Kelimeler arşivi içinde; başında "mece" olan, toplam 7 adet kelime bulunmaktadır. mece ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu mece ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde mece olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
MECELLEŞMEK
MECELLE
MECENA, MECENE
MECEK, MECEL
MECE
MECE
İmece.
MECENE
Issız, boş yer. İri, büyük, hantal.
MECELLEŞMEK
Ağız kavgası yapmak, tartışmak. Uğraşmak, didinmek.
MECEK
Kısa boylu, büyüyememiş (ağaç, insan ya da hayvan). Üvendirenin ağaç sapı. Çamur kazımak için üvendirenin ucuna takılan demir.
MECELLE
Kitap. Fıkıh hükümleriyle bu konudaki türlü içtihadı bir araya getiren, Tanzimattan sonra hazırlanmış olan, yasa yerine kullanılan eser.
MECEL
Tavşan yavrusu. Mecal, güç, kuvvet, takat.
MECENA
Issız, boş yer.
Bu bölümde tanımı içerisinde MECE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DİLİM
Bir bütünden kesilmiş veya ayrılmış ince, yassı parça. Değişik anlatı türü, masal, efsane, bilmece vb. bir metnin, bir eserin aslından az çok ayrılan değişik biçimli olanı, epizot. Belli ölçülere göre oluşmuş bölüm. Radyatör parçalarından her biri.
İRONİ
Gülmece. Söylenen sözün tersini kastederek kişiyle veya olayla alay etme.
DARILMACA
"Sakın darılma" anlamında kullanılan darılmaca yok veya darılmaca gücenmece yok deyiminde geçen bir söz.
ÇEKMELİ
Çekmesi olan. Çekmecesi olan.
EDEBİKELAM
Örtmece.
KESTİRMECE
Yaklaşık, tahminî. (kesti'rmece) Kısa yoldan, kısaca.
KUBAŞMAK
İmece ile iş yapmak, yardımlaşmak.
GÜLMECELİ
İçinde gülmece nitelikleri bulunan (yazı, karikatür vb.), mizahi.
ÇİMEK
Çimecek yer.
KESMECE
Kesilip müşteriye gösterilerek satılan (kavun, karpuz). (ke'smece) Kesip bakarak beğenmek şartıyla. (ke'smece) Aradaki değer ayrımını gözetmeksizin hepsi bir fiyattan.
KONSOL
Duvar kenarına yerleştirilen, üstüne ayna ve başka süs eşyası konulan, çekmeceli, dolaplı mobilya. Yalnız bir yanındaki dayanak tarafından taşınan, diğer bölümleri boşlukta olan yatay yapı ögesi.
ÇEKMECELİ
Çekmecesi olan.
MASNU
Sanatla yapılmış (ürün). Aslı olmayan, uydurma, yapma, düzme, düzmece, sahte.
HUMOR
Gülmece. Alay, dalga geçme, hafife alma, boş verme.
İLAM
Bildirme, anlatma. Bir davanın mahkemece nasıl bir hükme bağlandığını gösteren resmî belge.
MİZAH
Gülmece.
İÇME
İçmek işi. İçinde birtakım mineraller ve tuzlar bulunan, suyu ilaç olarak ve çoğunlukla iç sürdürmek için içilen kaynak, içmece.
DANDİK
Düşük nitelikli. Düzmece.
ÇEKME
Çekmek işi. Yüksekteki ince dalları çekip kesmeye yarar, ay biçiminde, uzun saplı, ağzı tırtıklı bıçak. Çekmece. İş yaparken giyilen bir şalvar türü. Düzgün biçimli. Parmak ya da mızrapla çalınan çalgı. Vücut bölümlerinin bükücü kas gücü ile bir direnci kendisine yaklaştırması. Ağacın yapısındaki nem oranının azalması sonucu boyutlarının küçülmesi. Çekilerek giyilen veya kullanılan.
GÖZ
Görme organı, basar. Bakış, görüş. Çekmece. Delik, boşluk. Suyun topraktan kaynadığı yer, kaynak. Bölüm, hane. Bazı deyimlerde, görme ve bakma. Oda. Sevgi, ilgi, gönül bağlantısı. Terazi kefesi. Ağacın tomurcuk veren yerlerinden her biri. Nazar. Bazı yaraların uç bölümü.