KAZA ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "kaza" olan, toplam 100 adet kelime bulunmaktadır. kaza ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu kaza ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde kaza olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

KAZANDIRABİLMEK

14 harfli kelimeler

KAZAYAĞIGİLLER, KAZANDIRABİLME

12 harfli kelimeler

KAZANÇSIZLIK, KAZANABİLMEK, KAZANAĞARDAN, KAZANLIPINAR

11 harfli kelimeler

KAZANABİLME, KAZANHÜYÜĞÜ, KAZANKARASI, KAZANDIRMAK, KAZANKOCASI, KAZANDIRICI, KAZANTRANOL, KAZASKERLİK, KAZANÇLILIK

10 harfli kelimeler

KAZANPINAR, KAZABİLMEK, KAZANILMAK, KAZANILMIŞ, KAZASIZLIK, KAZANKULPU, KAZANCILIK, KAZANÇILIG, KAZANDIRMA, KAZANMALIK

9 harfli kelimeler

KAZANDERE, KAZANCILI, KAZANDİBİ, KAZANAĞZI, KAZANÇSIZ, KAZANDAĞI, KAZANKABI, KAZANKARA, KAZANILMA, KAZALAMAK, KAZANKAYA, KAZABİLME, KAZASIZCA, KAZANTAŞI, KAZANTİLİ, KAZARATAR

8 harfli kelimeler

KAZAZEDE, KAZAYAĞI, KAZASKER, KAZANTAŞ, KAZANMAK, KAZANLAR, KAZANKUP, KAZANHAN, KAZAMINI, KAZAKLIK, KAZAKLAR, KAZAKHAN, KAZALMAK, KAZANBEY, KAZANCIK, KAZANÇÇI, KAZANÇLI

7 harfli kelimeler

KAZACIK, KAZAVAN, KAZASKA, KAZANÇI, KAZASIZ, KAZAĞAÇ, KAZAKÇA, KAZAKÇI, KAZABAT, KAZANMA, KAZANLI, KAZAYAK, KAZANÇE, KAZALAÇ, KAZANCI, KAZANIŞ, KAZANIM, KAZAMAT, KAZAMAK

6 harfli kelimeler

KAZAKİ, KAZANÇ, KAZAVU, KAZAEN, KAZANI, KAZAGU, KAZARA, KAZAĞI, KAZAĞU, KAZAKE, KAZALI, KAZALA

5 harfli kelimeler

KAZAP, KAZAĞ, KAZAİ, KAZAK, KAZAÇ, KAZAV, KAZAN, KAZAL, KAZAZ

4 harfli kelimeler

KAZA

Bazı kelimelerin anlamları

KAZA

İstem dışı veya umulmayan bir olay dolayısıyla bir kimsenin, bir nesnenin veya bir aracın zarara uğraması. Kadılık görevi. Yargı. Vaktinde kılınmayan namazı veya tutulmayan orucu sonradan yerine getirme. İlçe, kaymakamlık.

KAZANDIRMAK

Kazanmasını sağlamak.

KAZANABİLMEK

Kazanma imkânı veya olasılığı bulunmak.

KAZANKOCASI

Kaynayan çamaşırı karıştırmaya yarayan sopa.

KAZANÇSIZLIK

Kazançsız olma durumu.

KAZANHÜYÜĞÜ

Konya ili, Karapınar ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

KAZANDIRABİLME

Kazandırabilmek işi.

KAZANKARASI

İlkbaharda kırlarda biten, yemeği yapılan bir bitki.

KAZANDIRABİLMEK

Kazandırma imkânı veya olasılığı bulunmak.

KAZAYAĞIGİLLER

Yaprakları almaşlı ya da karşılıklı dizilişli, çiçekleri ışınsal simetrili, taç yaprakları olmayan, ovaryumları genellikle üst nadiren alt durumlu, meyveleri etli yapı ile çevrilmiş fındıksı ya da kapsül tipte, genellikle tuzlu topraklarda yetişen, ülkemizde doğal olarak 27 cins ve 71 türle temsil edilen, bir, iki ya da çok yıllık, otsu ya da çalımsı bitkiler.

KAZASKERLİK

Kazaskerin yaptığı iş. Kazaskerin rütbesi ve makamı.

KAZANLIPINAR

Kahramanmaraş ilinde, merkez belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer.

