Kelimeler arşivi içinde; başında "ker" olan, toplam 345 adet kelime bulunmaktadır. ker ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu ker ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde ker olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
KERTMEKARACAÖREN
KERATOSKLERİTİS, KERAVNOSKOPEYON
KERATİNİZASYON, KERATOSENTEZİS
KERATİNLEŞMEK, KERATOAKANTOM, KERATOELASTİN, KERATOHİYALİN, KERATOMİKOZİS, KEREVEZLENMEK, KEREVİZLENMEK, KERTENKELELER, KERTENKELEMSİ, KERTERİZLEMEK
KERATİNLEŞME, KERATOGLOBUS, KERATOİRİTİS, KERATOMALASİ, KERATOSÜLFAT, KERESTECİLİK, KERPİÇLEŞMEK, KERPİLDETMEK, KERTERİZLEME, KERVANSARAYI
KERAFİLOSEL, KERAHSINMAK, KERASİYANİN, KERATEKTAZİ, KERATİNOSİT, KERATOKONUS, KERATOLİTİK, KERATOLİZİS, KERESLENMEK, KEREVSİNMEK, KEREZLENMEK, KERİFSİNMEK, KERİPLENMEK, KERİPSİNMEK, KERMELENMEK, KERNİKTERUS, KERPİÇÇİLİK, KERPİÇLEŞME, KERTELEYİCİ, KERTENGÜCÜK, KERTİKLEMEK, KERTÜKLEMEK, KERVANCILIK, KERVANKIRAN, KERVANPINAR, KERVANSARAY
KERAMETTİN, KERATİNSİZ, KERATOHEMİ, KERATOTOMİ, KERÇLENMEK, KERENSEMEK, KERESSİMEK, KERESTELİK, KEREVİTLER, KERİMMÜMİN, KERİZCİLİK, KERKEKLİĞİ, KERKENINEK, KERMELEMEK, KEROTENLER, KERTELEMEK, KERTENKELE, KERTİKLEME, KERTİŞGENE, KERTİŞKENE, KERVANBAŞI
KERAMETLİ, KERATİNLİ, KERATİTİS, KERATOSEL, KERATOZİS, KERBANLAR, KERCETMEK, KERCİTMEK, KERÇETMEK, KERÇLEMEK, KERDAMALI, KERESİMEK, KERESTECİ, KERESTELİ, KEREVİDES, KERHANECİ, KERİMOĞLU, KERİMTİCİ, KERKENCEK, KERKENMEK, KERKİNMEK, KERKİTMEK, KERNEŞMEK, KERPİÇÇİK, KERPİÇKÖY, KERPİÇLİK, KERRAKELİ, KERSENTAŞ, KERSİNMEK, KERTELEME, Devamını Oku »»
KERAMELİ, KERATOMA, KERÇİMAN, KERDİMAN, KERDİVAR, KERDİYER, KEREHANE, KERELMEK, KEREMKÖY, KEREMŞAH, KERENDİL, KERENLER, KEREPERG, KEREYAĞI, KERİMCEK, KERİMHAN, KERİMLER, KERKENEK, KERKENEZ, KERKİDES, KERKİNEK, KERKİNME, KERMELİK, KERMEYAN, KERNABAT, KERNEMUT, KEROTOİD, KERPENTİ, KERPETEN, KERPİÇÇİ, Devamını Oku »»
KERAHET, KERAMET, KERANOS, KERANTI, KERASEL, KERATAN, KERATİN, KERATİT, KERATOM, KERATON, KERCİNE, KERÇANE, KERÇENE, KERÇİNE, KERÇLEN, KERDANE, KERDEME, KERDİGA, KERDİGE, KERDİĞE, KERDİME, KERDİYE, KEREBİÇ, KEREKLİ, KEREMET, KEREMİT, KEREMLİ, KEREMPE, KERENDİ, KERENLÜ, Devamını Oku »»
KERAMA, KERANA, KERANI, KERATA, KERBİŞ, KERÇİK, KERDAH, KERDEL, KEREĞİ, KEREKE, KEREKİ, KERELE, KEREÖZ, KERESE, KERETE, KERGİN, KERĞAŞ, KERHAT, KERHEN, KERHİZ, KERİME, KERİRA, KERKEÇ, KERKEL, KERKEP, KERKES, KERKEZ, KERKUS, KERKÜD, KERKÜR, Devamını Oku »»
KERAĞ, KERAN, KERAT, KERAZ, KERCİ, KERDA, KERDE, KERDİ, KEREÇ, KEREK, KEREM, KEREN, KERER, KERES, KERET, KEREY, KEREZ, KERGİ, KERİF, KERİH, KERİK, KERİM, KERİN, KERİP, KERİŞ, KERİT, KERİZ, KERKİ, KERLİ, KERMA, Devamını Oku »»
KERA, KERC, KERÇ, KERE, KERG, KERH, KERİ, KERK, KERL, KERN, KERS, KERT, KERZ
KER
KER
Kuvvet, kudret.
