Kelimeler arşivi içinde; sonunda "lame" olan, toplam 5 adet kelime bulunmaktadır. Sonu lame ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında lame olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde lame olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
LAME
Dokusunda çoğunlukla gümüş ve altın renginde tel bulunan kumaş veya metal parlaklığı verilmiş deri. Böyle bir kumaş veya deriden yapılan.
KELAME
Boyunduruğun deliklerine takılıp öküzlerin bağlanmasına yarayan ağaç.
DOLAME
Dönemeç, viraj.
ALLAME
Çok ve derin bilgisi olan, çok bilgili.
BEAZLAME
Pideden kalınca açılıp içine yağ, haşhaş ve benzerleri konulan, üstüne yoğurt ya da yumurta sürülerek sacda yan pişirilen ekmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde LAME geçen kelimeler listesi verilmiştir.
LOCA
Tiyatro, sinema vb. eğlence yerlerinde veya parlamento salonlarında özel bölme. Masonluk bölümlerinden her biri.
İŞARET
Anlam yükletilen şey, anlamlı iz, im. El, yüz hareketleriyle gösterme. Belirti, gösterge, alamet.
BELGİ
Bir şeyi benzerlerinden ayıran özellik, alamet, nişan. Şiar.
ALAMETİFARİKALI
Alametifarikası olan.
MEŞRUTİYET
Hükümdarlıkla yönetilen bir ülkede hükümdarın başkanlığı altında parlamento yönetimine dayanan hükûmet etme biçimi. Osmanlı Devleti'nde 1876 Anayasa'sıyla başlayan ve 1918 Mondros Mütarekesi'ne kadar süren, I. ve II. Meşrutiyet dönemi adlarıyla anılan süre.
ÖDENEK
Bir iş için ayrılan belli para, tahsisat. Devlet harcamalarının yapılabilmesi için her yılın bütçesiyle yürütme organına verilen harcama izni. Parlamento üyelerine, görevleri sebebiyle verilen, yolluk dışında kalan para.
NİŞANLI
Evlenmek için söz verip yüzük takmış olan kimse, adaklı. Belirleyici bir işareti, alameti, nişanı olan kimse.
NİŞANSIZ
Belirleyici bir işareti, alameti, nişanı olmayan.
MİLLETVEKİLİ
Anayasaya göre millet meclisine seçimle giren millet temsilcisi, mebus, parlamenter, vekil.
KURTULUŞ
Bir şeyden, bir yerden kurtulma, felah, halas, necat, selamet. Bağımsızlık.
FELAH
Kurtuluş, selamet, onma.
GEÇİRMEK
Geçme işini yaptırmak, geçmesini sağlamak. Bir gereksinimi eldeki imkânla karşılamak. Bir şeyi kendisine ayrılmış olan yere yerleştirmek, takmak. Zaman harcamak. Giymek, giyinmek. Birine kötü söz söylemek. Bir işi birden çok kişi üzerinde uygulamak. Bir şeyi bir yerden başka yere taşımak, nakletmek. Alışverişte aldatmak, kötü mal satmak, kazıklamak. Bir süre yaşamak, oturmak, kalmak. Herhangi bir durumu yaşamış olmak. Tespit etmek, yazmak, kaydetmek. Bir şeyi bir yandan öbür yana götürmek. Yola çıkan birini uğurlamaya gitmek, selametlemek, teşyi etmek. Etmek, yapmak. Hastalık bulaştırmak. Vurmak.
İZ
Bir şeyin geçtiği veya önce bulunduğu yerde bıraktığı belirti, nişan, alamet, emare. Bir olay, bir durum veya yaşayıştan geride kalan belirti, eser. Bir düzlemin başka bir düzlemle veya bir doğru ile kesişmesinden doğan ara kesit. Bir olay veya bir durumdan geride kalan belirti, ipucu, emare. Bir şeyin dokunmasıyla geride kalan belirti.
BELİRTİ
Bir olayın veya durumun anlaşılmasına yardım eden şey, alamet, nişan, nişane. Vücuttaki işlevsel bir bozukluğun veya hastalığın belirlenmesine yarayan işaret, araz, semptom.
ESENLİK
Esen olma durumu, sağlık, afiyet, sıhhat, selamet, hastalık karşıtı.
DUMA
Rus parlamentosunun alt kanadı.
İM
İşaret. Alamet.
ALLAMELİK
Allame olma durumu.
MİLLETVEKİLLİĞİ
Milletvekilinin görevi, mebusluk, parlamenterlik.
FRAKSİYON
Bir siyasi partinin politikasını parlamentoda, yerel yönetimlerde, çeşitli kuruluşlarda yürütmek için teşkilatlanmış grup, bölüntü, bölüngü. Hizip.