Kelimeler arşivi içinde; sonunda "lima" olan, toplam 8 adet kelime bulunmaktadır. Sonu lima ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında lima olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde lima olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
MİKROKLİMA
KOMPLİMA
GILİMA, ĞİLİMA
KLİMA, ELİMA, İLİMA
LİMA
LİMA
Sabun.
KOMPLİMA
Takım.
KLİMA
Soğuk veya sıcak hava vererek kapalı bir yerin havasını değiştiren elektrikli araç, iklimleme cihazı.
ELİMA
Kongo'daki Mongo ve Kunduların yeteneği, beceriyi ve çocuk yapmayı etkilediğine inandıkları gizemsel gücün adı.
İLİMA
Kullanılmış sabun parçası.
MİKROKLİMA
Dar iklim bölgesi.
GILİMA
Kullanılmış küçük sabun.
ĞİLİMA
Çok pişip erimiş et.
Bu bölümde tanımı içerisinde LİMA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
LİMANLAMA
Limanlamak işi veya durumu.
ACIMASIZCA
Acımasız olarak, acımasız bir biçimde, acımasızcasına, zalimce, zalimcesine, zalimane.
EMİR
Buyruk, komut, talimat, ferman. İstek. Orta Anadolu'da şarap yapımı için üretilen, orta kalın kabuklu, beyaz renkli, kısa ve karışık budanan bir tür üzüm.
AĞIZ
Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.
RAMBURSMAN
Geri ödeme. Ödeme emrini vermesi gereken bankanın talimatına göre akreditif bedelini ödeyen aracı banka.
NEMLENDİRİCİ
Nemlendirmeye yarayan. Klima tesisatında havanın nemlenmesini sağlayan bölüm.
AĞIZLAMAK
Bir boğazın veya bir limanın ağzını ortalamak. Bir işi kolaylamak. Bir parçayı yuvasına geçirmek için önce yuvanın ağzını ayarlamak.
KEMANE
Keman ve kemençe yayı. Bir tür halk çalgısı. Ağaç gemilerde talimarın üst ucundaki kıvrım. Delgi veya küçük torna çevirmek için kullanılan ok yayı biçimindeki araç.
MENDİREK
Kıyılarda dalgakıranla yapılmış liman.
ISKARÇA
Kalabalık liman. Bir şeyi tıka basa doldurma. Bir limanın gemilerle dolu olması durumu.
KOSTER
Kıyı limanları arasında seferler yapmak üzere inşa edilmiş ve donatılmış küçük yük gemisi.
DALGAKIRAN
Kıyıdaki yapıları, tekneleri, dalgaların yıpratıcı etkisinden korumak veya gemilerin yük alıp boşaltmasını sağlamak amacıyla liman ve iskele önlerine yapılmış olan uzun set.
AYNALIK
Geminin ve bağlı bulunduğu limanın adı yazılan, düz veya az yuvarlak kıç bölüm.
LEVANTEN
Özellikle Tanzimat sonrasında büyük liman kentlerinde yoğunlaşan ve ticaretle uğraşan, Hristiyanlara verilen ad, tatlısu Frengi. Avrupalı gibi görünmeye özenen, züppe tavırlı. Bu tavra özgü olan.
PONTON
Batmış gemileri askıya alma işinde kullanılan büyük duba. Yat limanlarında yatların yanaşması için zincirle karaya bağlı sabit duba. Tombaz.
AMBARGO
Bir malın serbest sürümünü engellemek için konulan yasak, engelleyim. Bir ülkenin dış dünyayla ilişkilerini engelleme, engelleyim. Bir kişinin başka kişilerle ilişkilerini engelleme, engelleyim. Bir devletin, gemilerin kendi limanlarından ayrılmasını yasaklama buyruğu, engelleyim.
PATENT
Buluş belgesi. Gemilere ayrıldıkları limanın sağlık durumu için verilen belge. Uyruğunu belirten belge. Bir durum veya bir işi yalnızca kendi yetkisi altında görme.
MARİNA
Yat limanı.
KABOTAJ
Bir ülkenin iskele veya limanları arasında gemi işletme işi.
LİMANLIK
Liman gibi kullanılan, liman kurmaya elverişli (yer). Yatışmış, dalgasız, sakin (deniz, hava).