KEREK ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "kerek" olan, toplam 4 adet kelime bulunmaktadır. kerek ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu kerek ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde kerek olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

KEREK

Hayvanların boyunlarına takılan büyük çan, çıngırak. Eyer takımı. Gerek. Belin ya da çapanın çıkardığı sıkışmış kuru, iri toprak parçası. Davarlara takılan çan. Koyunların boynuna takılan büyük teneke çan. (Yenikent Aksaray Niğde).

KEREKE

Aba.

KEREKİ

Aba. Yünden ve pamuktan yapılan hırka, ceket.

KEREKLİ

Olur olmaz şeye öfkelenen kişi.

  -   -   -  

Anlamında KEREK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KEREK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

İMSAK

Oruca başlama zamanı. Cimrilik. Bir şeyden el çekerek nefsine hâkim olma.

GERMEK

Bir şeyin uçlarından veya kenarlarından çekerek gergin duruma getirmek. Kol, bacak, uzatmak. Gergin bir şeyle örtmek. Gergin duruma getirmek, gerginlik yaratmak, sinirlendirmek.

DİDİNMEK

Çok güçlük çekerek sürekli çalışmak.

EZİYETLİ

Eziyet çekerek yapılan. Eziyet veren, eziyet çektiren, üzgülü.

ÇELİKLEMEK

Çelik dikerek ağaç yetiştirmek.

BENZİNLEMEK

Benzin dökerek yakmak. Bir nesneyi benzine bulamak.

HIÇKIRMAK

Boğazdan hıçkırık sesi çıkarmak. İçini çekerek ağlamak.

ÇAPAK

Göz pınarında ve kirpiklerde birikerek pıhtılaşan veya kuruyan akıntı. Metal veya toprak eşya kenarlarında bulunan pürüz. Madenler dövülürken sıçrayan ince, ufak parça. Sazan familyasından, vücudu yandan basık, 50 santimetre uzunluğunda, 4-5 kilogram ağırlığında, sarı pullu, eti tatsız, kılçıklı bir tatlı su balığı (Abramis brama).

CİLT

Ten. Bir eserin ayrı ayrı basılan bölümlerinden her biri. Formaları, yaprakları birbirine dikerek veya yapıştırarak kitap, defter, dergi vb.ne geçirilen deri, bez veya kâğıtla kaplı kapak.

FİTİL

Lambada, kandilde ve mumda yağın, çakmakta benzinin yanmasını sağlayan, türlü biçimlerde bükülmüş veya dokunmuş pamuktan yapılmış olan genellikle yağ çekici madde. 0,0125 gram olan ağırlık ölçü birimi. Yollu bir biçimde dokunmuş kumaş. Derin yaraların tedavisinde, yara içine salınan steril gazlı bez şeridi. Elli kâğıtla oynanan ve en az sayısı olanın kazanması kuralına dayanan bir iskambil oyunu. Eskiden topları ve şimdi lağımları ateşlemekte kullanılan kaytan biçiminde tutuşturucu madde. Kumaşın altına kaytan biçiminde bükülmüş bir şey koyup üstten dikerek yapılmış olan kabartma yol. Anüse konulan donmuş yağ kıvamında ve koni biçiminde ilaç. Koltuk, sandalye vb. oturulan eşyanın yapımında dikiş veya çivileri gizlemekte kullanılan şerit.

İRKİLMEK

Ürkerek geri çekilir gibi olmak. Vücudun bir yeri dışarıdan gelen bir uyarıcının etkisiyle kanlanıp şişmek, taharrüş etmek. Şaşırıp duraklamak. Akan bir şey, bir engel karşısında duraklayıp birikmek.

ÇALAKÜREK

Sürekli kürek çekerek.

KIVIRMAK

Herhangi bir şeyi bükmek. Bir giysinin veya kumaşın kenarını bükerek tersinden dikmek. Yapmak istememek, yan çizmek. Başarmak, başa çıkmak, becermek, hakkından gelmek. Kenarından katlamak. Saptırmak, çevirmek. Uydurup söylemek. Dolandırmak. Kalçalarını iki yana sallayarak oynamak veya yürümek.

ÇÖMELMEK

Dizlerini bükerek topukları üzerine oturmak.

BÜKÜCÜ

Ağaç veya kontrplakları kalıpla, elle bükerek şekil veren kimse.

BOĞAZLAMAK

Hayvan veya insanı boğazından keserek öldürmek. Gaddarca, kan dökerek öldürmek.

ÇİFTÇİ

Geçimini toprağı ekerek sağlayan kimse.

ÇİÇEK

Bir bitkinin, üreme organlarını taşıyan çoğu güzel kokulu, renkli bölümü. Çiçek açan kır veya bahçe bitkisi. İrinli kabarcıklar dökerek yüzde izler bırakan ateşli, ağır ve bulaşıcı bir hastalık. Davranışları hafif, toplum kurallarına uymayan kimse. Süblimleşme veya çiçeksime yoluyla elde edilen toz.

KAPMAK

Birdenbire yakalayarak, çekerek almak. Isırıp parçalamak. İşitir işitmez veya görür görmez bellemek ve öğrenmek. Bulaşmış olmak, geçmek. Koparmak, kıstırmak. Yer ayırmak, yer tutmak.

ÇEKİŞTİRMEK

Uçlarından tutarak ayrı yönlere doğru çekmek. Tekrar tekrar çekerek koparmak. Bir kimsenin kötü taraflarını uzun uzadıya sayıp dökmek.