Kelimeler arşivinde; içinde "mede" olan, toplam 62 tane kelime bulunuyor. İçerisinde mede bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu mede ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında mede olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
MEDENİLEŞTİRMEK, MEDENİYETSİZLİK
MEDENİLEŞTİRME, MEDENİYETÇİLİK
HÜKMEDEBİLMEK, HAZMEDEBİLMEK, RESMEDEBİLMEK, ŞİŞİRMEDEMİRİ
MEDENİLEŞMEK, HÜKMEDEBİLME, MEDENİYETSİZ, HAZMEDEBİLME, RESMEDEBİLME
KESTİRMEDEN, MEDENİYETÇİ, DEPEREMEDEN, TERSLEMEDEN, MEDENİLEŞME
SÜMEYMEDEN, SELLİMEDEK, MEDEYHLİYH, KÖRLEMEDEN
MEDENİLİK, MEDENİYET, EMEDENNEN, BÜRÜMEDEN
MEDENİCİ, GİLEMEDE, MEDERESE, MEDERLİK, MEDEKLİK, MEDERSİZ, MEDETSİZ, LAGMEDER, BİDİMEDE, EŞMEDERE, HAYMEDET, MEDEYLİH
MEDETLİ, TEEMEDE, TÜMEDEK, TÜMEDEN, DEĞMEDE, DEYMEDE, EMEDENE, MEDEGÖZ, EMEDENİ, HAYMEDE
MEDENİ, DAMEDE, DEMEDE, DİMEDE, MEDEYH, MEDELI
MEDEH, MEDEŞ, MEDEK, MEDEM, MEDER, MEDET, MEDEN
MEDE
MEDE
Mide. Çocuk oyunlarında kale. Başka, özge. Manda yavrusu, malak.
HAZMEDEBİLME
Hazmedebilmek işi.
MEDENİYETSİZLİK
Medeniyetsiz olma durumu.
ŞİŞİRMEDEMİRİ
Kolay deri yüzmeyi sağlayan 40 cm. kadar uzunluğu, 1,5 cm. kadar çapı olan demir çubuk. Bu çubuk deri ile et arasına sokulduktan sonra, açılan boşluğu üflenerek, derinin etten kolayca ayrılması sağlanır. (Kemalpaşa İzmir.).
RESMEDEBİLMEK
Resmetme imkânı veya olasılığı bulunmak.
MEDENİLEŞMEK
Uygarlaşmak.
MEDENİLEŞTİRMEK
Uygarlaştırmak.
KESTİRMEDEN
En kısa yoldan, en kısa bir biçimde.
RESMEDEBİLME
Resmedebilmek işi.
HÜKMEDEBİLMEK
Hükmetme imkânı veya olasılığı bulunmak.
MEDENİLEŞTİRME
Uygarlaştırma.
MEDENİYETSİZ
Uygarlaşmamış. Uygarlaşmamış bir biçimde.
MEDENİYETÇİLİK
Medeniyet yanlısı olma durumu.
HÜKMEDEBİLME
Hükmedebilmek işi.
HAZMEDEBİLMEK
Hazmetme imkânı veya olasılığı bulunmak.
MEDENİYETÇİ
Medeniyet yanlısı olan kimse.
Bu bölümde tanımı içerisinde MEDE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ATLAMAK
Bir engeli sıçrayarak veya fırlayarak aşmak. Yanılmak, aldanmak. Yüksek bir yerden alçak bir yere, ayaküstü gelecek bir biçimde kendini bırakmak. İnmek. Okuma, yazı yazma, sayı sayma vb. işlerde bazı bölümleri üstünkörü geçmek. Basında haberi zamanında verememek veya diğer gazetelerden öğrenmek. Bir işe sonucunu düşünmeden hemen girişmek. Binmek. Sınıfı okumadan geçmek.
AVANTA
Bir kimsenin emek vermeden sağladığı kazanç.
ACELE
Hızlı yapılan, çabuk, tez, ivedi. Tez davranma gerekliliği. Vakit geçirmeden, tez olarak.
AKROMATİK
Beyaz ışığı çözümlemeden geçiren, renksemez. Hücrede boyayı kabul etmeyen (bölüm).
