Kelimeler arşivinde; içinde "kuşt" olan, toplam 21 tane kelime bulunuyor. İçerisinde kuşt bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu kuşt ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında kuşt olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
TOKUŞTURABİLMEK, SOKUŞTURUVERMEK, SOKUŞTURABİLMEK
TOKUŞTURABİLME, SOKUŞTURUVERME, SOKUŞTURABİLME
KOKUŞTURMAK, ÇOKUŞTURMAK, TOKUŞTURMAK, SOKUŞTURMAK
TOKUŞTURMA, SOKUŞTURMA, KOKUŞTURMA
KUŞTEREĞİ, KUŞTOGASI, KUŞTOKASI
ÇUNKUŞTU
KUŞTAŞI, KUŞTEPE
KUŞTAK
KUŞT
KUŞT
Çıkın.
KOKUŞTURMA
Kokuşturmak işi.
KUŞTEREĞİ
Yiyecek rafı. (Beyceli Fatsa Ordu)bk. terek.
SOKUŞTURABİLME
Sokuşturabilmek işi.
TOKUŞTURABİLMEK
Tokuşturma imkânı veya olasılığı bulunmak.
TOKUŞTURMAK
Birbirine dokundurmak, çarpıştırmak.
SOKUŞTURABİLMEK
Sokuşturma imkânı veya olasılığı bulunmak.
KOKUŞTURMAK
Kokuşmasına sebep olmak.
TOKUŞTURMA
Tokuşturmak işi.
SOKUŞTURUVERMEK
Çabucak sokuşturmak.
TOKUŞTURABİLME
Tokuşturabilmek işi.
SOKUŞTURMA
Sokuşturmak işi.
ÇOKUŞTURMAK
Toplatmak.
SOKUŞTURMAK
Dar bir yere zorla veya iterek sokmak. Bir sözü kırıcı olmak amacıyla tekrar tekrar söylemek. Belli etmeden kötü bir malı vermek.
SOKUŞTURUVERME
Sokuşturuvermek işi.
KUŞTOGASI
Çok kez kuşların yuva yaptığı dama yakın küçük pencere.
Bu bölümde tanımı içerisinde KUŞT geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KAKAŞLAMAK
İtelemek, sarsmak, sokuşturmak. Azarlamak.
DIRAV
Yokuştan inerken kağnıların tekerleklerinin önüne eklenen ve firen vazifesini gören kalın sopa. Silah sesi.
DIKIŞTIRMAK
Sokuşturmak, doldurmak.
KAKALMAK
İtelemek, sarsmak, sokuşturmak. Bir kimseyi hor görmek. Uzun, çıkıntılı burun. Çengel.
DİLEKLEME
(Söz sanatı terimi) Söz arasına, bir dilekte bulunmak veya Tanrıdan bir şey dilemek üzere sokuşturulan cümle. Bir akşam ağzına ilâç veriyordum; ah analar başından ırak, dostlarıma Allah göstermesin, düşmanlarıma da yazık, yavrumun çehresi değişti (H. Rahmi).
KISKI
Türlü maksatlarla iki şeyin arasına sokuşturulan, kıstırılan parça, kama, takoz.
KAKIÇLAMAK
İtelemek, sarsmak, sokuşturmak.
ABRA
Dara. Angarya, yük. Bir değiş tokuşta üste verilen şey. Denge.
DIĞRAK
Erken olgunlaşan, sarı renkli, kısa saplı bir çeşit buğday. Harman zamanı ilk elde edilen ürün. Vaktinden önce gelişen. Güzel, düzgün, şık giyim: Şu kız ne kadar dığrak geyinmiş. Genç: Dığraklık uçan kuştur. Mert, cesur, kabadayı. Sert ve sık adımlar. Çevik, canlı, kıvrak kişi. Konya şehri, Aşağıçiğil bucağına bağlı bir yer.
