Kelimeler arşivi içinde; başında "kes" olan, toplam 326 adet kelime bulunmaktadır. kes ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu kes ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde kes olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
KESİNLEŞTİREBİLME
KESKİNLEŞTİRMEK
KESİNLEŞTİRMEK, KESİTARAŞTIRMA, KESKİNLEŞTİRME
KESİNLEŞTİRME, KESİNTİSİZLİK, KESTANEDERESİ, KESTANEKABAĞI, KESTANEPINARI, KESTİREBİLMEK, KESTİRİVERMEK
KESERZIMBASI, KESİLEBİLMEK, KESİLİVERMEK, KESİŞEBİLMEK, KESİŞİVERMEK, KESKİNLEŞMEK, KESKİNLETMEK, KESTANEALANI, KESTANECİLİK, KESTANEPINAR, KESTANERENGİ, KESTİREBİLME, KESTİRİVERME
KESATLAŞMAK, KESEKLENMEK, KESİKLEŞMEK, KESİKSİZLİK, KESİLEBİLME, KESİLİVERME, KESİNLEŞMEK, KESİNSİZLİK, KESİŞEBİLME, KESİŞİVERME, KESİŞTİRMEK, KESKENCELİK, KESKİNCİLİK, KESKİNKESER, KESKİNLEŞME, KESKİNLETME, KESTANEALAN, KESTANESÖKÜ, KESTEKLEMEK, KESTENKÜLAH, KESTİRİLMEK, KESTİRMEDEN, KESYAPIŞTIR
KESATLAŞMA, KESDENKELE, KESEBİLMEK, KESEĞENLİK, KESEKLENME, KESELENMEK, KESELETMEK, KESERLEMEK, KESİKKAVAK, KESİKKEREM, KESİKKÖPRÜ, KESİKLİLİK, KESİMCİLİK, KESİMLEMEK, KESİNLEMEK, KESİNLEŞME, KESİNLİKLE, KESİNTİSİZ, KESİŞTİRME, KESİVERMEK, KESMEBURUN, KESMEKALIP, KESMEKANAK, KESMEKÖPRÜ, KESMERESİM, KESTANECİK, KESTANELİK, KESTENKELE, KESTİRİLME, KESTİRMECE, Devamını Oku »»
KESBETMEK, KESDİRMEK, KESDÜŞMEK, KESEBİLME, KESEGELEN, KESELEKGE, KESELEKKE, KESELEMEK, KESELENİŞ, KESELENME, KESELETME, KESELİLER, KESENEKÇİ, KESENEKGE, KESENETLİ, KESEPINAR, KESGENMEK, KESİCİLİK, KESİKAĞAÇ, KESİKKAYA, KESİKKELİ, KESİMHANE, KESİMLEME, KESİNEKES, KESİNETLİ, KESİNLEME, KESİNTİLİ, KESİSİYLE, KESİTDEYA, KESİVERME, Devamını Oku »»
KESATLIK, KESATMAK, KESBETME, KESDİRİM, KESDİRİŞ, KESEALAN, KESEKABI, KESEKÇİK, KESELEME, KESENALİ, KESENELİ, KESENKES, KESENLER, KESENLİK, KESENÖZÜ, KESENTAŞ, KESERCİK, KESERGEN, KESERİYE, KESERTAŞ, KESİKKAŞ, KESİKLİK, KESİKSİZ, KESİKTAŞ, KESİLEME, KESİLMEĞ, KESİLMEK, KESİMEVİ, KESİMLİK, KESİNDİK, Devamını Oku »»
KESAFET, KESAKÇA, KESATMA, KESAYAK, KESDENE, KESEBİÇ, KESECEK, KESECİK, KESECÜK, KESEDAR, KESEGEN, KESEĞEN, KESEKES, KESEKLE, KESEKLİ, KESEKÖY, KESELEK, KESEMET, KESENEK, KESENET, KESESİZ, KESEVZE, KESEYAK, KESEYEN, KESEYİN, KESİKÇİ, KESİKLİ, KESİKSU, KESİLİK, KESİLİM, Devamını Oku »»
KESBER, KESBİK, KESDEK, KESELE, KESELİ, KESENE, KESERİ, KESEYH, KESGEN, KESGİN, KESGÜÇ, KESGÜK, KESİCİ, KESİKE, KESİKİ, KESİLİ, KESİYH, KESKEL, KESKEN, KESKES, KESKİÇ, KESKİN, KESKÜÇ, KESKÜN, KESLİK, KESMAN, KESMEK, KESMEN, KESMET, KESMEZ, Devamını Oku »»
KESAK, KESAN, KESAT, KESBİ, KESEĞ, KESEH, KESEK, KESEL, KESEN, KESER, KESES, KESEY, KESGİ, KESGÜ, KESĞİ, KESİB, KESİÇ, KESİF, KESİĞ, KESİK, KESİM, KESİN, KESİR, KESİŞ, KESİT, KESKA, KESKİ, KESMA, KESME, KESNE, Devamını Oku »»
KESA, KESE, KESİ, KESP
KES
KES
Genellikle yakmak için kullanılan iri saman. Ayak bileklerini de içine alan kapalı jimnastik ayakkabısı.
