Kelimeler arşivi içinde; sonunda "künt" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu künt ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında künt olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde künt olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
KÜNT
Anlayışsız, beceriksiz, elinden iş gelmeyen: Ne kadar künt adamsın. Hamur, ya da çamur topağı. Pişerken tandıra düşen hamur. Değirmen çarkı. Nallanan öküzün ayaklarına bağlanan ağaç: Küntü getir, öküzü nallayacağız. Bir ekmeklik hamur. Hamur topakları. (Ebilhindi Erzurum). Değirmen çarkının aralıklı ağaçlardan oluşan kısmı. (Esat çiftliği Terme Samsun).
Bu bölümde tanımı içerisinde KÜNT geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇİÇEKSİMEK
Çiçek gibi olmak, çiçeklenmek. Kristal durumunda bulunan bir bileşik, kristal suyunu yitirip beyazımsı bir toz durumunu almak. Deride leke, sivilce, çiçek gibi döküntüler belirmek.
KIZAMIKÇIK
Kızamığa benzeyen, ona göre hafif geçen döküntülü bir hastalık.
ENKAZ
Yıkıntı, döküntü, çöküntü.
BAŞAKLAMAK
Tarlalarda, bağlarda kalmış döküntüleri toplamak.
DEPRESYON
Bunalım. Çöküntü.
HURDA
Eski maden parçası. İşe yarayamayacak derecede bozulmuş, zarar görmüş. Parçalanmış, döküntü durumuna gelmiş.
MOLOZ
Toprak ve kireçle karışık taş kırıntıları, yapı döküntüsü, inşaat atığı. Değersiz, işe yaramaz (şey veya kimse).
BUNALIM
Doğal bir süreçte birdenbire oluşan aykırılık, bunluk, buhran, kriz. Tehlikeli sonuç doğurabilecek gerginlik, buhran, kriz. Uyaranlara karşı duyarlığın, iş yapabilme gücünün, kendine güvenin azalarak karamsarlığın, umutsuzluğun güçlenmesiyle ortaya çıkan ruhsal bozukluk, ruhsal çöküntü, depresyon. Bir hastalıkta iyileşme veya ölümle sonuçlanan, birdenbire ortaya çıkan fizyolojik değişiklik, kriz. Çöküntü.
KAŞEKSİ
Kötü beslenme, süreğen veya kötücül bir hastalığın seyri sırasında oluşan ileri derecede zayıflık, bitkinlik ve çöküntü durumu.
GELBERİ
Büyük ocaklardan ateşi dışarı çekmek için kullanılan uzun saplı demir araç. Tırmık. Ağaç dallarını budamak için kullanılan eğri demir. Harman döküntülerini toplamaya yarayan araç.
KRİZ
Bir organda birdenbire ortaya çıkan fizyolojik bozukluk, akse. Bir kimsenin yaşamında görülen ruhsal bunalım. Çöküntü. Bir ülkede veya ülkeler arasında, toplumun veya bir kuruluşun yaşamında görülen güç dönem, bunalım, buhran. Bir şeyin çok kıt bulunması durumu. Bir şeye duyulan ani ve aşırı istek.
DEHŞETLİ
Korku veya ürküntü veren. Çok fazla, son derece.
DEHŞET
Bir tehlike veya korkunç bir şey karşısında duyulan ürküntü, yılgı. Olağanüstü. Olağanüstü şeyler karşısında şaşma anlatan bir söz.
BOZUNTU
Bozulmuş bir şeyin kalan bölümleri, döküntü. Şaşkınlığa düşme. Kendinde bulunması gereken nitelikleri taşımayan kimse veya şey.
KORDON
Genellikle ipekten yapılmış kalın ip. Göbek bağı. Teneke ve çinko eşyaların üstüne süs yapmak için kullanılan araç. Bir yere girip çıkmayı denetim altına almak için görevlilerden oluşturulan dizi. Kıyı şeridi. Saat, madalyon vb.ni asmaya yarayan ince zincir. İnce tellerden örülen ve özellikle ütü, ızgara vb. ev araçlarında kullanılan elektrik kablosu. Kabaran denizin kumsalda bıraktığı döküntü katmanı. İnce uzun sıralar durumunda yapılmış oymalı duvar veya mobilya süsü.
GRABEN
Çöküntü hendeği.
İNDİFAİ
Püsküren (yanardağ). Döküntülü (hastalık).
KURDEŞEN
Deride çeşitli sebeplerle oluşan kaşıntılı döküntü, ürtiker.
BADAS
Harman kaldırıldıktan sonra yerde kalan toprak, çöp ve samanla karışık tahıl taneleri, harman döküntüsü.
DÖKÜNTÜLÜ
Döküntüsü olan. Deride döküntü ile görülen, döküntü ile beliren (hastalık).