KOKUTMAK
Hoş olmayan bir koku bırakmak. Bir işi uzatarak çıkmaza sokmak. Bozulup kokmasına neden olmak, kokuşturmak.
GICI
Küçük kardeş. Dağlarda yetişen ve yenilebilen otlar. Ekin tarlalarında yetişen san çiçekli bir çeşit ot. Tütün ya da küçük boylu sebzelerin tohumu. Çam kozalağı. Ufak, yuvarlak kar tanesi, dolu. Büyümemiş, ufak hayvan. Ağustos böceği. Kendinden küçüklere aslanım, çocuğum anlamında seslenme ünlemi: Gel gıcı gel. Deve, keçi, koyun ve benzerleri Hayvanların pisliği. Küçük taneli dolu. Duvar yapımında iri taşların oynamamalarını sağlamak amacıyla bu taşlar arasına sokuşturulan el büyüklüğündeki taşlar.
VURMAK
Elini veya elinde tuttuğu bir şeyi bir yere hızla çarpmak. Batıcı veya kesici cisimleri saplamak, kakmak. Olumsuz yönde etkilemek. Sırtına, omzuna yerleştirmek. Takmak, koymak, bağlamak. Ses çıkarmak için bir şeyi başka bir şey üzerine hızlıca çarpmak. Bir şeyi başka bir şey üzerine koymak. İçki içmek. Olduğundan başka biçimde görünmek. Kadeh tokuşturmak. Ses çıkarmak, ses vermek, çalmak. Silahla yaralamak, öldürmek. Etkisi bir yere kadar uzanmak. Hızla çarpmak. Çıkmak. Herhangi bir biçimde haksız yoldan para almak, soymak. Hızla değmek, çarpmak. Uygulamak, basmak, koymak. Manevi olarak yaralamak. Piyango vb. çıkmak, isabet etmek. Kalp, vuru durumunda olmak, çarpmak. Desteklemek, dayamak. Dokunmak, hasta etmek. Üzerinde görünmek, üzerine düşmek, yansımak, aksetmek. Sürmek. Duyulmak, hissedilmek. Tavla oyununda pulu kırmak. Amaçladığı şeye rast getirmek. Çarpma işlemini yapmak. Soğuk, dolu vb. ürünlere zarar vermek. Bağlama, ilişkilendirmek.
KAHIŞLAMAK
İtelemek, sarsmak, sokuşturmak.
KAKIŞLAMAK
İtelemek, sarsmak, sokuşturmak. Yapılan iyiliği başa kakmak.
KAHMAĞ
İtelemek, sarsmak, sokuşturmak.
TOKA
Kemer, kayış, ayakkabı vb.nin iki ucunu birbirine bağlamaya, bunları istenilen genişlikte tutmaya yarayan, türlü biçimlerde tutturmalık. İçki içerken birinin şerefine, sağlığına kadeh tokuşturma. Kadınların saçlarını bir arada tutmaya yarayan, bazen de süs olarak kullanılan araç. El sıkışma.
KAKANLAMAK
İtelemek, sarsmak, sokuşturmak.
DORİS
Karından ayaklılar (Gastropoda) sınıfının, arttan solungaçlılar (Opisthobranchia) takımından, kabukları olmayan, anüsleri sırt bölgesinde bulunan, çevresinde kuş tüyü biçiminde geri çekilebilen ikincil solungaçlar bulunan ve denizlerde yaşayan bir cins. (Doris), Karından-ayaklılar (Gastropoda) sınıfının arttansolungaçlılar (Opisthobranchia) takımına giren bir yumuşakça cinsi. Kabuksuzdur. Anüs sırt bölgededir ve çevresinde kuştüyü biçiminde ikincil solungaçlar sıralanmıştır. Bu solungaçlar geri çekilebilir. Denizlerde yaşar.
KAKMAKLAMAK
İtelemek, sarsmak, sokuşturmak.
KAKAKLAMAK
İtelemek, sarsmak, sokuşturmak.