Kelimeler arşivi içinde; başında "köy" olan, toplam 51 adet kelime bulunmaktadır. köy ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu köy ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde köy olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
KÖYLEŞTİRMEK
KÖYLEŞTİRME
KÖYLÜÜRÜNÜ, KÖYKÖÇEMEN, KÖYGÖÇÜREN
KÖYLÜTOLU, KÖYBUCAĞI, KÖYLÜOĞLU, KÖYLEŞMEK, KÖYLÜKÖYÜ
KÖYLEŞME, KÖYNÜMEK, KÖYOYUNU, KÖYLÜLÜK, KÖYCÜLÜK, KÖYÜNMEK, KÖYCEĞİZ
KÖYNEYH, KÖYLÜCE, KÖYYERİ, KÖYKENT, KÖYELEK, KÖYEĞEN, KÖYREYH, KÖYTERE, KÖYVENİ, KÖYBAŞI
KÖYNÜK, KÖYNİK, KÖYPER, KÖYNEK, KÖYNEH, KÖYTER, KÖYAĞI, KÖYMEN, KÖYMEK, KÖYLÜK, KÖYLÜG, KÖYLLE, KÖYİÇİ, KÖYDÜR, KÖYDEŞ, KÖYDEK, KÖYCÜK
KÖY
Yönetim durumu, toplumsal ve ekonomik özellikleri veya nüfus yoğunluğu yönünden şehirden ayırt edilen, genellikle tarımsal alanda çalışılan, konutları ve öteki yapıları bu hayata uygun yerleşim birimi, köylük yer, köy yeri. Köy halkı. Köy (bk. kü, küv, küy). Belli bir adı, okul, cami, muhtarlık ve benzerleri toplumsal ve dinsel kuruluşları, komşu köyden ayrıldığı sınırları, tarla, otlak ve korusu bulunan, halkının yaşamı aşağı yukarı tümüyle toprağa bağlı olan yerleşim biçimi. Birbirleriyle akraba olan ya da olmayan birden çok ailenin bir araya gelerek tarım yapmaya ya da hayvan yetiştirmeye elverişli yerey parçasının bir köşesinde kurdukları, alan ve sokaklar çevresinde toplanan küçük ya da büyük, dağınık ya da toplu yapılarla, bunların eklentilerinden oluşan evrensel ve geleneksel yerleşme yeri. bk. köylü, köy topluluğu, akraba. Yönetim durumu, toplumsal ve ekonomik özellikleri ya da nüfus yoğunluğu yönünden kentten ayırt edilen, genellikle tarımsal uğraşıda bulunmak gibi işlevlerle ayrımlaşan ve belirlenen, konutları ve öteki yapıları bu yaşamı yansıtan yerleşme birimi. Köz, kor; yanık, yanma; azap, ıztırap.
KÖYLÜTOLU
Konya ili, Kadınhanı ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
KÖYLÜÜRÜNÜ
Tokat şehrinde, İğdir nahiyesine bağlı bir yer.
KÖYLEŞMEK
Köy durumuna gelmek.
KÖYGÖÇÜREN
Üzeri zeytin yeşili veya kirli sarımsı yeşil renkli, sapı beyaz, üst kısmında derimsi bir halka ve dip kısmında belirgin çanakçık bulunan, meşe ve kayın ağaçlarının altında biten, en tehlikeli zehirli bir tür mantar, evcikkıran (Phalloides).
KÖYLÜKÖYÜ
Balıkesir kenti, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Malatya ili, Hasançelebi bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
KÖYKÖÇEMEN
Bir çeşit iri kertenkele.
KÖYOYUNU
Kaynağı dinsel olan, ilkel konulu oyun. Bu tür oyunlar dinsel tören niteliği taşır. Bolluk, yağmur törenleri gibi gösterilerde bu oyunlar oynanır.
KÖYLEŞTİRME
Köyleştirmek işi.
KÖYCÜLÜK
Köycü olma durumu.
KÖYLÜLÜK
Köylü olma durumu. Köylülere özgü davranış.
KÖYLÜOĞLU
Adana şehrinde, Seyhan ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Uşak ilinde, Eşme belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
KÖYLEŞME
Köyleşmek işi. Köyden şehre nüfus göçü dolayısıyla kırsal alanlara özgü davranış ve tutumların şehirlerde görülmesi.
KÖYNÜMEK
Ham koparılan meyveler konulduğu yerde olgunlaşmak. Meyveler çok olgunlaşmak, içi geçmek, kararmak.
KÖYBUCAĞI
Samsun ili, Terme ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer.