KESERZIMBASI
Keser sapını delmek için kullanılan ucu sivri demir araç. (Yalvaç Isparta).
KESKİNLEŞTİRMEK
Keskin duruma getirmek.
KESKİNLEŞTİRME
Keskinleştirmek işi.
KESTANEKABAĞI
Helvacıkabağı da denilen bir çeşit kabak.
KESTANEDERESİ
Manisa şehri, Alaşehir ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
KESİNLEŞTİRMEK
Kesin bir duruma getirmek.
KESİNLEŞTİRME
Kesinleştirmek işi.
KESİNLEŞTİREBİLME
Kesinleştirebilmek işi.
KESİTARAŞTIRMA
Belli bir evrenden belli bir zamanda örneklemeyle alınmış bir kesit üzerinde yapılan gözlemlerle gerçekleştirilen araştırma, bk. ağırlıklı kesitaraştırma, ağırlıksız kesitaraştırma.
KESTİRİVERMEK
Çabucak veya kısa sürede kestirmek.
KESTİREBİLMEK
Kestirme imkânı veya olasılığı bulunmak.
KESTANEPINARI
Sakarya şehri, Kocaali belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer.
KESİNTİSİZLİK
Kesintisiz olma durumu.
KESİLİVERMEK
Ansızın kesilmek.
KESİLEBİLMEK
Kesilme imkânı veya olasılığı bulunmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde KES geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AKBABA
Akbabagillerden, başı ve boynu çıplak olan, dağlık yerlerde yaşayan, leşle beslenen, çok yüksekten uçarak keskin gözleriyle çok uzakları görebilen, iri ve yırtıcı bir kuş, kerkes (Vultur monachus). İhtiyar. Çıkarı için başkalarını sömüren.
ALAGARSON
Kısa kesilmiş saç. Oğlan saçı biçiminde kısa kesilmiş kadın saçı.
AFOROZ
Hristiyanlıkta kilise tarafından verilen cemaatten kovma cezası. Darılıp biriyle konuşmama, ilgiyi kesip kendinden uzaklaştırma, toplum dışılama.
AKINCI
Düşman ülkesine akın yapan savaşçı. İleri uç oyuncusu.
ACEM
Klasik Türk müziğinde mi notasına yakın bir perde. İran ülkesi. İranlı.
ACI
Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.
AKIN
Kalabalık bir şeyin arkası kesilmeyen bir geliş durumunda olması. Düşman topraklarına tedirgin etme, yıldırma, çapul vb. amaçlarla toplu olarak yapılmış olan baskın. Gol atmak veya sayı yapmak amacıyla karşı takımın sahasına doğru genellikle topluca girişilen hücum. Kazak ve Kırgız Türklerinin saz şairlerine verdiği ad.
AĞIZ
Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.
ALA
Karışık renkli, çok renkli, alaca. Alabalık. Kekliğin boynundaki siyah halka. Açık kestane renginde olan, ela (göz).
AD
Bir kimseyi, bir şeyi anlatmaya, tanımlamaya, açıklamaya, bildirmeye yarayan söz, isim, nam. Canlı ve cansız varlıkları, duygu ve düşünceleri, çeşitli durumları bildiren kelime, isim. Sayma. Sayılma. Herkesçe tanınmış veya işitilmiş olma durumu.
AKKARAMAN
Orta ve Doğu Anadolu'nun batı kesimlerinde yaygın olarak yetiştirilen, vücudu beyaz, ağız, burun, göz etrafı, kulak ve ayaklarında siyah lekeler bulunabilen, kaba karışık yapağılı, yerli bir tür koyun.
AKICI
Akma özelliği olan. Kesintisiz. Kolay anlaşılabilen, okunabilen, anlamca açık (anlatım), selis.
ADALET
Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması, türe. Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme, doğruluk. Bu işi uygulayan, yerine getiren devlet kuruluşları. Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme.
AÇMA
Açmak işi. Bir tür susamsız, kalınca, yağlı çörek. Orman içinde ağaç kesme veya yakma yoluyla tarıma elverişli bir duruma getirilen arazi.
AİDAT
Dernek, kuruluş, kulüp üyelerinin belli sürelerde, belli miktarlarda ödedikleri para, ödenti. Bir hizmet karşılığı sürekli ve düzenli ödenen para. Kesenek.
ADRENALİN
Hekimlikte damarları daraltma, bronşları açma, kanamaları kesme vb. amaçlarla kullanılan, kan şekerinin yükselmesine yol açan böbrek üstü bezlerinin salgısı.
AĞLAMAK
Üzüntü, acı, sevinç, pişmanlık vb.nin etkisiyle gözyaşı dökmek. Sızlanmak, yakınmak. Bir duruma üzülmek. Ağaç budandığında kesilen yerlerden besi suyu veya öz su akmak.
AKÇAKESME
Kesme.
ALABROS
Fırça gibi dik kesilmiş (erkek saçı).
AĞIR
Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.