KOYU ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "koyu" olan, toplam 70 adet kelime bulunmaktadır. koyu ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu koyu ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde koyu olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

17 harfli kelimeler

KOYULAŞTIRABİLMEK

16 harfli kelimeler

KOYULAŞTIRABİLME

13 harfli kelimeler

KOYULAŞTIRICI, KOYULAŞTIRMAK

12 harfli kelimeler

KOYULABİLMEK, KOYULAŞTIRMA

11 harfli kelimeler

KOYULABİLME, KOYUNBACAĞI, KOYUNGÖBEĞİ, KOYUNKIRTIK, KOYUNPINARI

10 harfli kelimeler

KOYUNUŞAĞI, KOYUNABDAL, KOYUNBEYLİ, KOYUNCULAR, KOYUNCULUK, KOYUNKIRAN, KOYUNGÜDEN, KOYUNHAMZA, KOYUNHİSAR, KOYUVİRMEK, KOYUVERMEK, KOYUNYURDU, KOYULAŞMAK, KOYULHİSAR, KOYUNAĞILI

9 harfli kelimeler

KOYUNÖREN, KOYUNKAYA, KOYUVERME, KOYURTMAK, KOYUNLUCA, KOYUNOĞLU, KOYURTMAÇ, KOYURTGAN, KOYUNYÜZÜ, KOYUNTEPE, KOYUNYÜNÜ, KOYUNGÖZÜ, KOYUNYERİ, KOYUNGÖLÜ, KOYULAŞMA, KOYULTMAÇ, KOYULTMAK, KOYUNALAN, KOYUNBABA, KOYUNCULU, KOYUNDERE

8 harfli kelimeler

KOYUNELİ, KOYUNMAK, KOYUNERİ, KOYUTMAK, KOYUTMAÇ, KOYUNLAR, KOYULMAK, KOYULTMA, KOYUNKÖY, KOYUNOBA, KOYURMAK, KOYURTGA, KOYUNEVİ

7 harfli kelimeler

KOYURAK, KOYULMA, KOYULUK, KOYUNLU, KOYUNTU, KOYUNCU

5 harfli kelimeler

KOYUN, KOYUT, KOYUK

4 harfli kelimeler

KOYU

Bazı kelimelerin anlamları

KOYU

Yoğunluğundan dolayı güç akan, sulu karşıtı. Yazı karakterinin daha belirgin olarak yazılmış biçimi. Rengi açık olmayan, daha belirgin, açık karşıtı. Derin, hararetli. Aşırı (davranış, düşünce vb.).

KOYUNUŞAĞI

Elâzığ şehrinde, Keban belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer. Tunceli şehri, Darıkent nahiyesine bağlı bir yer.

KOYUNGÖBEĞİ

Koyun mantarı.

KOYUNBACAĞI

Sapı kısa, başakları dolgun ekin.

KOYULAŞTIRABİLMEK

Koyulaştırma imkânı veya olasılığı bulunmak.

KOYULAŞTIRICI

Koyulaştırma banyosunun temel kimyasal özdeği. (Genellikle amonyaktır).

KOYULAŞTIRMA

Koyulaştırmak işi. İyi bir görüntü veremeyecek kadar zayıf olan bir film parçasının kimyasal işlemlerle güçlendirilmesi işi.

KOYULABİLMEK

Koyulma imkânı veya olasılığı bulunmak.

KOYUNKIRTIK

Kastamonu şehri, Küre ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.

KOYULABİLME

Koyulabilmek işi.

KOYUNCULAR

Artvin şehrinde, Hopa ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge. Aydın ilinde, Bozdoğan belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Trabzon şehri, Sürmene belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

KOYULAŞTIRMAK

Koyu duruma getirmek.

KOYUNBEYLİ

Uşak şehrinde, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

KOYUNABDAL

Kayseri ilinde, Bünyan belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

KOYULAŞTIRABİLME

Koyulaştırabilmek işi.

KOYUNPINARI

Ardahan kenti, Hanak belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Bitlis şehrinde, Küçüksu bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

  -   -   -  

Anlamında KOYU bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KOYU geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ABANOZ

Abanozgillerden, sıcak ülkelerde yetişen, kerestesinden yararlanılan birçok ağacın ortak adı. Bu tahtadan yapılmış. Bu ağacın ağır, sert ve siyah renkli tahtası. Koyu, parlak siyah. Bu renkte olan.