KÖYLEŞTİRMEK
Köy durumuna getirmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde KÖY geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇERÇİ
Köy, pazar vb. yerlerde dolaşarak ufak tefek tuhafiye eşyası satan kimse. Bazı bölgelerde tuhafiyeci.
DAM
Yapıları dış etkilerden korumak amacıyla üzerlerine yapılmış olan çoğu kiremit kaplı bölüm. Dansta kavalyenin eşi. Tutukevi. Ahır. İskambil kâğıtlarında kız. Üzeri toprak kaplı ev, küçük ev, köy evi.
İMECE
Kırsal topluluklarda köyün zorunlu ve isteğe bağlı işlerinin köylülerce eşit şartlarda emek birliğiyle gerçekleştirilmesi. Birçok kimsenin toplanıp el birliğiyle bir kişinin veya bir topluluğun işini görmesi ve böylece işlerin sıra ile bitirilmesi.
DEREBEYLİK
Derebeyi olma durumu. Orta Çağda özellikle Batı Avrupa'da toprağı ve üzerinde yaşayan köylüleri tek bir kimsenin malı sayan siyasal düzen, feodalite. Derebeyi yönetimindeki bölge.
AYNAZ
Bataklık. Köy oyunlarını yöneten kimse.
BALTALIK
Sık sık kesimi yapılmış olan orman. Bir köyün odun gereksinimini sağlamasına izin verilen koruluk veya orman bölgesi.
CANLANDIRMA
Canlandırmak işi. Solunumu ve kalbi durmuş olan hastaya yaşama döndürülmesi için yapılmış olan işlemler bütünü. Otel, tatil köyü vb. turistik yerlerde konukları eğlendirmek için çeşitli oyunlar, gösteriler yapma, animasyon. Geçmiş bir olayın gelişmesini ve sonucunu aynı biçimde yansıtarak sunma. Tek tek resimleri veya hareketsiz cisimleri gösterim sırasında hareket duygusu verebilecek bir biçimde düzenleme ve filme aktarma işi, animasyon. Kişileştirme.
KARYE
Köy.
EVCİKKIRAN
Köygöçüren.
EFE
Yiğit, özellikle Batı Anadolu köy yiğidi, zeybek. Ağabey. Kaptan. Kabadayı.
EĞİTMEN
Eğitim işiyle uğraşan kimse. Kurs görerek köyde öğretmenlik yapan kimse, köy öğretmeni.
GÖÇMEK
Yerleşmek amacıyla mahalle, köy, şehir veya ülke değiştirmek. Oturmak. Ölmek. Çökmek. Bazı hayvanlar, sıcak iklimli ülkelere gitmek.
ARKIT
Köy evlerinde kapıların arkasına konulan kalın kuşak.
BASMACI
Basma yapan ya da satan kimse. Bohça ile köylerde eşya satan kadın, bohçacı. Pamuklu, tülbent vb. üzerine kalıpla desen basan kimse.
AKSAKAL
Köyün veya mahallenin ihtiyar heyetinde olan kimse. Ermiş, evliya. Bir meslekte yaşça, kıdemce ileride ve yetenek bakımından üstün niteliğe sahip olan kimse, duayen.
HAYAT
Canlı, sağ olma durumu. Canlılığı gösteren hareket, kaynaşma. Yaşam. Avlu. Bir kimsenin tarihsel biyografisi, hayat öyküsü, hayat hikâyesi. Geçim şartlarının bütünü. Genellikle köy ve kasaba evlerinde, üstü kapalı, bir veya birkaç yanı açık sofa. Meslek. Sundurma. Hayat biçimi, içinde yaşanılan şartların bütünü, yaşantı. Balkon. Yazgı. Yaşamayı sağlayan şartların bütünü.
ANGARYA
Bir kimseye veya bir topluluğa zorla, ücret vermeden yaptırılan iş, yüklenti. Kölelik düzeninde köylünün derebeyine yaptığı zorunlu ücretsiz hizmet. Usandırıcı, bıktırıcı, zorla yapılmış olan iş. Savaş durumundaki bir devletin, kendi sularındaki yabancı bir devletin ticaret gemilerine el koyarak bunlardan yararlanması. Olağanüstü durumlarda veya sıkıyönetimde devletin vatandaşlara ait taşıtlara el koyması. Bir kişiye görevi dışında yaptırılan iş.
FELLAH
Çiftçi. Mısır köylüsü. Arap.
CANLANDIRICI
Canlılık veren, canlılık kazandıran şey. Bir canlı resim veya şema filmi için hareketliliği sağlayan tek tek resimleri yapan sanatçı. Otel, tatil köyü vb. turistik yerlerde konukları eğlendirmek için çeşitli oyunlar, gösteriler yapan kimse, animatör.
KALSEDUAN
Kadıköy taşı.