Cennetlik.
CAMEKAN
Göstermelik, satılık şeylerin sergilendiği camlı bölme veya yer, sergen, vitrin. Bir yeri, bir veya daha çok bölüme ayıran cam bölme, camlık. Limonluk. Hamamlarda soyunulan camlı yer. Gözlük.
TÖYMEKAN
Semizotu.
TEBDİLİMEKAN
Yer değiştirme.
TÖKMEKAN
Semizotu.
KAMEKAN
Olduğu gibi.
TOMEKAN
Semizotu.
TÖHMEKAN
Semizotu.
LAMEKAN
Mekânı olmayan, mekânsız. Yersiz yurtsuz, belli bir adresi olmayan.
BAŞMEKAN
Asıl yer, en önemli yer.
Bu bölümde tanımı içerisinde MEKAN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AVARA
Üzerinde döndüğü ve kendisini taşıyan milden bağımsız olarak çalışan mekanizma. Bir geminin başka bir gemiden veya kıyıdan açılması. Kıyıya dayanılarak sandalın açılması için kürekçilere verilen komut.
KAROSER
Otomobilde, mekanizmayı oluşturan motor, makine, tekerlek, şasi vb. bölümlerin dışında kalan, görünen dış bölüm.
KORUNUMLU
Mekanik enerjisini değişmez kılan (sistem).
DEVİMSELCİLİK
Beliren ve gelişen şeylerin kendiliklerinden etkin olduklarını, gelişmelerini sağlayan gücün dışarıdan gelmeyip kendileriyle özdeş bulunduğunu ileri süren öğreti, gürecilik, dinamizm, mekanikçilik karşıtı.
EFEKT
Radyo ve televizyon yayınlarında, tiyatro oyunlarında veya film seslendirmelerinde, hareketleri izlemesi gereken seslerin doğal kaynakların dışında, optik, mekanik, kimyasal yöntemlerle gerçekleştirilmesi.
KAMPANA
Çan. Tekerleğin dingil üzerindeki fren mekanizması.
ALET
Bir el işini veya mekanik bir işi gerçekleştirmek için özel olarak yapılmış nesne. Bir sanatı yapmaya, uygulamaya yarayanf özel araç. Maşa. Bir makineyi oluşturan ve işlemesine yardım eden parçalardan her biri.
KİNEMATİK
Cisimlerin hareketlerini yörünge, hız ve ivme vb. konular bakımından inceleyen mekanik kolu, sinematik.
FRENLEMEK
Bir taşıtın, mekanizmanın hareketini fren yardımıyla yavaşlatmak veya durdurmak. Bir gidişin, bir tutumun aşırılığını önlemek, gemlemek.
DİNAMİK
Canlı, etkin, hareketli. Mekaniğin kuvvet, hareket, enerji arasındaki ilişkilerini inceleyen dalı, devim bilimi. Hareketli, her an değişebilen, duruk karşıtı. Devimsel.
FREN
Bir makinenin, herhangi bir taşıtın hızını kesmeye veya onu durdurmaya yarayan mekanizma.
ELEKTROMEKANİK
Mekanik ögelerden oluşan ve bunların hareketiyle elektrikli unsurlara bağlı olarak uzakta bulunan aletlerin çalışmasını ve kontrolünü sağlayan tertibat.
AŞINDIRMA
Aşındırmak işi. Teknik alanda ve günlük hayatta madenlerin elektriksel, kimyasal veya mekanik nedenlerle aşınması, korozyon.
KLAVYE
Parmaklarla hareket ettirilen piyano, org vb. çalgılarda veya yazı ve hesap makinelerinde değişmez bir eksen çevresinde inip kalkabilen, istenilen işe göre düzenlenmiş bazı mekanizmaları çalıştıran kaldıraç kollarının, tuş sıralarının bütünü.
DÜLDÜL
Mekanik olarak çalışan oyuncak çocuk arabası. Hz. Ali'ye Hz. Muhammed tarafından armağan edilen binek hayvanının adı. Modası geçmiş araç. At. Eski otomobil.
KAFA
İnsan başı, ser. Kavrama ve anlama yeteneği, zekâ, zihin, bellek. Hayvanlarda genellikle ağız, göz, burun, kulak vb. organların bulunduğu vücudun en ön bölümü. Görüş ve inançların etkisi altında beliren düşünme ve yargılama yolu, zihniyet. Çocuk oyunlarında kullanılan zıpzıp taşının veya cevizin büyük boyu. Mekanik bir bütünün parçası.
BİYOMEKANİK
Biyoloji, fizyoloji ve tıp konularını mekanik kanunlar yöntemiyle irdeleme.
GÜÇ
Fizik, düşünce ve ahlak yönünden bir etki yapabilme veya bir etkiye direnebilme yeteneği, kuvvet, efor. Bir akarsuyun aşındırma ve taşıma yeteneği. Bir olaya yol açan her türlü hareket, kuvvet, takat. Sınırsız, mutlak nitelik. Bir toprağın verimlilik yeteneği. Ağır ve yorucu emekle yapılan, çetin, müşkül, kolay karşıtı. Yeterliliğini ve güvenilirliğini kanıtlamış kimse. Birim zamanda yapılmış olan iş. Bir cihazın, bir mekanizmanın iş yapabilme niteliği. Büyük etkinliği ve önemi olan nitelik. Siyasi, ekonomik, askerî vb. bakımlardan etki ve önemi büyük olan devlet, devletler topluluğu. Zorlukla. Bir ulus, bir ordu vb.nin ekonomik, endüstriyel ve askerî potansiyeli.
ELEKTROMOTOR
Elektrik enerjisini mekanik enerjiye çeviren cihaz. Mekanik veya kimyasal bir etki altında elektrik üreten araç.
DÜZENEK
Mekanizma.