Kelimeler arşivinde; içinde "lima" olan, toplam 68 tane kelime bulunuyor. İçerisinde lima bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu lima ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında lima olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
PALEOKLİMATOLOJİ
KARGINSELİMAĞA, AKLİMATİZASYON
POLİMASTİGOT, KLİMATOLOJİK
CAMİLİMANDA, KLİMATOLOJİ, SÜBLİMASYON, POLİKLİMAKS, TALİMATNAME
LİMANLAMAK, ERİKLİMANI, AKLİMASYON, TESLİMATÇI, LEHLİMACUN, MİKROKLİMA, PAŞALİMANI, SELLİMARAZ, KLİMATOLOG, HAVALİMANI
LİMANDERE, ZİLLİMAŞA, İLİMANNIH, ALİMALLAH, KOMPLİMAN, LİMANLAMA
HALİMADE, KOMPLİMA, ZALİMANE, KLİMASIZ, TESLİMAT, LİMANKÖY, MÜSLİMAN, SÜTLİMAN, LİMANLIK, GİLİMANA, GİLİMADI, SELİMAĞA, SÜBLİMAT, DUTLİMAN, ZALİMALİ
CİLİMAK, PİLİMAN, LİMANOL, TALİMAR, TALİMAT, SİLİMAN, KLİMALI, ALİMANE, KLİMAKS, ALİMANA, CİLİMAH
ELİMAN, LİMAKİ, GILİMA, ULİMAK, GLİMAN, ĞİLİMA, İLİMAÇ, İLİMAN, İLİMAR, ALİMAN, LİMAKS
KLİMA, ELİMA, LİMAN, İLİMA
LİMA
LİMA
Sabun.
ERİKLİMANI
Giresun kenti, merkez belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
LİMANLAMAK
Gemi bir limana girip orada kalmak. Yatışmak, sakinleşmek.
POLİKLİMAKS
Birçok farklı klimaks topluluklarından oluşan birlik.
SÜBLİMASYON
Süblimleşme. Bir maddenin katı halden sıvı duruma geçmeksizin direkt olarak gaz hâline geçmesi.
LEHLİMACUN
Lahmacun.
CAMİLİMANDA
İçel ili, Yenice bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
KLİMATOLOJİK
İklim bilimi ile ilgili.
TALİMATNAME
Yönetmelik.
KARGINSELİMAĞA
Kırşehir ili, Kaman ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
POLİMASTİGOT
Birkaç adet veya daha fazla sayıda kamçıya sahip mastigot.
AKLİMATİZASYON
İklime uyma.
KLİMATOLOJİ
İklim bilimi.
AKLİMASYON
İklimlendirme. Bir canlının yeni bir ortama alışması süreci.
PALEOKLİMATOLOJİ
Geçmiş çağların iklim şartlarını inceleyen bilim dalı.
TESLİMATÇI
Teslimat işiyle uğraşan kimse.
Bu bölümde tanımı içerisinde LİMA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
LEVANTEN
Özellikle Tanzimat sonrasında büyük liman kentlerinde yoğunlaşan ve ticaretle uğraşan, Hristiyanlara verilen ad, tatlısu Frengi. Avrupalı gibi görünmeye özenen, züppe tavırlı. Bu tavra özgü olan.
AYNALIK
Geminin ve bağlı bulunduğu limanın adı yazılan, düz veya az yuvarlak kıç bölüm.
PATENT
Buluş belgesi. Gemilere ayrıldıkları limanın sağlık durumu için verilen belge. Uyruğunu belirten belge. Bir durum veya bir işi yalnızca kendi yetkisi altında görme.
PONTON
Batmış gemileri askıya alma işinde kullanılan büyük duba. Yat limanlarında yatların yanaşması için zincirle karaya bağlı sabit duba. Tombaz.
ISKARÇA
Kalabalık liman. Bir şeyi tıka basa doldurma. Bir limanın gemilerle dolu olması durumu.
KOSTER
Kıyı limanları arasında seferler yapmak üzere inşa edilmiş ve donatılmış küçük yük gemisi.
KABOTAJ
Bir ülkenin iskele veya limanları arasında gemi işletme işi.
LİMANLAMA
Limanlamak işi veya durumu.
EMİR
Buyruk, komut, talimat, ferman. İstek. Orta Anadolu'da şarap yapımı için üretilen, orta kalın kabuklu, beyaz renkli, kısa ve karışık budanan bir tür üzüm.
DALGAKIRAN
Kıyıdaki yapıları, tekneleri, dalgaların yıpratıcı etkisinden korumak veya gemilerin yük alıp boşaltmasını sağlamak amacıyla liman ve iskele önlerine yapılmış olan uzun set.
NEMLENDİRİCİ
Nemlendirmeye yarayan. Klima tesisatında havanın nemlenmesini sağlayan bölüm.
LİMANLIK
Liman gibi kullanılan, liman kurmaya elverişli (yer). Yatışmış, dalgasız, sakin (deniz, hava).
AĞIZLAMAK
Bir boğazın veya bir limanın ağzını ortalamak. Bir işi kolaylamak. Bir parçayı yuvasına geçirmek için önce yuvanın ağzını ayarlamak.
ACIMASIZCA
Acımasız olarak, acımasız bir biçimde, acımasızcasına, zalimce, zalimcesine, zalimane.
AĞIZ
Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.
RAMBURSMAN
Geri ödeme. Ödeme emrini vermesi gereken bankanın talimatına göre akreditif bedelini ödeyen aracı banka.
MENDİREK
Kıyılarda dalgakıranla yapılmış liman.
KEMANE
Keman ve kemençe yayı. Bir tür halk çalgısı. Ağaç gemilerde talimarın üst ucundaki kıvrım. Delgi veya küçük torna çevirmek için kullanılan ok yayı biçimindeki araç.
MARİNA
Yat limanı.
AMBARGO
Bir malın serbest sürümünü engellemek için konulan yasak, engelleyim. Bir ülkenin dış dünyayla ilişkilerini engelleme, engelleyim. Bir kişinin başka kişilerle ilişkilerini engelleme, engelleyim. Bir devletin, gemilerin kendi limanlarından ayrılmasını yasaklama buyruğu, engelleyim.