Kelimeler arşivi içinde; sonunda "kerek" olan, toplam 10 adet kelime bulunmaktadır. Sonu kerek ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında kerek olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde kerek olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
KEŞKEREK, TENKEREK
ÇEKEREK, DEKEREK, KÖKEREK, NEKEREK, TEKEREK, ÜYKEREK
EKEREK
KEREK
KEREK
Hayvanların boyunlarına takılan büyük çan, çıngırak. Eyer takımı. Gerek. Belin ya da çapanın çıkardığı sıkışmış kuru, iri toprak parçası. Davarlara takılan çan. Koyunların boynuna takılan büyük teneke çan. (Yenikent Aksaray Niğde).
ÜYKEREK
Ev gereci.
KÖKEREK
Büyük, gösterişli.
KEŞKEREK
keşgek.
TEKEREK
Dikiş makarası. Yuvarlak. Kavrularak yağıyla dondurulan et kavurması. Çok güzel. Oyuncak araba. Kurs. Dolu.
TENKEREK
Yün eğirmeye yarayan tahta araç, iğ. tengerek] 2.Bir çeşit çıkrık.
NEKEREK
Ufak tefek eşya, öteberi.
DEKEREK
Tekerlek.
EKEREK
Ekin.
ÇEKEREK
Yozgat iline bağlı ilçelerden biri.
Bu bölümde tanımı içerisinde KEREK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DİDİNMEK
Çok güçlük çekerek sürekli çalışmak.
KIVIRMAK
Herhangi bir şeyi bükmek. Bir giysinin veya kumaşın kenarını bükerek tersinden dikmek. Yapmak istememek, yan çizmek. Başarmak, başa çıkmak, becermek, hakkından gelmek. Kenarından katlamak. Saptırmak, çevirmek. Uydurup söylemek. Dolandırmak. Kalçalarını iki yana sallayarak oynamak veya yürümek.
İMSAK
Oruca başlama zamanı. Cimrilik. Bir şeyden el çekerek nefsine hâkim olma.
GERMEK
Bir şeyin uçlarından veya kenarlarından çekerek gergin duruma getirmek. Kol, bacak, uzatmak. Gergin bir şeyle örtmek. Gergin duruma getirmek, gerginlik yaratmak, sinirlendirmek.
ÇALAKÜREK
Sürekli kürek çekerek.
ÇELİKLEMEK
Çelik dikerek ağaç yetiştirmek.
BÜKÜCÜ
Ağaç veya kontrplakları kalıpla, elle bükerek şekil veren kimse.
İRKİLMEK
Ürkerek geri çekilir gibi olmak. Vücudun bir yeri dışarıdan gelen bir uyarıcının etkisiyle kanlanıp şişmek, taharrüş etmek. Şaşırıp duraklamak. Akan bir şey, bir engel karşısında duraklayıp birikmek.
ÇEKİŞTİRMEK
Uçlarından tutarak ayrı yönlere doğru çekmek. Tekrar tekrar çekerek koparmak. Bir kimsenin kötü taraflarını uzun uzadıya sayıp dökmek.
FİTİL
Lambada, kandilde ve mumda yağın, çakmakta benzinin yanmasını sağlayan, türlü biçimlerde bükülmüş veya dokunmuş pamuktan yapılmış olan genellikle yağ çekici madde. 0,0125 gram olan ağırlık ölçü birimi. Yollu bir biçimde dokunmuş kumaş. Derin yaraların tedavisinde, yara içine salınan steril gazlı bez şeridi. Elli kâğıtla oynanan ve en az sayısı olanın kazanması kuralına dayanan bir iskambil oyunu. Eskiden topları ve şimdi lağımları ateşlemekte kullanılan kaytan biçiminde tutuşturucu madde. Kumaşın altına kaytan biçiminde bükülmüş bir şey koyup üstten dikerek yapılmış olan kabartma yol. Anüse konulan donmuş yağ kıvamında ve koni biçiminde ilaç. Koltuk, sandalye vb. oturulan eşyanın yapımında dikiş veya çivileri gizlemekte kullanılan şerit.
KAPMAK
Birdenbire yakalayarak, çekerek almak. Isırıp parçalamak. İşitir işitmez veya görür görmez bellemek ve öğrenmek. Bulaşmış olmak, geçmek. Koparmak, kıstırmak. Yer ayırmak, yer tutmak.
ÇİÇEK
Bir bitkinin, üreme organlarını taşıyan çoğu güzel kokulu, renkli bölümü. Çiçek açan kır veya bahçe bitkisi. İrinli kabarcıklar dökerek yüzde izler bırakan ateşli, ağır ve bulaşıcı bir hastalık. Davranışları hafif, toplum kurallarına uymayan kimse. Süblimleşme veya çiçeksime yoluyla elde edilen toz.
BOĞAZLAMAK
Hayvan veya insanı boğazından keserek öldürmek. Gaddarca, kan dökerek öldürmek.
ÇİFTÇİ
Geçimini toprağı ekerek sağlayan kimse.
HIÇKIRMAK
Boğazdan hıçkırık sesi çıkarmak. İçini çekerek ağlamak.
ÇÖMELMEK
Dizlerini bükerek topukları üzerine oturmak.
ÇAPAK
Göz pınarında ve kirpiklerde birikerek pıhtılaşan veya kuruyan akıntı. Metal veya toprak eşya kenarlarında bulunan pürüz. Madenler dövülürken sıçrayan ince, ufak parça. Sazan familyasından, vücudu yandan basık, 50 santimetre uzunluğunda, 4-5 kilogram ağırlığında, sarı pullu, eti tatsız, kılçıklı bir tatlı su balığı (Abramis brama).
CİLT
Ten. Bir eserin ayrı ayrı basılan bölümlerinden her biri. Formaları, yaprakları birbirine dikerek veya yapıştırarak kitap, defter, dergi vb.ne geçirilen deri, bez veya kâğıtla kaplı kapak.
BENZİNLEMEK
Benzin dökerek yakmak. Bir nesneyi benzine bulamak.
EZİYETLİ
Eziyet çekerek yapılan. Eziyet veren, eziyet çektiren, üzgülü.