KOYA ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "koya" olan, toplam 15 adet kelime bulunmaktadır. koya ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu koya ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde koya olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

10 harfli kelimeler

KOYABİLMEK, KOYANAVRUL, KOYARLAMAK

9 harfli kelimeler

KOYABİLME

8 harfli kelimeler

KOYALMAK, KOYAŞMAK

7 harfli kelimeler

KOYACAK

6 harfli kelimeler

KOYASA

5 harfli kelimeler

KOYAH, KOYAK, KOYAM, KOYAN, KOYAR, KOYAŞ

4 harfli kelimeler

KOYA

Bazı kelimelerin anlamları

KOYA

Bırak.

KOYAH

Dağa doğru gömülüp giden dar vadi.

KOYABİLME

Koyabilmek işi.

KOYANAVRUL

Sara hastalığı.

KOYARLAMAK

Nallamak.

KOYAR

İki akarsuyun birleştiği yer.

KOYALMAK

Koyulaşmak. Olgunlaşmak, yaşlanmak. Durulmak, uslanmak.

KOYAM

Göre.

KOYASA

İyi mayalanmış hamur ya da ekmek.

KOYAK

Vadi. Karalarda akarsu aşındırmasıyla oluşmuş, bir yöne doğru eğimli, uzunluğuna çukurluk. Dağlar ve kayalıklarda oluşmuş doğal çukur.

KOYAŞMAK

Karşılıklı yardım etmek, yardımlaşmak.

KOYAN

Tavşan.

KOYAŞ

Güneş.

KOYABİLMEK

Koyma imkânı veya olasılığı bulunmak.

KOYACAK

İçine öteberi koymaya yarayan şey.

  -   -   -  

Anlamında KOYA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KOYA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

CUNTA

Bir ülkede yönetime el koyan kimselerden oluşan kurul.

ANGARYA

Bir kimseye veya bir topluluğa zorla, ücret vermeden yaptırılan iş, yüklenti. Kölelik düzeninde köylünün derebeyine yaptığı zorunlu ücretsiz hizmet. Usandırıcı, bıktırıcı, zorla yapılmış olan iş. Savaş durumundaki bir devletin, kendi sularındaki yabancı bir devletin ticaret gemilerine el koyarak bunlardan yararlanması. Olağanüstü durumlarda veya sıkıyönetimde devletin vatandaşlara ait taşıtlara el koyması. Bir kişiye görevi dışında yaptırılan iş.

AŞILAMAK

Vücutta bağışıklık yaratmak veya yerleşmiş bir hastalığa karşı koyabilmek için hazırlanmış bir aşıyı vücuda vermek, aşı yapmak. Birtakım düşünce veya duyguları başkasına benimsetmek, telkin etmek, etkilemek. Soğuğa sıcak, sıcağa soğuk su katmak. Elde edilmesi istenilen herhangi bir ağacın bir parçasını anaç üzerine kaynaştırarak üretmek. Başkasına hastalık geçirmek.

BAŞARIM

Elde edilen bir başarı. Herhangi bir olayı veya durumu başarma isteği ve gücü. Kişinin yapabileceği en iyi derece, performans. Herhangi bir eseri, oyunu, işi vb.ni ortaya koyarken gösterilen başarı, performans.

KAVGA

Düşmanca davranış ve sözlerle ortaya çıkan çekişme veya dövüş, münazaa. Herhangi bir amaca erişmek, bir şeyi elde etmek veya bir şeye karşı koyabilmek için harcanan çaba, verilen mücadele. Savaş.

DİRENİŞÇİ

Karşı koyan, dayanan kimse.

ENGEBE

Deprem, rüzgâr, sel vb. iç ve dış etmenlerin etkisiyle oluşan yayla, ova, koyak, çukur, dağ vb. biçimlerin bütünü, yer biçimleri, yüzey şekilleri, engebelik, arıza, avarız.

GÖTÜRÜM

Kötü ve güç durumlara karşı koyabilme gücü. Şaka kaldırma özelliği.

FİYORT

Norveç, İskoçya ve Kuzey Amerika kıyılarında buzulların oluşturdukları dik yamaçlı, derin eski buzul koyaklarının aşağı kesimlerinin deniz altında kalmasıyla oluşan körfez.

GÜLMECE

Eğlendirme, güldürme ve bir kimsenin davranışına incitmeden takılma amacını güden ince alay, mizah, humor. Gerçeğin güldürücü yanlarını ortaya koyan edebiyat türü, mizah, ironi.

BEYYİNE

Bir olayın doğruluğunu ortaya koyabilen yöntem. Duruşma sırasında bir düşünceyi gerçekleştirmek için başvurulan belge, kanıt, tutamak, delil.

DARBECİ

Vuran, çarpan kimse. Darbe yaparak yönetime el koyan kimse.

GİRİŞİMCİ

Üretim için bir işe girişen, kalkışan kimse, müteşebbis. Ticaret, endüstri vb. alanlarda sermaye koyarak girişimde bulunan kimse, müteşebbis.

DOĞURUCU

Yeni düşünceleri ortaya koyan (kimse), üretken, yaratıcı.

DUYGUDAŞLIK

Aynı duyguları paylaşma, empati. Kendini duygu ve düşüncede bir başkasının yerine koyabilme, empati.

BIÇAKLIK

Bıçak koyacak yer. Bıçak yapmaya elverişli (maden).

GERİLİM

Gerginlik, tansiyon. Konuşmada bir sesin ortaya çıkması için ses kirişlerinin gerginleşmesi. Bir iletkenin uçları arasındaki gizil güç farkı, potansiyel farkı, voltaj. Çeşitli yollara başvurularak filmde yaratılan sıkıntılı, gergin hava, tansiyon. İhtiyaçların karşılanamadığı veya bir hedefe yönelmiş davranışlar engellendiğinde ortaya çıkan coşkulu durum. İki ucundan ters yanlara çekilen bir telin her noktasında, o iki güce karşı koyan güç, tevettür.

DÜZGÜSEL

Kurallarla, yasalarla ilgili olan, kural, yasa koyan, normatif. Belirlenmiş kalıplar içinde olan, normatif.

GÖMMEK

Yerin altına koyarak üstünü toprakla örtmek. Birinin cenaze törenine katılmak. Bir cenazeyi kaldırmak. Bir ölüyü toprağın içine yerleştirmek, defnetmek. Bir nesnenin içine yerleştirmek, batırmak. Birinden daha çok yaşamak.

GALVANİZE

Paslanmaktan korumak için erimiş çinkoya batırılarak kaplanmış.