Kelimeler arşivi içinde; başında "kif" olan, toplam 20 adet kelime bulunmaktadır. kif ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu kif ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde kif olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
KİFAYETSİZLİK, KİFLEYEBİLMEK
KİFAFINEFİS, KİFAFLANMAK, KİFOSKOLİOZ
KİFAFLANMA, KİFAYETSİZ, KİFOLORDOZ
KİFAYETLİ
KİFTELIH
KİFAYET, KİFSİYH, KİFOZİS
KİFLET
KİFİR, KİFTE, KİFOZ, KİFAF
KİFİ
KİF
KİF
Firengi hastalığı. Örtü : Ahmet kifin gerisine yat. Sağlam, dayanıklı.
KİFAFINEFİS
Yaşamaya yetecek kadar olan rızık.
KİFOLORDOZ
Omurgada kamburluk ve içe doğru çökme durumunun enzootik bulunuşu.
KİFLET
Aile fertleri, bk. külfet.
KİFAYETSİZ
Yetersiz.
KİFAYET
Yeterli miktarda olma, yetme, kâfi gelme. Bir işi yapabilecek yetenekte olma, yeterlik.
KİFİR
Küfür: Erkeyh kifir éllemez.
KİFAFLANMAK
Elde ne varsa onunla, çok az yiyecekle karın doyurmak, çok az şeyle yetinmek.
KİFAYETSİZLİK
Yetersizlik.
KİFOSKOLİOZ
Omurganın kamburluğu ve S biçiminde kıvrılması.
KİFTELIH
Köftelik.
KİFSİYH
Küflenmiş, kokmuş : Pendir kifsiyh.
KİFAFLANMA
Kifaflanmak işi.
KİFAYETLİ
Yeterli.
KİFOZİS
Kamburluk. Kambur.
KİFLEYEBİLMEK
Bir işin altından kalkmak, başarmak : Hasannan güleşmeyi kifliyebilersen mi?.
Bu bölümde tanımı içerisinde KİF geçen kelimeler listesi verilmiştir.
YETERSİZ
Gerekli bilgi ve yeteneği olmayan, yeterliği olmayan, kifayetsiz, ehliyetsiz. Verimli olmayan. Eksiği olan, yetecek kadar olmayan. Gereken, istenen niteliği olmayan. İşlevini tam olarak yapamayan (organ, alet vb.).
AKEF
Arapça kökenli âkif: Akif.
TUTMAK
Elde bulundurmak, ele almak. Herhangi bir durumda kalmasını sağlamak. Ulaşmak, varmak. Otobüs, vapur, uçak vb. hasta etmek. Uygun gelmek, çelişmez olmak. Bir şey düşünmek. Alacağa ya da vereceğe saymak. Hedef olarak almak. Kapatmak, sarmak. Hürriyetinden yoksun bırakıp bir yere kapamak, tevkif etmek. Avlamak. Yapışarak veya sokularak çıkmaz olmak. Bırakmamak. Beddua, dua, ah vb. etkisini göstermek, gerçekleşmek, yerine gelmek, varmak. Bir işe herhangi bir anlayışla girişmek. Herhangi bir durumda bulundurmak. Beklenen sonucu vermek. Askerlikte, bankacılıkta durdurmak, blokaj. Gereğini yapmak, yerine getirmek. Başlamak. Sarmak, bürümek. Denetimi ve yetkisi altına almak. Hizmetine almak veya kiralamak. Yaklaştırmak. Bağlamak. İşgal etmek. Kaplamak. İzlemek. Bir kimsenin yerini almak. Benimsemek, beğenmek. Asılmak, kuvvetlice sarılmak. Biriktirmek, tasarruf etmek. Takım oyunlarında karşı takımdaki bir oyuncuyu yakından izlemek, markaja almak. Bir sanat eseri geniş ilgi görmek. Desteklemek, birinden yana çıkmak. Para toplamı ...-e varmak, değeri olmak. Sunmak. Kullanmak. Varsaymak, farz etmek. Bir şeyi kullanması için uzatmak. Yanında bulundurmak, alıkoymak. Bir yerde kalmasını sağlamak. Ele geçirmek, yakalamak. Sürmek, zaman almak. Kırağı, çiğ veya kar bir yüzeyde görünür durumda olmak, kalmak. İş görebilmek. Uğramak.
YETERLİ
Bir işi yapma gücünü sağlayan özel bilgisi olan, kifayetli, ehliyetli. Gereksinimlere cevap veren, ihtiyaçları karşılayan. Bir görevi, işlevi yerine getirme gücü olan, etkisi olan.
EFİRA
Gerçek medüzlerde skifopoliplerden enine bölünmelerle meydana gelen, serbest yüzen ve medüzleri verecek olan oluşumlar. Gerçekmedüzler de skifopoliplerden enine bölünmelerle meydana gelip özgür yüzen ve medüzleri verecek olan yapılar.
TUTUKLAMA
Tutuklamak işi, tevkif.
DEKOMPENZASYON
Yetmezlik, kifayetsizlik, telafi edememe, kompenze edememe.
YETERSİZLİK
Yetersiz olma durumu, kifayetsizlik.
LİYAKAT
Bir kimsenin, kendisine iş verilmeye uygunluk, yaraşırlık durumu, değim. Kifayet.
YETERLİLİK
Yeterli olma durumu, yeterlik. Bir işi yapma gücünü sağlayan özel bilgi, ehliyet, yeterlik. Görevini yerine getirme gücü, kifayet, yeterlik.
TUTUKLAMAK
Kanun yoluyla hürriyeti kısıtlayarak bir yere kapatmak, tevkif etmek.
SORULAMA
Belli bir konuda bilgi almak üzere sorulabilecek olanaklı sorular arasından ya da bir içerik evreninden örnek alma ya da bir alan araştırmasında bilgi içerikli bir yanıt almak üzere soru sorma. Düzyazı ya da şiirde, yanıt beklemeden soruya başvurma sanatı. Sana dar galmeyecek makberi kimler kazsın? (Mehmet Akif Ersoy).
TUTUKEVİ
Tutukluların kapatıldığı yer, tomruk, dam, tevkifhane.
ÇEKİMSER
Oy vermekten, eğilim göstermekten veya bir şey yapmaktan kaçınan, kararsız, taraf olmayan (kimse), müstenkif.