Sonu KESİLİ ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "kesili" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu kesili ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında kesili olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde kesili olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

KESİLİ

Söz verilmiş, sözlü : Bu kız Ahmet'e kesili. Tamamlanmış, bitmiş : Bu iş kesili bir hale geldi.

  -   -   -  

Anlamında KESİLİ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KESİLİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

KESİMEVİ

Kasaplık hayvanların kesilip yüzüldüğü yer, kesimhane, kanara, mezbaha.

KARAGÖZ

İzmaritgillerden, 25-30 santimetre uzunluğunda, enli, boz renkli, beyaz etli bir balık (Sargus sargus). Güldürüp eğlendiren kimse. Deve derisinden veya mukavvadan kesilip boyanmış insan biçimlerini beyaz bir perde üzerine arkadan ışık vererek yansıtma yoluyla oynatmaya dayalı bir gösteri oyunu. Bu oyunda halk görüşünü ve duyuşunu veren kimse.

KOPMAK

Herhangi bir yerinden ikiye ayrılmak. Yerinden ayrılmak. Koşmak, hızla gitmek. Bütün ilişkileri kesilip büsbütün ayrılmak veya uzaklaşmak. Kurtulmak. Birdenbire gürültülü veya tehlikeli olaylar birdenbire başlamak veya ortaya çıkmak. Çok ağrımak. Gövdeden ayrılmak.

AMPÜTASYON

Kol, bacak, kulak gibi organların tedavi amacıyla kısmen veya tamamen kesilip çıkartılması. Herhangi bir bütünden bir parça kesme veya koparma.

KIRKMA

Kırkmak işi. Ucu kesilip alnın üstüne bırakılan saç.

KESMECE

Kesilip müşteriye gösterilerek satılan (kavun, karpuz). (ke'smece) Kesip bakarak beğenmek şartıyla. (ke'smece) Aradaki değer ayrımını gözetmeksizin hepsi bir fiyattan.

DOĞRANMAK

Kesilmek, parça parça edilmek. Kesilir gibi ağrımak.

ATINTI

İki tarlanın sınırını belirten toprak yığını. Çift sürerken dönüm başında öküzlerin döndüğü yer. Rüzgârla bir çukura yığılan kar. Gelin çeyizi kesilirken akrabalara alınan hediyelik giysiler.

ANTEROSTOMİ

Bağırsak düğümünün kesilip alınması.

CAMRESİM

(Resim) Renkli camların kesilip, birbirlerine kurşun çubuklarla bağlanması ile yapılan pencere ya da resim.

BİÇAKLIK

Hayvanların çene altı, kesilirken bıçağın geldiği yer.

DÜRÜ

Dürülmüş şey. Armağan, hediye. Çeyiz. Düğüne çağrılanlara düğün sahibi tarafından verilen armağan. Bel denilen tarım aracı. Hediye. Düğün hediyesi. Gelinlerin damat ve akrabalarına, damatların da gelin ve akrabalarına verdikleri hediyeler. Gelinin çeyizi. Düğüne davet edilenlere düğün sahibi ve gelin tarafından verilen hediyeler. Evlenecek kızın işlenmek ve dikilmek üzere arkadaşlarına verdiği parçalar. Düğüne çağrılacaklara kumaş, koyun, koç, çevre göndererek yapılan çağrı. Gelin edilecek kız için istenilen mendil, fincan ve benzerleri şeyler. Çamaşır. 1. Gelin olacak kızın elbiselerinin kesilip biçilme günü. 1. Düğüne çağrılan kimseler. Çapa şeklinde çatal bel. Paket. Tırpanla ekin biçen adamın bir gidişte biçtiği yer. Kız evinden erkek evine gönderilen armağan. Gelinin damadın yakınları için getirdiği hediyelik çeyiz. 1.Düğünlerde okuntu (davetiye) ile birlikte gönderilen fanila, havlu ve benzerleri hediyeler. Gelin tarafının erkek tarafına verdiği hediye.

KESENEK

Görevlilerin aylıklarından her ay belli oranda kesilip bir sosyal güvenlik kurumuna yatırılan para. Fabrika, çiftlik vb. gelir kaynaklarının gelirini satın alma işi, iltizam.

ERİŞTE

İnce ince kesilip kurutulan hamur. Deniz yosunu.

GIRT

Sert veya kalın bir şey kesilirken çıkan ses.

IKLAMAK

Yük altında güçlükle solumak. Ağlarken bunalır ve soluğu kesilir gibi iç çekmek.

DEKAPİTASYON

Doğumu mümkün olmayan dölütün başının kesilip çıkarılması. Bir kemiğin yuvarlak olan başının kesilmesi. Deney hayvanlarında, başın koparılması biçiminde yapılan ötanazi tipi.

TIKANIKLIK

Tıkanık olma, iyi işleyememe durumu. Soluğun kesilir gibi olması.

KIRINTI

Bir şeyden ayrılan küçük parça. Eser, iz, belirti. Kurumak için kesilip yerde bırakılan odun. Küçük kalıntı.

DESMEKTOMİ

Ligamentten bir parçanın kesilip çıkarılması.