ANAKRONİK
Çağı geçmiş, çağa uymaz, eskimiş. Tarihlendirmede yanılgı içinde bulunan.
ATIFET
İyilik, bağış, kayra, lütuf, ihsan, inayet. Karşılık beklemeden gösterilen sevgi.
AVAL
Ticari senetlerde, ödemeden sorumlu olanların ödememesi durumunda üçüncü bir kişinin alacaklılara senet bedelini ödeyeceğine ilişkin verdiği güvence. Saflığı sersemlik derecesine varan (kimse).
AÇIKTAN
Bir yerin uzağından. Ayrıca, ek olarak. Sıra ve aşama gözetilmeden, dışarıdan atayarak. Önceden belirlenmiş bir bütçeye bağlı kalmaksızın.
ANLAM
Bir kelimeden, bir sözden, bir davranış veya olgudan anlaşılan şey, bunların hatırlattığı düşünce veya nesne, mana, meal, fehva, deme, mazmun, medlul, valör. Bir önermenin, bir tasarının, bir düşüncenin veya eserin anlatmak istediği şey.
AĞIRŞAKLANMAK
Ergenlik döneminde çıbanda veya memede ağırşak biçiminde bir tümsek oluşmak.
ACEMLEŞMEK
Kültür ve medeniyet bakımından İran halkını örnek almak veya etkisi altında kalmak.
ARALIKSIZ
Birbirine bitişik olan, aralarında açıklık bulunmayan, kesintisiz. Sürekli, ara vermeden, kesintisiz.
ARASIZ
Sürekli olarak, arkası kesilmeden, ara vermeden, müstemirren, vira.
AKILCILIK
Akla dayanan, doğruluğun ölçütünü duyularda değil, düşünmede ve tümdengelimli çıkarmalarda bulan öğretilerin genel adı, usçuluk, akliye, rasyonalizm, deneycilik karşıtı. Akla ve akıl yolu ile varılan yargıya inanma, akla aykırı veya akıl dışı hiçbir şeyi tanımama davranışı ve tutumu, akliye, rasyonalizm. Bilginin evrensellik ve zorunluluğunun deneyden ve deneye dayanan genellemeden değil, yalnızca akıldan çıkartılabileceğini savunan öğreti, rasyonalizm.
ANAGRAM
Bir kelimedeki harflerin yerleri değiştirilerek elde edilen kelime.
ALBATROS
Fırtına kuşugillerden, 1 metre uzunluğunda, Atlantik Okyanusu'nda yaşayan iri bir tür kuş (Diomedea exulans).
ATMAK
Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Örtmek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Söylemek. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Uzatmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Yırtılmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Yalan ya da abartmalı söz söylemek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Koymak. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Geri bırakmak, ertelemek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Terk etmek. Değerini eksiltmek. Götürmek. Çıkarmak, dışarıya vermek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. İçki içmek. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Göndermek, yollamak. Çatlamak. Sille, tokat vurmak.
ALAYLI
Erlikten yetişmiş, askerî okullarda okumadan başarı gösterip rütbe alan ve yükselen subay. Gerekli okul eğitimini görmeden kendini yetiştirmiş olan (kimse), mektepli karşıtı. Gösterişli, görkemli, debdebeli. Alay edici, küçümseyici, müstehzi.
ASILTI
Çözünemeyen madde parçacıklarının dibe çökmeden bir sıvı ortamda kalmış durumu, süspansiyon. Böyle bir sıvı karışımı, süspansiyon.
ANGARYA
Bir kimseye veya bir topluluğa zorla, ücret vermeden yaptırılan iş, yüklenti. Kölelik düzeninde köylünün derebeyine yaptığı zorunlu ücretsiz hizmet. Usandırıcı, bıktırıcı, zorla yapılmış olan iş. Savaş durumundaki bir devletin, kendi sularındaki yabancı bir devletin ticaret gemilerine el koyarak bunlardan yararlanması. Olağanüstü durumlarda veya sıkıyönetimde devletin vatandaşlara ait taşıtlara el koyması. Bir kişiye görevi dışında yaptırılan iş.