Sonu KÖR ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "kör" olan, toplam 12 adet kelime bulunmaktadır. Sonu kör ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında kör olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde kör olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

8 harfli kelimeler

RÖMORKÖR, ÜSTÜNKÖR

7 harfli kelimeler

NAMİKÖR, OCAĞKÖR, YEDİKÖR

6 harfli kelimeler

BONKÖR, MARKÖR, NANKÖR, KELKÖR, KÖRKÖR

5 harfli kelimeler

LİKÖR

3 harfli kelimeler

KÖR

Bazı kelimelerin anlamları

KÖR

Görme engelli. Keskinliği yeterli olmayan. Az aydınlık veren. Kötü. Arkası tıkalı olan veya işlek olmayan. Olguları sezme ve kavrama yetisi, dikkati olmayan. 7. mec. Duyarlığını yitirmiş. Tahıllarda görülen sürme hastalığı. Sin, gömüt. Kullanılmış, eski pamuk. Hiç görmeyen ya da bütün düzeltmelere karşın iki gözündeki görme gücü, onda birden aşağı olan, bu nedenle eğitim ve öğretim etkinliklerinde görme gücünden yararlanamayan kimse. Mezar, kabir.

RÖMORKÖR

Yedeğinde özellikle deniz taşıtı götüren taşıt.

BONKÖR

İyi yürekli. Cömert.

YEDİKÖR

Büyükayı da denilen yıldız takımı.

KELKÖR

Alaca, lekeli. Sığır sürüsü.

NANKÖR

İyilikbilmez.

NAMİKÖR

İyilik bilmez.

LİKÖR

Meyve veya bazı bitkiler ile alkol, esans karışımından yapılmış olan şekerli içki.

OCAĞKÖR

Çocuğu olmayan.

ÜSTÜNKÖR

Yüzeyden, gelişigüzel.

KÖRKÖR

Sönük, donuk, az pırıltılı (ateş, ışık vb.).

MARKÖR

Önemli ibareleri veya dikkati çekmek istenilen yerleri işaretlemeye yarayan kalem.

  -   -   -  

Anlamında KÖR bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KÖR geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BOL

İçine girecek şeyin boyutlarından daha büyük veya geniş olan, dar karşıtı. Nicelik bakımından olağandan veya alışılandan çok, kıt karşıtı. Özel bir cam içinde likör, şarap, meyve ve maden suyu karıştırılarak hazırlanan içki.

ATLAMAK

Bir engeli sıçrayarak veya fırlayarak aşmak. Yanılmak, aldanmak. Yüksek bir yerden alçak bir yere, ayaküstü gelecek bir biçimde kendini bırakmak. İnmek. Okuma, yazı yazma, sayı sayma vb. işlerde bazı bölümleri üstünkörü geçmek. Basında haberi zamanında verememek veya diğer gazetelerden öğrenmek. Bir işe sonucunu düşünmeden hemen girişmek. Binmek. Sınıfı okumadan geçmek.

AKORDİYON

Üstündeki düğmelere veya tuşlara basarak metal dilcikleri titretme yolu ile çalınan körüklü, elde taşınabilir bir çalgı, akordeon, armonika. Kumaşlarda makine ile yapılmış kırma.

AKROMATOPSİ

Renk körlüğü.

AJİTE

"Körüklemek; duygu sömürüsü yapmak" anlamlarındaki ajite etmek birleşik fiilinde ve "çırpıntıya uğramak" anlamındaki ajite olmak teriminde geçen bir söz.

APANDİS

Kör bağırsağın ince bir parmak gibi olan son bölümü.

DUMUR

Körelme.

AĞIZ

Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.

ÇIRPIŞTIRMA

Çırpıştırmak işi. Çarçabuk, özensiz ve üstünkörü yapılmış olan (iş).

DALTONİZM

Renk körlüğü.

BESLEME

Beslemek işi. Herhangi bir kuruluşu, onun maddi yardımları dolayısıyla körü körüne destekleyen. Evlatlık olarak alınarak ev işlerinde çalıştırılan kız, besleme kız, beslemelik, beslek. Akım voltajı.

ÇIRPIŞTIRMAK

Emek harcamadan özensiz ve üstünkörü yapmak.

BAĞDAMAK

Birkaç şeyi birbirine geçirerek bağlamak. İçinden çıkılmayacak bir duruma getirmek, kördüğüm etmek.

ÇAĞLA

Badem, kayısı, erik vb. tek çekirdekli yemişlerin körpeyken yenilebilen ham şekli.

AJİTASYON

Körükleme. Duygu sömürüsü yapma. Kişinin ruhsal gerginliğini dışa vurması sonucu oluşan etrafına karşı saldırganlık durumu. İnsanın zihninde ve duygu dünyasında sarsıntı yaratma. Çırpıntı.

CÖMERT

Para ve malını esirgemeden veren, eli açık, selek, semih, ahi, bonkör. Verimli.

ÇUBUK

Körpe dal. Tütün içmek için kullanılan uzun ağızlık. Ankara iline bağlı ilçelerden biri. Değnek biçiminde ince, uzun ve sert olan şey. Ana direkler üzerine sürülen ikinci ve üçüncü direk parçası. Kumaşta düz çizgi.

BAKANAK

Geviş getiren hayvanların ayaklarının arkasındaki körelmiş tırnak, kemik çıkıntısı.

AJİTATÖR

Körükleyici.

DİKTA

Hiçbir şart olmaksızın körü körüne uyulması gereken buyruk.