KEREVEZLENMEK
Üstünlüğünü göstermek, kendini beğendirmek: Horoz tavuğa kerevezlendi.
KERTMEKARACAÖREN
Sivas ilinde, Ulaş ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
KERTENKELELER
Kertenkele, bukalemun ve iguanaları içine alan dört ayaklı sürüngenler takımı. Gerçek kertenkele türlerini içine alan dört ayaklı sürüngenler topluluğu. Sürüngenler (Squamata) takımından, ayakları iyi gelişmiş ve beş parmakları olan, uzun ve sivri kuyruklu, göz kapakları hareketli, üzerleri pullu ya da pürçüklü olan türlere sahip bir alt takım. (Lacertilia),familyaları vardır.
KERATOHİYALİN
Epidermisin granüllü tabakasındaki hücrelerin içinde bulunan granüller. gözelerinde bulunan bir madde.
KERATOELASTİN
Balıkların ve sürüngenlerin yumurta kabuklarında bulunan protein.
KERATİNLEŞMEK
Protoplazma proteinler keratin durumuna dönüşmek.
KERATİNİZASYON
Keratin oluşumu.
KERTERİZLEMEK
Kerteriz almak. Amaç olarak belirlemek.
KERATOMİKOZİS
Mikotik kornea yangısı.
KEREVİZLENMEK
Takılmak, peşine düşmek.
KERTENKELEMSİ
Ayaksızlar (Gymnophiona) takımının, kertenkelemsigiller (Caecilidae) familyasından, gözleri körelmiş, Güney Amerika'da yaşayan bir tür. (Caecilia gracilis), Ayaksızlar (Gymnophiona) takımının kertenkelemsigiller (Caeciliidae) familyasından bir amfibyum türü. Kurt biçimindedir. Gözleri körelmiştir. Güney Amerikada yaşar.
KERATOSENTEZİS
Kornea veya limbustan camera anterior bulbi'ye iğneyle girerek sıvı alma.
KERAVNOSKOPEYON
Antik Yunan tiyatrosunda yıldırım etmenini sağlayan ilkel düzen.
KERATOAKANTOM
Keratin içeren, orta kısmında krater benzeri bir delikle deri yüzeyine bağlantılı iyicil, süratle büyüyen kistik bir tümör, intrakutan kornifiye epitelyom.
KERATOSKLERİTİS
Kornea ve skleranın yangısı.
Bu bölümde tanımı içerisinde KER geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AĞDACI
Şeker, tatlı ve helva yapımında ağda hazırlayan işçi. Ağda ile vücuttaki fazla tüyleri veya kılları temizlemeyi meslek edinmiş kimse.
AKİDE
İnanç. Şekerin kaynatılarak katılaşması yolu ile yapılan, renkli ve kokulu, ağızda güç eriyen şeker, akide şekeri.
AĞAÇ
Meyve verebilen, gövdesi odun veya kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitki. Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dallarından yapılan. Tahta, kereste.
