Kelimeler arşivi içinde; başında "kökenli" olan, toplam 2 adet kelime bulunmaktadır. kökenli ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu kökenli ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde kökenli olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
KÖKENLİ
Asıllı. Belli bir kaynaktan çıkmış olan, bir kaynağa dayanan.
KÖKENLİK
Sebzelik.
Bu bölümde tanımı içerisinde KÖKENLİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ACAN
Fransızca kökenli agent: ajan; casus.
KARATE
Ayak ve yumruk vuruşları üzerine kurulu, Japon kökenli bir dövüş yöntemi.
ALETİRİK
Fransızca kökenli électrique: Bu enerjinin gündelik hayatta kullanılan biçimi, aydınlanma. Elektrik.
ASILLI
Bir kökene dayanan, kökenli.
AFLİKE
Fransızca kökenli appliquer: aplike.
ALATİRİYH
Fransızca kökenli electrique: elektirik, parlak ışık.
ALAHELEM
Arapça kökenli Allâhü alem bi's-sevâb: allahualem.
ALAFDAR
Her çeşit hububat satıcısı, zahireci. Arapça kökenli + Far. alef-dâr: hayvan yemi taciri.
JUDO
Jiujitsudan gelişmiş, tutmalara, fırlatmalara, hareketsiz bırakmalara dayanan, Japon kökenli silahsız yapılmış olan dövüş sporu.
AFRİKALI
Afrika kökenli olan veya Afrika'da yaşayan kimse.
PİGME
Boy ortalaması 150 santimetrenin altında olan Afrika kökenli bir zenci topluluğun bireyi.
MENŞELİ
Kökeni olan, kökenli.
AGAVACEAE
Yaprakları etli, rasemöz ya da panikul çiçek durumlu, er dişi, rizomlu, ülkemizde doğal olarak bulunmayan, tropik kökenli, çok yıllık, ağaç, çalı ya da otsu bitkiler.
ALAF
Alev. Telâş, korku: Ahmet bize bir alaf salıverdi. Hayvanların kışlık yiyeceği, saman, ot, mısır sapı v.b.: Bu yıl alaf bol, sığırlar semiz olur. Suyu çekilmiş, yarı kurumuş buğday veya haşhaş. Hayvan yemi satıcısı. Hayvanlara yedirilen yeşil yaprak ve dallar: Sığırlara biraz alaf topla gel. Taş, kerpiç veya ağaçtan yapılmış hayvan yemliği: Koyunların alafında ot kalmamış. Hayvanların su içtikleri yer, yalak. Süprüntünün yüze gelen iri kısmı, çalı, çırpı: Bahçenin alafını ateşe verdim. Hayvanlara yedirmek için kurutulmuş ot, mısır sapı. Hayvanların yem yediği yer. Hayvan yemi. Arapça kökenli alef: Hayvan yemi, yiyeceği (Erzincan Merkez). Arpa, hayvan yemi. Arapça kökenli alef: Hayvan yemi, hayvan gübresinin kurusu. Mısır sapı. Hayvan yiyeceği, yal.
AFAĞAN
Yürek oynaması, çarpıntı, helecan, tasa, iç sıkıntısı, hafakan. Nefesi kesen sürekli öksürük. Arapça kökenli hafakan: hafakan. afağannar basmak: canı sıkılmak; yerinde duramamak.
KUNGFU
Kendini savunma temeline dayalı, karateye benzeyen Çin kökenli spor.
SOĞDCA
Orta Asya'da Soğdların kullandıkları İran kökenli ölü dil, Soğdakça. Bu dille yazılmış olan.
MAMBO
Haiti kökenli, rumba ve çaçaya benzeyen bir dans. Bu dansın müziği.
ABED
Rusça kökenli abyed: yemek, yiyecek.
AKEF
Arapça kökenli âkif: Akif.