Kelimeler arşivinde; içinde "kerek" olan, toplam 15 tane kelime bulunuyor. İçerisinde kerek bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu kerek ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında kerek olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
HÖYKEREKLİ
HÖKEREKLİ
KEŞKEREK, TENKEREK
ÇEKEREK, DEKEREK, KEREKLİ, KÖKEREK, NEKEREK, TEKEREK, ÜYKEREK
EKEREK, KEREKE, KEREKİ
KEREK
KEREK
Hayvanların boyunlarına takılan büyük çan, çıngırak. Eyer takımı. Gerek. Belin ya da çapanın çıkardığı sıkışmış kuru, iri toprak parçası. Davarlara takılan çan. Koyunların boynuna takılan büyük teneke çan. (Yenikent Aksaray Niğde).
HÖYKEREKLİ
Çalımlı, gösterişli kişi.
TENKEREK
Yün eğirmeye yarayan tahta araç, iğ. tengerek] 2.Bir çeşit çıkrık.
KEREKLİ
Olur olmaz şeye öfkelenen kişi.
KEREKE
Aba.
DEKEREK
Tekerlek.
TEKEREK
Dikiş makarası. Yuvarlak. Kavrularak yağıyla dondurulan et kavurması. Çok güzel. Oyuncak araba. Kurs. Dolu.
KEŞKEREK
keşgek.
HÖKEREKLİ
Çalımlı, gösterişli kişi.
EKEREK
Ekin.
ÜYKEREK
Ev gereci.
KÖKEREK
Büyük, gösterişli.
ÇEKEREK
Yozgat iline bağlı ilçelerden biri.
NEKEREK
Ufak tefek eşya, öteberi.
KEREKİ
Aba. Yünden ve pamuktan yapılan hırka, ceket.
Bu bölümde tanımı içerisinde KEREK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇÖMELMEK
Dizlerini bükerek topukları üzerine oturmak.
FİTİL
Lambada, kandilde ve mumda yağın, çakmakta benzinin yanmasını sağlayan, türlü biçimlerde bükülmüş veya dokunmuş pamuktan yapılmış olan genellikle yağ çekici madde. 0,0125 gram olan ağırlık ölçü birimi. Yollu bir biçimde dokunmuş kumaş. Derin yaraların tedavisinde, yara içine salınan steril gazlı bez şeridi. Elli kâğıtla oynanan ve en az sayısı olanın kazanması kuralına dayanan bir iskambil oyunu. Eskiden topları ve şimdi lağımları ateşlemekte kullanılan kaytan biçiminde tutuşturucu madde. Kumaşın altına kaytan biçiminde bükülmüş bir şey koyup üstten dikerek yapılmış olan kabartma yol. Anüse konulan donmuş yağ kıvamında ve koni biçiminde ilaç. Koltuk, sandalye vb. oturulan eşyanın yapımında dikiş veya çivileri gizlemekte kullanılan şerit.
EZİYETLİ
Eziyet çekerek yapılan. Eziyet veren, eziyet çektiren, üzgülü.
BENZİNLEMEK
Benzin dökerek yakmak. Bir nesneyi benzine bulamak.
CİLT
Ten. Bir eserin ayrı ayrı basılan bölümlerinden her biri. Formaları, yaprakları birbirine dikerek veya yapıştırarak kitap, defter, dergi vb.ne geçirilen deri, bez veya kâğıtla kaplı kapak.
DİDİNMEK
Çok güçlük çekerek sürekli çalışmak.
İMSAK
Oruca başlama zamanı. Cimrilik. Bir şeyden el çekerek nefsine hâkim olma.
ÇALAKÜREK
Sürekli kürek çekerek.
BOĞAZLAMAK
Hayvan veya insanı boğazından keserek öldürmek. Gaddarca, kan dökerek öldürmek.
KAPMAK
Birdenbire yakalayarak, çekerek almak. Isırıp parçalamak. İşitir işitmez veya görür görmez bellemek ve öğrenmek. Bulaşmış olmak, geçmek. Koparmak, kıstırmak. Yer ayırmak, yer tutmak.
GERMEK
Bir şeyin uçlarından veya kenarlarından çekerek gergin duruma getirmek. Kol, bacak, uzatmak. Gergin bir şeyle örtmek. Gergin duruma getirmek, gerginlik yaratmak, sinirlendirmek.
BÜKÜCÜ
Ağaç veya kontrplakları kalıpla, elle bükerek şekil veren kimse.
ÇAPAK
Göz pınarında ve kirpiklerde birikerek pıhtılaşan veya kuruyan akıntı. Metal veya toprak eşya kenarlarında bulunan pürüz. Madenler dövülürken sıçrayan ince, ufak parça. Sazan familyasından, vücudu yandan basık, 50 santimetre uzunluğunda, 4-5 kilogram ağırlığında, sarı pullu, eti tatsız, kılçıklı bir tatlı su balığı (Abramis brama).
KIVIRMAK
Herhangi bir şeyi bükmek. Bir giysinin veya kumaşın kenarını bükerek tersinden dikmek. Yapmak istememek, yan çizmek. Başarmak, başa çıkmak, becermek, hakkından gelmek. Kenarından katlamak. Saptırmak, çevirmek. Uydurup söylemek. Dolandırmak. Kalçalarını iki yana sallayarak oynamak veya yürümek.
ÇEKİŞTİRMEK
Uçlarından tutarak ayrı yönlere doğru çekmek. Tekrar tekrar çekerek koparmak. Bir kimsenin kötü taraflarını uzun uzadıya sayıp dökmek.
ÇELİKLEMEK
Çelik dikerek ağaç yetiştirmek.
ÇİÇEK
Bir bitkinin, üreme organlarını taşıyan çoğu güzel kokulu, renkli bölümü. Çiçek açan kır veya bahçe bitkisi. İrinli kabarcıklar dökerek yüzde izler bırakan ateşli, ağır ve bulaşıcı bir hastalık. Davranışları hafif, toplum kurallarına uymayan kimse. Süblimleşme veya çiçeksime yoluyla elde edilen toz.
HIÇKIRMAK
Boğazdan hıçkırık sesi çıkarmak. İçini çekerek ağlamak.
İRKİLMEK
Ürkerek geri çekilir gibi olmak. Vücudun bir yeri dışarıdan gelen bir uyarıcının etkisiyle kanlanıp şişmek, taharrüş etmek. Şaşırıp duraklamak. Akan bir şey, bir engel karşısında duraklayıp birikmek.
ÇİFTÇİ
Geçimini toprağı ekerek sağlayan kimse.