Kelimeler arşivi içinde; sonunda "keser" olan, toplam 6 adet kelime bulunmaktadır. Sonu keser ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında keser olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde keser olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
ÇEVRİMKESER, KESKİNKESER
DENKESER, HIZKESER, KELKESER
KESER
KESER
Tahta, ağaç yontmaya ve çivi çakmaya yarayan, kısa saplı, bir yanı keskin ağızlı çelik araç.
ÇEVRİMKESER
Olağan ya da olağandışı koşullarda bir çevrimi kesen akımmıknatıssal aygıt.
HIZKESER
Çiftekerin hızını kesmeğe yarayan araç. Elcek, kaplıtel ve sıkıştırıcı parçadan oluşur. Ön ve arka tekerlek için iki tanedir. Yarışlık çiftekerlerinde hızkeser kullanmak yasaktır.
KELKESER
Uzun saplı büyük keser.
KESKİNKESER
Ağaç yontma keseri. (Senirkent Isparta).
DENKESER
Gürültüden kafa şişme: O kadar bağırdı ki, başım denkeser oldu.
Bu bölümde tanımı içerisinde KESER geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AYDEMİR
Yüzü yay biçiminde bir keser türü.
SUNTIRAÇ
Nalbantların, nallanacak hayvanın tırnağını keserken kullandıkları keskin araç. Saraçların derilere yiv açmakta kullandıkları, metalden U biçimindeki araç.
İNZİVA
Toplum hayatından kaçıp tek başına yaşama. Dış dünyayla bütün bağlarını keserek Tanrı'yla birleşebilmek için insanın kendi içine kapanması.
SAVAŞ
Devletlerin diplomatik ilişkilerini keserek giriştikleri silahlı mücadele, harp, cenk, cidal. Uğraşma, kavga, mücadele. Bir şeyi ortadan kaldırmak, yok etmek amacıyla girişilen mücadele.
ÇIKARMAK
Birinin veya bir şeyin çıkmasını sağlamak, çıkmasına sebep olmak. Sonunu getirmek. Hatırlamak. Bulmak, ortaya koymak. Yapmak, üretmek. Giysi, ayakkabı vb.ni vücuttan ayırmak, soymak. Bir müzik parçasını notalarıyla çalmak. Boşaltmak. Sunmak. Göstermek. Üçüncü bir sayı elde etmek üzere belli bir sayıdan, daha az değerli başka bir sayı kadar birim eksiltmek, tarh etmek. Gidermek. Fotoğraf çektirmek. Resim yapmak. Söylemek. Öfke, hırs, acı vb.nin zararını çektirmek. İlgisini keserek uzaklaştırmak. Sağlamak, elde etmek. Anlamak, ne olduğunu bilmek, sezmek. Sindirim yolundan dışarı atmak, kusmak. Gibi göstermek, bir davranış yüklemek. Yayımlamak. Yollamak, göndermek.
MANASTIR
Bazı kesin kurallara bağlı rahip veya rahibelerin dünya ile ilgilerini keserek yaşadıkları yapı, keşişhane.
YALNIZCILIK
Uluslararası konulara ve anlaşmazlıklara katılmama siyaseti, infiratçılık. Bir ülkenin dış ekonomik ilişkilerini keserek kendi sınırları içinde tek başına bir ekonomi siyaseti izlemesi, infiratçılık.
BOĞAZLAMAK
Hayvan veya insanı boğazından keserek öldürmek. Gaddarca, kan dökerek öldürmek.
KEKEME
Damak sesleriyle başlayan kelimeleri ve heceleri tekrarlayarak birdenbire söyleyen ve keserek konuşan, keke, kekeç.
GEDİLMEK
Gedik olmak, gedik açılmak. Bıçak, keser vb.nin ağızları aşınmak.
KEKELEMEK
Damak sesleriyle başlayan kelimeleri ve heceleri tekrarlayarak ve keserek konuşmak. Ne söyleyeceğini şaşırıp kelimeleri birbirine karıştırmak.
ÇALPARA
Parmaklara takılıp çalınan zil veya buna benzer ses çıkarıcı araç. Açıklarda, kumluk alanlarda yaşayan ve ağları keserek balıkçılara zarar veren bir tür çağanoz (Portunus puber). Gemi bordasında, pis suları dışarı akıtıp deniz suyunu, içeri almayan, tulumba içindeki özel kapak.
BARDA
Dam ustalarının kullandığı, başının bir ucu çember parçası biçiminde eğri, öbür ucu keskin çekiç. Fıçıcı keseri.
DANABURNU
Toprak içinde yaşayıp bitkilere, köklerini keserek zarar veren bir böcek, kök kurdu (Gryllotalpa vulgaris). Aslanağzı.
KANYON
Bir akarsuyun kalkerli bir alanda oyarak oluşturduğu, bir kıvrımı keserek iki yandaki çukurlukları birleştiren, dar ve boğaz biçimindeki vadi, dar boğaz, kapuz, kısık, klüz.
KERKİ
Keser.
ŞAHLANMAK
At, ön ayaklarını yerden keserek arka ayakları üstünde durmak, şaha kalkmak. Parlamak, ışıldamak. Taşkınlık göstermek, coşmak, kükremek.
ANAHTAR
Kilidi açıp kapamak için kullanılan araç, açar, açkı, miftah, dil. Kurgu. Şifre yazmak ve çözmek için kararlaştırılmış olan yol. Konserve kutularının kapağını keserek açmaya yarayan alet, açacak. Herhangi bir olayda belirleyici olan. İstenilen yere veya aygıta, isteğe göre elektrik akımının geçmesini sağlamak için kullanılan düzen, çevirici, çevirgeç, şalter, komütatör. Somunları veya vidaları çevirerek sıkıştırıp gevşetmek için kullanılan çelik saplı araç. Notaların müzik merdivenindeki yükseklik derecelerini göstermek ve buna göre okunmasını sağlamak için portenin başına konulan işaret. Vesile, araç, vasıta.
PAHLAMAK
Bir parçanın keskin kenarını keserek pah durumuna getirmek, keskinliğini gidermek.
DOĞRAMAK
Keserek parçalamak veya elle küçük parçalara ayırmak.