Kelimeler arşivi içinde; başında "kuşt" olan, toplam 7 adet kelime bulunmaktadır. kuşt ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu kuşt ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde kuşt olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
KUŞTEREĞİ, KUŞTOGASI, KUŞTOKASI
KUŞTAŞI, KUŞTEPE
KUŞTAK
KUŞT
KUŞT
Çıkın.
KUŞTOKASI
Çok kez kuşların yuva yaptığı dama yakın küçük pencere.
KUŞTAK
Sıra ile dizilmiş taşları nişanlayıp vurma oyunu.
KUŞTOGASI
Çok kez kuşların yuva yaptığı dama yakın küçük pencere.
KUŞTEPE
Adıyaman kenti, merkez belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Adıyaman ili, Samsat ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Kırklareli ili, Pehlivanköy ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer. Şırnak şehri, Cizre ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
KUŞTEREĞİ
Yiyecek rafı. (Beyceli Fatsa Ordu)bk. terek.
KUŞTAŞI
Bitlis ilinde, Güroymak belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
Bu bölümde tanımı içerisinde KUŞT geçen kelimeler listesi verilmiştir.
TOKUŞTURMA
Tokuşturmak işi.
KISKI
Türlü maksatlarla iki şeyin arasına sokuşturulan, kıstırılan parça, kama, takoz.
TOKA
Kemer, kayış, ayakkabı vb.nin iki ucunu birbirine bağlamaya, bunları istenilen genişlikte tutmaya yarayan, türlü biçimlerde tutturmalık. İçki içerken birinin şerefine, sağlığına kadeh tokuşturma. Kadınların saçlarını bir arada tutmaya yarayan, bazen de süs olarak kullanılan araç. El sıkışma.
KOKUTMAK
Hoş olmayan bir koku bırakmak. Bir işi uzatarak çıkmaza sokmak. Bozulup kokmasına neden olmak, kokuşturmak.
KAKAKLAMAK
İtelemek, sarsmak, sokuşturmak.
KOKUŞTURMA
Kokuşturmak işi.
KAKANLAMAK
İtelemek, sarsmak, sokuşturmak.
SOKUŞTURMA
Sokuşturmak işi.
GICI
Küçük kardeş. Dağlarda yetişen ve yenilebilen otlar. Ekin tarlalarında yetişen san çiçekli bir çeşit ot. Tütün ya da küçük boylu sebzelerin tohumu. Çam kozalağı. Ufak, yuvarlak kar tanesi, dolu. Büyümemiş, ufak hayvan. Ağustos böceği. Kendinden küçüklere aslanım, çocuğum anlamında seslenme ünlemi: Gel gıcı gel. Deve, keçi, koyun ve benzerleri Hayvanların pisliği. Küçük taneli dolu. Duvar yapımında iri taşların oynamamalarını sağlamak amacıyla bu taşlar arasına sokuşturulan el büyüklüğündeki taşlar.
DIĞRAK
Erken olgunlaşan, sarı renkli, kısa saplı bir çeşit buğday. Harman zamanı ilk elde edilen ürün. Vaktinden önce gelişen. Güzel, düzgün, şık giyim: Şu kız ne kadar dığrak geyinmiş. Genç: Dığraklık uçan kuştur. Mert, cesur, kabadayı. Sert ve sık adımlar. Çevik, canlı, kıvrak kişi. Konya şehri, Aşağıçiğil bucağına bağlı bir yer.
DIRAV
Yokuştan inerken kağnıların tekerleklerinin önüne eklenen ve firen vazifesini gören kalın sopa. Silah sesi.
KAKAŞLAMAK
İtelemek, sarsmak, sokuşturmak. Azarlamak.
DIKIŞTIRMAK
Sokuşturmak, doldurmak.
KAHIŞLAMAK
İtelemek, sarsmak, sokuşturmak.
KAHMAĞ
İtelemek, sarsmak, sokuşturmak.
DİLEKLEME
(Söz sanatı terimi) Söz arasına, bir dilekte bulunmak veya Tanrıdan bir şey dilemek üzere sokuşturulan cümle. Bir akşam ağzına ilâç veriyordum; ah analar başından ırak, dostlarıma Allah göstermesin, düşmanlarıma da yazık, yavrumun çehresi değişti (H. Rahmi).
VURMAK
Elini veya elinde tuttuğu bir şeyi bir yere hızla çarpmak. Batıcı veya kesici cisimleri saplamak, kakmak. Olumsuz yönde etkilemek. Sırtına, omzuna yerleştirmek. Takmak, koymak, bağlamak. Ses çıkarmak için bir şeyi başka bir şey üzerine hızlıca çarpmak. Bir şeyi başka bir şey üzerine koymak. İçki içmek. Olduğundan başka biçimde görünmek. Kadeh tokuşturmak. Ses çıkarmak, ses vermek, çalmak. Silahla yaralamak, öldürmek. Etkisi bir yere kadar uzanmak. Hızla çarpmak. Çıkmak. Herhangi bir biçimde haksız yoldan para almak, soymak. Hızla değmek, çarpmak. Uygulamak, basmak, koymak. Manevi olarak yaralamak. Piyango vb. çıkmak, isabet etmek. Kalp, vuru durumunda olmak, çarpmak. Desteklemek, dayamak. Dokunmak, hasta etmek. Üzerinde görünmek, üzerine düşmek, yansımak, aksetmek. Sürmek. Duyulmak, hissedilmek. Tavla oyununda pulu kırmak. Amaçladığı şeye rast getirmek. Çarpma işlemini yapmak. Soğuk, dolu vb. ürünlere zarar vermek. Bağlama, ilişkilendirmek.
DORİS
Karından ayaklılar (Gastropoda) sınıfının, arttan solungaçlılar (Opisthobranchia) takımından, kabukları olmayan, anüsleri sırt bölgesinde bulunan, çevresinde kuş tüyü biçiminde geri çekilebilen ikincil solungaçlar bulunan ve denizlerde yaşayan bir cins. (Doris), Karından-ayaklılar (Gastropoda) sınıfının arttansolungaçlılar (Opisthobranchia) takımına giren bir yumuşakça cinsi. Kabuksuzdur. Anüs sırt bölgededir ve çevresinde kuştüyü biçiminde ikincil solungaçlar sıralanmıştır. Bu solungaçlar geri çekilebilir. Denizlerde yaşar.
KAKALMAK
İtelemek, sarsmak, sokuşturmak. Bir kimseyi hor görmek. Uzun, çıkıntılı burun. Çengel.
ABRA
Dara. Angarya, yük. Bir değiş tokuşta üste verilen şey. Denge.