BEN

Çoğu doğuştan, tende bulunan ufak, koyu renkli leke ya da kabartı. En çok üzümde görülen olgunlaşma belirtisi. Kişiyi öbür varlıklardan ayıran bilinç. Teklik birinci kişiyi gösteren söz. Olta veya tuzağa konulan yem. Saçta, sakalda beliren beyazlık. Bir kimsenin kişiliğini oluşturan temel öge, ego. Kuşun yavrusuna taşıdığı yem.

BAZALT

Koyu renkli, sert bir tür yanardağ kültesi.

AĞBENEK

Ağ görünüşünde olan, arpa yapraklarına yerleşerek oldukça önemli zararlara yol açan, açık veya koyu kahverengi asklı mantar. Bu mantarın yol açtığı ekin hastalığı.

BALÇIK

İçinde çeşitli organik maddeler bulunan, genellikle killi, koyu, yapışkan çamur, mil. Güçlük çıkartan. İçindeki kil oranı yüksek, yağlı, su geçirmez, koyu toprak.

AĞDA

Kaynatılarak çok koyu ve yapışkan bir macun durumuna getirilen pekmez veya limonlu şeker eriyiği. Şekerle yapılmış olan ürünlerin hazırlanması veya beklemesi sırasında şekerin ulaştığı koyuluk.

BAŞÇI

İşçi başı. Çiğ veya pişmiş koyun, kuzu, sığır başı satan kimse.

AÇMAK

Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.

ASLAN

Kedigillerden, Afrika'da ve Asya'da yaşayan, erkekleri yeleli, yırtıcı, uzunluğu 160, kuyruğu 70 santimetre ve ucu püsküllü, çok koyu sarı renkli güçlü bir tür memeli, arslan. Zodyak üzerinde Yengeç ile Başak arasında yer alan takımyıldızın adı. Gürbüz, cesur ve yiğit adam.

BAĞLAMAK

Bir şeyi bir yere veya bir şeye tutturmak. Birinde bir şeye karşı ilgi, istek uyandırarak o şeye ilgi, yakınlık duymasını sağlamak. Düğümlemek. Uyulması zorunlu olmak. Eklemek, bir araya getirmek, birleştirmek. Başka bir işle uğraşamaz durumda olmak. Anlaşma yapmak. Sona erdirmek, bitirmek, tamamlamak. Gönlünü kazanmak. Geçişi engellemek. Büyü, muska vb.nin aracılığıyla birinin birtakım isteklerini veya yetkinliğini engellemek, yok etmek. Birini söz veya yazı ile bağlamak, taahhüt etmek, angaje etmek. Yaraya ilaç koyup bezle sarmak. Bütün ilgisini bir yerde yoğunlaştırmak. Denk yapmak, paket yapmak.

BAL

Bal arılarının bitki ve çiçeklerden topladıkları bal özünden yapıp kovanlarındaki petek gözlerine doldurdukları, rengi beyazdan esmere kadar değişen tatlı, koyu, sıvı madde. Ağaçların kabuğundan sızarak pıhtılaşan besi suyu. Olgunlaşmış incirin, dışına sızan tatlısı.

ARAP

Fotoğrafın negatifi. Koyu esmer. Fellah. Orta Doğu ile Kuzey Afrika'nın büyük bir bölümünde yaşayan halk ve bu halkın soyundan olan kimse.

AĞDALAŞMAK

Ağda durumuna gelmek, ağdalanmak. Sohbet tam tadına varılır durum almak, koyulaşmak.

AKKARAMAN

Orta ve Doğu Anadolu'nun batı kesimlerinde yaygın olarak yetiştirilen, vücudu beyaz, ağız, burun, göz etrafı, kulak ve ayaklarında siyah lekeler bulunabilen, kaba karışık yapağılı, yerli bir tür koyun.

BOHÇA

İçine çamaşır, elbise vb. koyup sarılan dört köşe kumaş. Ufak ve seçme tütün dengi.

AÇIK

Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.

ARGALİ

Yaban koyunu.

AÇILMAK

Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.

BARUDİ

Koyu gri renk. Bu renkte olan.

BİTÜM

Keskin bir koku, alev ve koyu duman çıkararak yanan, karbon ve hidrojen bakımından çok zengin doğal yakıt maddelerinin genel adı, yer sakızı. Yol kaplamasında, kâğıt ve çatıların su geçirmez duruma getirilmesinde, kömür tozundan briket yapımında vb. kullanılan, doğal ısıda katı, yoğunluğu bire yakın, koyu kestane renginde madde.