İçinde MEDE geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "mede" olan, toplam 62 tane kelime bulunuyor. İçerisinde mede bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu mede ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında mede olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

MEDENİLEŞTİRMEK, MEDENİYETSİZLİK

14 harfli kelimeler

MEDENİLEŞTİRME, MEDENİYETÇİLİK

13 harfli kelimeler

HÜKMEDEBİLMEK, HAZMEDEBİLMEK, RESMEDEBİLMEK, ŞİŞİRMEDEMİRİ

12 harfli kelimeler

MEDENİLEŞMEK, HÜKMEDEBİLME, MEDENİYETSİZ, HAZMEDEBİLME, RESMEDEBİLME

11 harfli kelimeler

KESTİRMEDEN, MEDENİYETÇİ, DEPEREMEDEN, TERSLEMEDEN, MEDENİLEŞME

10 harfli kelimeler

SÜMEYMEDEN, SELLİMEDEK, MEDEYHLİYH, KÖRLEMEDEN

9 harfli kelimeler

MEDENİLİK, MEDENİYET, EMEDENNEN, BÜRÜMEDEN

8 harfli kelimeler

MEDENİCİ, GİLEMEDE, MEDERESE, MEDERLİK, MEDEKLİK, MEDERSİZ, MEDETSİZ, LAGMEDER, BİDİMEDE, EŞMEDERE, HAYMEDET, MEDEYLİH

7 harfli kelimeler

MEDETLİ, TEEMEDE, TÜMEDEK, TÜMEDEN, DEĞMEDE, DEYMEDE, EMEDENE, MEDEGÖZ, EMEDENİ, HAYMEDE

6 harfli kelimeler

MEDENİ, DAMEDE, DEMEDE, DİMEDE, MEDEYH, MEDELI

5 harfli kelimeler

MEDEH, MEDEŞ, MEDEK, MEDEM, MEDER, MEDET, MEDEN

4 harfli kelimeler

MEDE

Bazı kelimelerin anlamları

MEDE

Mide. Çocuk oyunlarında kale. Başka, özge. Manda yavrusu, malak.

HAZMEDEBİLME

Hazmedebilmek işi.

MEDENİYETSİZLİK

Medeniyetsiz olma durumu.

ŞİŞİRMEDEMİRİ

Kolay deri yüzmeyi sağlayan 40 cm. kadar uzunluğu, 1,5 cm. kadar çapı olan demir çubuk. Bu çubuk deri ile et arasına sokulduktan sonra, açılan boşluğu üflenerek, derinin etten kolayca ayrılması sağlanır. (Kemalpaşa İzmir.).

RESMEDEBİLMEK

Resmetme imkânı veya olasılığı bulunmak.

MEDENİLEŞMEK

Uygarlaşmak.

MEDENİLEŞTİRMEK

Uygarlaştırmak.

KESTİRMEDEN

En kısa yoldan, en kısa bir biçimde.

RESMEDEBİLME

Resmedebilmek işi.

HÜKMEDEBİLMEK

Hükmetme imkânı veya olasılığı bulunmak.

MEDENİLEŞTİRME

Uygarlaştırma.

MEDENİYETSİZ

Uygarlaşmamış. Uygarlaşmamış bir biçimde.

MEDENİYETÇİLİK

Medeniyet yanlısı olma durumu.

HÜKMEDEBİLME

Hükmedebilmek işi.

HAZMEDEBİLMEK

Hazmetme imkânı veya olasılığı bulunmak.

MEDENİYETÇİ

Medeniyet yanlısı olan kimse.

  -   -   -  

Anlamında MEDE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde MEDE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ATLAMAK

Bir engeli sıçrayarak veya fırlayarak aşmak. Yanılmak, aldanmak. Yüksek bir yerden alçak bir yere, ayaküstü gelecek bir biçimde kendini bırakmak. İnmek. Okuma, yazı yazma, sayı sayma vb. işlerde bazı bölümleri üstünkörü geçmek. Basında haberi zamanında verememek veya diğer gazetelerden öğrenmek. Bir işe sonucunu düşünmeden hemen girişmek. Binmek. Sınıfı okumadan geçmek.

AVANTA

Bir kimsenin emek vermeden sağladığı kazanç.