AĞIRŞAK
Yün veya iplik eğrilen iği ağırlaştırmak için alt ucuna geçirilen yarım küre biçiminde, ortası delik ağaç veya kemik parça. Teker biçiminde yassı nesne, kurs (I).
AMİLAZ
Nişastayı parçalayarak şekere çeviren bir enzim.
AKAĞAÇ
Gürgengillerin, kerestesinden yararlanılan beyaz kabuklu bir türü (Zelkova carpinifolia).
AKITMA
Akıtmak işi, isale. Enli bilezik. Un, süt, yağ, yumurta, şeker veya pekmezle yoğrularak cıvık bir duruma getirilen hamurun kızgın sac üzerinde pişirilmesiyle yapılmış olan bir tatlı türü. Hayvanların, özellikle atların alınlarında bulunan ve burunlarına doğru uzanan beyaz leke.
ALAY
Herhangi bir törende veya gösteride yer alan topluluk. Bayram, cenaze vb. törenlerde sıralı olarak giden insan topluluğu, kortej. Bir kimsenin, bir şeyin, bir durumun, gülünç, kusurlu, eksik vb. yönlerini küçümseyerek eğlence konusu yapma. Hayvan topluluğu. Genellikle üç tabur ve bunlara bağlı birliklerden oluşan asker topluluğu.
ABANOZ
Abanozgillerden, sıcak ülkelerde yetişen, kerestesinden yararlanılan birçok ağacın ortak adı. Bu tahtadan yapılmış. Bu ağacın ağır, sert ve siyah renkli tahtası. Koyu, parlak siyah. Bu renkte olan.
ALKOL
Bira, şarap vb. sıvıların veya pancar, patates nişastasının şekere dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan glikoz çözeltilerin mayalaşmış özlerinin damıtılmasıyla elde edilen, kokulu, uçucu, yanıcı, renksiz sıvı, ispirto, etanol, etil alkol. Her türlü alkollü içki.
ADRENALİN
Hekimlikte damarları daraltma, bronşları açma, kanamaları kesme vb. amaçlarla kullanılan, kan şekerinin yükselmesine yol açan böbrek üstü bezlerinin salgısı.
ALAYLI
Erlikten yetişmiş, askerî okullarda okumadan başarı gösterip rütbe alan ve yükselen subay. Gerekli okul eğitimini görmeden kendini yetiştirmiş olan (kimse), mektepli karşıtı. Gösterişli, görkemli, debdebeli. Alay edici, küçümseyici, müstehzi.
AHLAMAK
İç çekmek, ah etmek, ah çeker gibi ses çıkarmak.
AĞIL
Evcil küçükbaş hayvanların barındığı çit veya duvarla çevrili yer, arkaç. Hale. Bazı görüntülerdeki çok ışıklı cisimleri çevreleyen ışıklı teker.
AÇMAZ
Satranç oyununda şahı koruyan taşlardan birinin yerinden oynatılamaması durumu. Tuluatta karşısındakine bir nükte veya tekerleme söyleme kolaylığını veren söz. İçinden zor çıkılır durum.
AKBABA
Akbabagillerden, başı ve boynu çıplak olan, dağlık yerlerde yaşayan, leşle beslenen, çok yüksekten uçarak keskin gözleriyle çok uzakları görebilen, iri ve yırtıcı bir kuş, kerkes (Vultur monachus). İhtiyar. Çıkarı için başkalarını sömüren.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
ARABA
Tekerlekli, motorlu veya motorsuz her türlü kara taşıtı. Bu taşıtın aldığı miktarda olan.
AĞDA
Kaynatılarak çok koyu ve yapışkan bir macun durumuna getirilen pekmez veya limonlu şeker eriyiği. Şekerle yapılmış olan ürünlerin hazırlanması veya beklemesi sırasında şekerin ulaştığı koyuluk.
ALTMIŞ
Elli dokuzdan sonra gelen sayının adı. Bu sayıyı gösteren 60 ve LX rakamlarının adı. Altı kere on, elli dokuzdan bir artık.