Kelimeler arşivi içinde; sonunda "let" olan, toplam 156 adet kelime bulunmaktadır. Sonu let ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında let olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde let olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
SİNEYİMİLLET
EKZOİSKELET
İSPANYOLET, MOTOSİKLET, BAŞVEKALET, GARIGULLET, HECİMİLLET, TECEMİLLET, TECİMİLLET
KARAGÖLET, KARAVELET, PİSİYHLET
BİSİKLET, İSKERLET, MEZELLET, MUADELET, SANDALET, GENİŞLET, HERİKLET, MEHMELET, MEŞMELET, PLATELET, PÜSÜGLET, ŞAHVELET, TAHALLET, TAKALLET
ARBALET, BESALET, CEHALET, DALALET, DEHALET, DELALET, FAZİLET, HAYALET, İSKELET, KANALET, KAZULET, KEFALET, REZALET, SEFALET, SUHULET, TUVALET, ALEVLET, CEHELET, CEZALET, ENSELET, ERKİLET, ESAALET, HACALET, İŞKİLET, MADELET, MÖMELET, NABELET, REZELET, RİSALET, SEFELET, Devamını Oku »»
ADALET, APOLET, ASALET, ATALET, BUKLET, DEVLET, EYALET, GAFLET, HASLET, KOTLET, MİLLET, MÜHLET, SAVLET, SIKLET, TABLET, ZİLLET, ADELET, ADOLET, CİKLET, DOVLET, DÖVLET, DUPLET, DÜĞLET, EDALET, EDELET, ESELET, GALLET, GIRLET, GOBLET, GÖĞLET, Devamını Oku »»
ATLET, BALET, BİLET, FİLET, GÖLET, GULET, İLLET, JİLET, OMLET, PALET, RULET, UZLET, VELET, AHLET, BELET, CİLET, ÇELET, DÖLET, EVLET, GELET, GÜLET, HALET, HELET, HİLET, KELET, KOLET, MELET, MİLET, MULET, MÜLET, Devamını Oku »»
ALET, ÖLET, ELET, ÜLET
LET
LET
Yoksul.
TECEMİLLET
Yakın, hısım, aile. Yaramaz çocuk.
KARAVELET
Erzurum kenti, Pasinler belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
TECİMİLLET
Eğitilmemiş, ahlaksız : Şu çocuk çok tecimillettir.
EKZOİSKELET
Dış iskelet.
İSPANYOLET
Pencere kanatlarını kapadıktan sonra sürgülemeye yarayan ve ortasında her iki yana işleyen tutacak yeri bulunan uzun demir sürgü.
KARAGÖLET
Bursa ili, İnegöl ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge.
SİNEYİMİLLET
Halk içi, halk kucağı.
PİSİYHLET
Fransızca kökenli bicyclette: bisiklet; 'cansız at' da denildiği olur; bk. ayrıca wolespet.
MOTOSİKLET
Motor silindirinin hacmi 125 santimetreküpten büyük olan, iki tekerlekli motorlu taşıt, motor.
BİSİKLET
Tekerlekleri pedal aracılığıyla ayakla döndürülen binek aracı, çiftteker, derrace, velespit. Bu araçla yapılmış olan bir spor türü.
BAŞVEKALET
Başbakanlık.
MEZELLET
Alçalma, bayağılaşma, aşağılaşma.
GARIGULLET
Kadınlar topluluğu.
HECİMİLLET
Çerçöp, pislik: Bu suyun içinde her hecimillet var.
İSKERLET
Dikenli salyangoz.
Bu bölümde tanımı içerisinde LET geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ADALETSİZLİK
Adalete aykırı olma durumu.
AĞIR
Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.
ADAPTÖR
Bir aletin çapları birbirinden farklı olan parçalarından birini ötekine geçirebilmek için yararlanılan bağlayıcı. Aygıtın kullanabileceği düzeye göre elektrik akımını ayarlayan alet, uyarlayıcı.
AÇIKLIKÖLÇER
Bir mikroskobun açıklığını ölçmeye yarayan alet.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
AÇAN
Oynak kemiklerin arasındaki açıları genişletmeye yarayan kasların genel adı, büken karşıtı.
AĞIZ
Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.
ABLA
Bir kimsenin kendisinden büyük olan kız kardeşi. Erkeklerin kız veya kadınlara seslenirken söyledikleri söz. Büyük kız kardeş gibi saygı ve sevgi gösterilen kız veya kadın. Genelev veya randevuevi işletmecisi kadın, çaça, mama (II).
ABDESTHANE
Tuvalet.
ADALET
Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması, türe. Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme, doğruluk. Bu işi uygulayan, yerine getiren devlet kuruluşları. Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme.
ABONMAN
Bir satıcı veya kamu kuruluşu ile alıcılar arasında yapılmış olan anlaşma, sürdürüm. Abone olma durumunu gösteren belge. Kent içinde ulaşımı sağlayan otobüslerde para yerine geçen bilet veya kart.
AHİZE
Telefonda seslerin duyulduğu ve iletildiği parça.
ADIMSAYAR
Yürüme sırasında gerçek sonuçlara varabilmek için geçilen yerin uzunluğunu anlayabilmek amacıyla ayağa veya bele takılan alet, pedometre.
AĞA
Geniş toprakları olan, sözü geçen, varlıklı kimse. Halk arasında sayılan ve sözü geçen erkeklere verilen unvan. Osmanlı Devleti'nde bazı kuruluşların başında bulunanlara verilen resmî san. Ağabey. Cömert, eli açık. Okuryazar olmayan yaşlı kimselerin adlarıyla birlikte kullanılan san. Koca.
ADALETSİZ
Adalete aykırı düşen (şey). Adaleti olmayan (kimse).
ADLİYE
Hukuk ve adalet işlerini gören devlet kuruluşları. Hukuk ve adalet işlerinin görüldüğü resmî yapı.
AĞ
İplik, sicim, tel vb. ince şeylerden kafes biçiminde yapılmış örgü. Ulaşım ve iletişim gibi alanlarda ülkenin her yerine yaygınlaştırılmış şebeke. Örümcek vb. hayvanların salgılarıyla oluşturdukları örgü. Çaprazlama örgü ile yapılmış olan ve kale direkleri arkasına gerilen örgü, file. Pantolon veya külotun apış arasına gelen yeri, apışlık. Tuzak. Oyun alanını ortadan ikiye bölen iple yapılmış örgü, file.
ACENTE
Bir kuruluşun yaptığı işi onun adına kazanç karşılığında yürüten daha küçük kuruluş. Bu kuruluşun veya şubelerinin başında bulunan kimse. Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yapan kimse. Banka şubesi. Vapur ortaklığı.
ADALETLİLİK
Adaletli olma durumu.
AÇIÖLÇER
İletki.