ACELE

Hızlı yapılan, çabuk, tez, ivedi. Tez davranma gerekliliği. Vakit geçirmeden, tez olarak.

AKROMATİK

Beyaz ışığı çözümlemeden geçiren, renksemez. Hücrede boyayı kabul etmeyen (bölüm).

ANAKRONİK

Çağı geçmiş, çağa uymaz, eskimiş. Tarihlendirmede yanılgı içinde bulunan.

ATIFET

İyilik, bağış, kayra, lütuf, ihsan, inayet. Karşılık beklemeden gösterilen sevgi.

AVAL

Ticari senetlerde, ödemeden sorumlu olanların ödememesi durumunda üçüncü bir kişinin alacaklılara senet bedelini ödeyeceğine ilişkin verdiği güvence. Saflığı sersemlik derecesine varan (kimse).

AÇIKTAN

Bir yerin uzağından. Ayrıca, ek olarak. Sıra ve aşama gözetilmeden, dışarıdan atayarak. Önceden belirlenmiş bir bütçeye bağlı kalmaksızın.

ANLAM

Bir kelimeden, bir sözden, bir davranış veya olgudan anlaşılan şey, bunların hatırlattığı düşünce veya nesne, mana, meal, fehva, deme, mazmun, medlul, valör. Bir önermenin, bir tasarının, bir düşüncenin veya eserin anlatmak istediği şey.

AĞIRŞAKLANMAK

Ergenlik döneminde çıbanda veya memede ağırşak biçiminde bir tümsek oluşmak.

ACEMLEŞMEK

Kültür ve medeniyet bakımından İran halkını örnek almak veya etkisi altında kalmak.

ARALIKSIZ

Birbirine bitişik olan, aralarında açıklık bulunmayan, kesintisiz. Sürekli, ara vermeden, kesintisiz.

ARASIZ

Sürekli olarak, arkası kesilmeden, ara vermeden, müstemirren, vira.

AKILCILIK

Akla dayanan, doğruluğun ölçütünü duyularda değil, düşünmede ve tümdengelimli çıkarmalarda bulan öğretilerin genel adı, usçuluk, akliye, rasyonalizm, deneycilik karşıtı. Akla ve akıl yolu ile varılan yargıya inanma, akla aykırı veya akıl dışı hiçbir şeyi tanımama davranışı ve tutumu, akliye, rasyonalizm. Bilginin evrensellik ve zorunluluğunun deneyden ve deneye dayanan genellemeden değil, yalnızca akıldan çıkartılabileceğini savunan öğreti, rasyonalizm.

ANAGRAM

Bir kelimedeki harflerin yerleri değiştirilerek elde edilen kelime.

ALBATROS

Fırtına kuşugillerden, 1 metre uzunluğunda, Atlantik Okyanusu'nda yaşayan iri bir tür kuş (Diomedea exulans).

ATMAK

Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Örtmek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Söylemek. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Uzatmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Yırtılmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Yalan ya da abartmalı söz söylemek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Koymak. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Geri bırakmak, ertelemek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Terk etmek. Değerini eksiltmek. Götürmek. Çıkarmak, dışarıya vermek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. İçki içmek. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Göndermek, yollamak. Çatlamak. Sille, tokat vurmak.

ALAYLI

Erlikten yetişmiş, askerî okullarda okumadan başarı gösterip rütbe alan ve yükselen subay. Gerekli okul eğitimini görmeden kendini yetiştirmiş olan (kimse), mektepli karşıtı. Gösterişli, görkemli, debdebeli. Alay edici, küçümseyici, müstehzi.

ASILTI

Çözünemeyen madde parçacıklarının dibe çökmeden bir sıvı ortamda kalmış durumu, süspansiyon. Böyle bir sıvı karışımı, süspansiyon.

ANGARYA

Bir kimseye veya bir topluluğa zorla, ücret vermeden yaptırılan iş, yüklenti. Kölelik düzeninde köylünün derebeyine yaptığı zorunlu ücretsiz hizmet. Usandırıcı, bıktırıcı, zorla yapılmış olan iş. Savaş durumundaki bir devletin, kendi sularındaki yabancı bir devletin ticaret gemilerine el koyarak bunlardan yararlanması. Olağanüstü durumlarda veya sıkıyönetimde devletin vatandaşlara ait taşıtlara el koyması. Bir kişiye görevi dışında yaptırılan iş.