Kelimeler arşivi içinde; sonunda "kuşt" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu kuşt ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında kuşt olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde kuşt olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
KUŞT
Çıkın.
Bu bölümde tanımı içerisinde KUŞT geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KAKALMAK
İtelemek, sarsmak, sokuşturmak. Bir kimseyi hor görmek. Uzun, çıkıntılı burun. Çengel.
KAKANLAMAK
İtelemek, sarsmak, sokuşturmak.
ABRA
Dara. Angarya, yük. Bir değiş tokuşta üste verilen şey. Denge.
KAKAKLAMAK
İtelemek, sarsmak, sokuşturmak.
KOKUŞTURMA
Kokuşturmak işi.
TOKA
Kemer, kayış, ayakkabı vb.nin iki ucunu birbirine bağlamaya, bunları istenilen genişlikte tutmaya yarayan, türlü biçimlerde tutturmalık. İçki içerken birinin şerefine, sağlığına kadeh tokuşturma. Kadınların saçlarını bir arada tutmaya yarayan, bazen de süs olarak kullanılan araç. El sıkışma.
KAKAŞLAMAK
İtelemek, sarsmak, sokuşturmak. Azarlamak.
DIKIŞTIRMAK
Sokuşturmak, doldurmak.
VURMAK
Elini veya elinde tuttuğu bir şeyi bir yere hızla çarpmak. Batıcı veya kesici cisimleri saplamak, kakmak. Olumsuz yönde etkilemek. Sırtına, omzuna yerleştirmek. Takmak, koymak, bağlamak. Ses çıkarmak için bir şeyi başka bir şey üzerine hızlıca çarpmak. Bir şeyi başka bir şey üzerine koymak. İçki içmek. Olduğundan başka biçimde görünmek. Kadeh tokuşturmak. Ses çıkarmak, ses vermek, çalmak. Silahla yaralamak, öldürmek. Etkisi bir yere kadar uzanmak. Hızla çarpmak. Çıkmak. Herhangi bir biçimde haksız yoldan para almak, soymak. Hızla değmek, çarpmak. Uygulamak, basmak, koymak. Manevi olarak yaralamak. Piyango vb. çıkmak, isabet etmek. Kalp, vuru durumunda olmak, çarpmak. Desteklemek, dayamak. Dokunmak, hasta etmek. Üzerinde görünmek, üzerine düşmek, yansımak, aksetmek. Sürmek. Duyulmak, hissedilmek. Tavla oyununda pulu kırmak. Amaçladığı şeye rast getirmek. Çarpma işlemini yapmak. Soğuk, dolu vb. ürünlere zarar vermek. Bağlama, ilişkilendirmek.
KISKI
Türlü maksatlarla iki şeyin arasına sokuşturulan, kıstırılan parça, kama, takoz.
DİLEKLEME
(Söz sanatı terimi) Söz arasına, bir dilekte bulunmak veya Tanrıdan bir şey dilemek üzere sokuşturulan cümle. Bir akşam ağzına ilâç veriyordum; ah analar başından ırak, dostlarıma Allah göstermesin, düşmanlarıma da yazık, yavrumun çehresi değişti (H. Rahmi).
KOKUTMAK
Hoş olmayan bir koku bırakmak. Bir işi uzatarak çıkmaza sokmak. Bozulup kokmasına neden olmak, kokuşturmak.
SOKUŞTURMA
Sokuşturmak işi.
DORİS
Karından ayaklılar (Gastropoda) sınıfının, arttan solungaçlılar (Opisthobranchia) takımından, kabukları olmayan, anüsleri sırt bölgesinde bulunan, çevresinde kuş tüyü biçiminde geri çekilebilen ikincil solungaçlar bulunan ve denizlerde yaşayan bir cins. (Doris), Karından-ayaklılar (Gastropoda) sınıfının arttansolungaçlılar (Opisthobranchia) takımına giren bir yumuşakça cinsi. Kabuksuzdur. Anüs sırt bölgededir ve çevresinde kuştüyü biçiminde ikincil solungaçlar sıralanmıştır. Bu solungaçlar geri çekilebilir. Denizlerde yaşar.
DIRAV
Yokuştan inerken kağnıların tekerleklerinin önüne eklenen ve firen vazifesini gören kalın sopa. Silah sesi.
DIĞRAK
Erken olgunlaşan, sarı renkli, kısa saplı bir çeşit buğday. Harman zamanı ilk elde edilen ürün. Vaktinden önce gelişen. Güzel, düzgün, şık giyim: Şu kız ne kadar dığrak geyinmiş. Genç: Dığraklık uçan kuştur. Mert, cesur, kabadayı. Sert ve sık adımlar. Çevik, canlı, kıvrak kişi. Konya şehri, Aşağıçiğil bucağına bağlı bir yer.
GICI
Küçük kardeş. Dağlarda yetişen ve yenilebilen otlar. Ekin tarlalarında yetişen san çiçekli bir çeşit ot. Tütün ya da küçük boylu sebzelerin tohumu. Çam kozalağı. Ufak, yuvarlak kar tanesi, dolu. Büyümemiş, ufak hayvan. Ağustos böceği. Kendinden küçüklere aslanım, çocuğum anlamında seslenme ünlemi: Gel gıcı gel. Deve, keçi, koyun ve benzerleri Hayvanların pisliği. Küçük taneli dolu. Duvar yapımında iri taşların oynamamalarını sağlamak amacıyla bu taşlar arasına sokuşturulan el büyüklüğündeki taşlar.
KAHIŞLAMAK
İtelemek, sarsmak, sokuşturmak.
TOKUŞTURMA
Tokuşturmak işi.
KAHMAĞ
İtelemek, sarsmak, sokuşturmak.