İçinde LAME geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "lame" olan, toplam 62 tane kelime bulunuyor. İçerisinde lame bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu lame ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında lame olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

ALAMETİFARİKALI, MİKROFİLAMENTUM

14 harfli kelimeler

PARLAMENTARİZM

13 harfli kelimeler

ALAMETİFARİKA, MİKROFİLAMENT

12 harfli kelimeler

TONOFİLAMENT, LAMELLİPODYA, ALLAMEİCİHAN, SELAMETLEMEK, MONOFİLAMENT, NÖROFİLAMENT

11 harfli kelimeler

MOLLAMEHMET, PARLAMENTER, SELAMETLEME, ALAMERDİNLİ

10 harfli kelimeler

MOLLAMELİK, SELAMETTİN, LAMELLOZUS, TOLAMEHMET, LAMELLOSİT, ALAMERİKAN, GAYARLAMEK, ALAMEREMET, PARLAMENTO

9 harfli kelimeler

ALAMENCİK, FLAMENTÖZ, ELAMENCİK, DARELAMET, SELAMETLE, ALLAMELİK, ALAMETTİN, SELAMETLİ, ALAMEŞLEK, AKSÜLAMEL, ALAMESCİT

8 harfli kelimeler

SAĞLAMER, FLAMENKO, SİKLAMEN, ALAMELİK, ALAMECEK, ALAMETRE, BEAZLAME, ALAMELEK, FİLAMENT

7 harfli kelimeler

LAMELİF, ALAMEŞE, BULAMEÇ, İTLAMEK, SELAMET, MELAMET, ALAMEDİ, LAMELLA, LAMEKAN

6 harfli kelimeler

FLAMED, ELAMET, DOLAME, ALLAME, ALAMET, KELAME

5 harfli kelimeler

LAMES, LAMEL

4 harfli kelimeler

LAME

Bazı kelimelerin anlamları

LAME

Dokusunda çoğunlukla gümüş ve altın renginde tel bulunan kumaş veya metal parlaklığı verilmiş deri. Böyle bir kumaş veya deriden yapılan.

MOLLAMEHMET

Erzurum ilinde, Tekman ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

ALAMERDİNLİ

Bir çeşit güvercin.

PARLAMENTARİZM

Yürütme organının, seçimle kurulmuş yasama organlarına karşı sorumlu olduğu politik düzen.

LAMELLİPODYA

Hücre kültüründeki hücrelerin zemine yapışmak üzere ya da yüzeye doğru tabaka şeklindeki uzantıları.

MİKROFİLAMENTUM

Ökaryotik hücrelerin plazma zarının altında yer alan, endositoz, eksositoz ve hücre göç hareketlerinin etkinliklerine katılan, miyofibriller, nörofibriller ve tonofibrillerin oluşturduğu hücre iskeletinin ipliksel organelleri, mikrofilamanlar, stres iplikleri.

ALAMETİFARİKALI

Alametifarikası olan.

PARLAMENTER

Milletvekili. Parlamentoya dayanan, parlamento ile ilgili.

TONOFİLAMENT

Epitel hücrelerini birbirine bağlayan nokta dezmozomlarında bulunan keratin iplikler.

NÖROFİLAMENT

Memelilerin merkezi ve çevresel sinir hücrelerinde bulunan, molekül ağırlıklarına göre hafif nörofilâment (molekül ağırlığı 62000), orta nörofilâment (molekül ağırlığı 102000) ve ağır nörofilâment (molekül ağırlığı 110000) olmak üzere üç tipi bulunan, her biri polipeptit zinciri hâlinde olan ara filâmentler.

ALLAMEİCİHAN

Çok bilgili.

SELAMETLEME

Selametlemek işi.

MONOFİLAMENT

Misina.

MİKROFİLAMENT

Ökaryotik hücrelerin sitoplazmasında bulunan, yapı ve hareketi sağlayan aktinden oluşmuş iplikçikler. Aktin, miyozin, ara filâmentler ve ökaryot hücrelerin hücre iskeletini oluşturan iplikler gibi hücre sitoplâzmasında mikroskopla görülebilecek kadar ince ve çeşitli proteinlerden yapılmış iplikler.

ALAMETİFARİKA

Ayırıcı nitelik, ayırıcı özellik.

SELAMETLEMEK

Yolcuyu, konuğu uğurlamak, geçirmek.

  -   -   -  

Anlamında LAME bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde LAME geçen kelimeler listesi verilmiştir.

DUMA

Rus parlamentosunun alt kanadı.

GEÇİRMEK

Geçme işini yaptırmak, geçmesini sağlamak. Bir gereksinimi eldeki imkânla karşılamak. Bir şeyi kendisine ayrılmış olan yere yerleştirmek, takmak. Zaman harcamak. Giymek, giyinmek. Birine kötü söz söylemek. Bir işi birden çok kişi üzerinde uygulamak. Bir şeyi bir yerden başka yere taşımak, nakletmek. Alışverişte aldatmak, kötü mal satmak, kazıklamak. Bir süre yaşamak, oturmak, kalmak. Herhangi bir durumu yaşamış olmak. Tespit etmek, yazmak, kaydetmek. Bir şeyi bir yandan öbür yana götürmek. Yola çıkan birini uğurlamaya gitmek, selametlemek, teşyi etmek. Etmek, yapmak. Hastalık bulaştırmak. Vurmak.

FELAH

Kurtuluş, selamet, onma.

BELİRTİ

Bir olayın veya durumun anlaşılmasına yardım eden şey, alamet, nişan, nişane. Vücuttaki işlevsel bir bozukluğun veya hastalığın belirlenmesine yarayan işaret, araz, semptom.

MİLLETVEKİLİ

Anayasaya göre millet meclisine seçimle giren millet temsilcisi, mebus, parlamenter, vekil.

FRAKSİYON

Bir siyasi partinin politikasını parlamentoda, yerel yönetimlerde, çeşitli kuruluşlarda yürütmek için teşkilatlanmış grup, bölüntü, bölüngü. Hizip.

ÖDENEK

Bir iş için ayrılan belli para, tahsisat. Devlet harcamalarının yapılabilmesi için her yılın bütçesiyle yürütme organına verilen harcama izni. Parlamento üyelerine, görevleri sebebiyle verilen, yolluk dışında kalan para.

PEKTİN

Bitki dokularında bulunan renksiz, metil grubundan madde. Göze zarının peltemsi kabuğu. Özellikle bitki hücrelerinin orta lamelinde bulunan büyük moleküllü karbonhidrat karışımı madde.

MİLLETVEKİLLİĞİ

Milletvekilinin görevi, mebusluk, parlamenterlik.

NİŞANSIZ

Belirleyici bir işareti, alameti, nişanı olmayan.

ESENLİK

Esen olma durumu, sağlık, afiyet, sıhhat, selamet, hastalık karşıtı.

İŞARET

Anlam yükletilen şey, anlamlı iz, im. El, yüz hareketleriyle gösterme. Belirti, gösterge, alamet.

İM

İşaret. Alamet.

İZ

Bir şeyin geçtiği veya önce bulunduğu yerde bıraktığı belirti, nişan, alamet, emare. Bir olay, bir durum veya yaşayıştan geride kalan belirti, eser. Bir düzlemin başka bir düzlemle veya bir doğru ile kesişmesinden doğan ara kesit. Bir olay veya bir durumdan geride kalan belirti, ipucu, emare. Bir şeyin dokunmasıyla geride kalan belirti.

MEŞRUTİYET

Hükümdarlıkla yönetilen bir ülkede hükümdarın başkanlığı altında parlamento yönetimine dayanan hükûmet etme biçimi. Osmanlı Devleti'nde 1876 Anayasa'sıyla başlayan ve 1918 Mondros Mütarekesi'ne kadar süren, I. ve II. Meşrutiyet dönemi adlarıyla anılan süre.

BELGİ

Bir şeyi benzerlerinden ayıran özellik, alamet, nişan. Şiar.

LOCA

Tiyatro, sinema vb. eğlence yerlerinde veya parlamento salonlarında özel bölme. Masonluk bölümlerinden her biri.

ALLAMELİK

Allame olma durumu.

NİŞANLI

Evlenmek için söz verip yüzük takmış olan kimse, adaklı. Belirleyici bir işareti, alameti, nişanı olan kimse.

KURTULUŞ

Bir şeyden, bir yerden kurtulma, felah, halas, necat, selamet. Bağımsızlık.