KAZANTRANOL

Rhammus pushiana ağacının kabuğundan elde edilen, farmakolojik olarak uyarıcı ve ishal yapıcı olarak kullanılan antrokinon türevi bir glikozit.

KAZANAĞARDAN

Kalaycı.

KAZANDIRICI

iktisâbi. -yıllanma (zamanaşımı): iktisâbi mürûr-ı zaman.

KAZANABİLME

Kazanabilmek işi.

  -   -   -  

Anlamında KAZA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KAZA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ALIŞTIRMA

Alıştırmak işi. Vücudun gücünü ve dayanıklılığını artırmak için yapılmış olan uygulama, hazırlık çalışması, idman, egzersiz, antrenman. Bir beceriyi, bilgiyi kazanmak için yapılmış olan tekrar, temrin, talim, egzersiz. Bir araç motorundan tam verim elde edilebilmesi için ilk dönemlerinde yüksek devirde düşük hızda çalıştırılması, rodaj.

AMATÖR

Bir işi para kazanmak için değil, yalnız zevki için yapan, hevesli, meraklı (kimse), özengen, profesyonel karşıtı. Bir işi meslek veya alan uzmanı olmadan yapan. Beceriksiz. Acemi.

ACENTE

Bir kuruluşun yaptığı işi onun adına kazanç karşılığında yürüten daha küçük kuruluş. Bu kuruluşun veya şubelerinin başında bulunan kimse. Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yapan kimse. Banka şubesi. Vapur ortaklığı.

ADLANMAK

Kendisine ad verilmek, isimlenmek. Kötü ün kazanmak, isimlenmek.

AMORTİ

Birden ödenerek faizinin işlemesine son verilen tahvil. Piyangoda bilet değeri kadar kazanılan ikramiye.

AKLİYAT

Akıl yolu ile kazanılan bilgiler.

ANILAŞMAK

Anı niteliği kazanmak.

ALDATMAK

Beklenmedik bir davranışla yanıltmak. Oyalamak, avutmak. Ayartmak, kötü yola sürüklemek, baştan çıkarmak, iğfal etmek. Karşısındakinin dikkatsizliğinden, ilgisizliğinden yararlanarak onun üzerinden kazanç sağlamak. Karı ve kocadan biri eşine sadakatsizlik etmek, ihanet etmek. Yalan söylemek. Bir şeyin görünürdeki durumu, o şeyin niteliği bakımından yanlış bir kanı vermek. Birine verilen sözü tutmamak.

AÇMAK

Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.

ADSIZ

Adı olmayan, isimsiz. Tanınmayan, bilinmeyen, isimsiz. Türklerde, ailesinden ayrıldığı için artık onun adını taşımak, onun adıyla anılmak hakkını yitirmiş olan, bir yararlık gösterdiğinde ancak ad kazanabilen delikanlı, isimsiz.

AÇIKÇI

Borsada fiyat dalgalanmalarından yararlanarak açıktan para kazanan kimse.

ANAFORLAMAK

Yolsuzluk yaparak kazanç elde etmek.

ALGI

Bir şeye dikkati yönelterek o şeyin bilincine varma, idrak. Kazanç, alacak. Rüşvet. Vergi. Haşhaş sütünü toplamakta kullanılan kaşık.

ALIŞMAK

Bir işi tekrarlayarak kolaylıkla yapabilmek. Sürekli ister olmak, bağımlılık kazanmak. Uyar duruma gelmek, intibak etmek. Evcilleşmek, ehlîleşmek. Yadırgamaz duruma gelmek. Tutuşmak, yanmaya başlamak. Bağlanmak, ısınmak.

ANALAŞTIRMAK

Annedeki özellikleri kazandırmak.

ANITLAŞMAK

Anıt durumuna gelmek, anıt değeri kazanmak. Saygı ve sevgi ile anılır duruma gelmek, abideleşmek.

AKIN

Kalabalık bir şeyin arkası kesilmeyen bir geliş durumunda olması. Düşman topraklarına tedirgin etme, yıldırma, çapul vb. amaçlarla toplu olarak yapılmış olan baskın. Gol atmak veya sayı yapmak amacıyla karşı takımın sahasına doğru genellikle topluca girişilen hücum. Kazak ve Kırgız Türklerinin saz şairlerine verdiği ad.

ALMANLAŞTIRMAK

Almanlara özgü yaşayış tarzı kazandırmak.

ALMAK

Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.

ANAFORCU

Yolsuzlukla kazanç peşinde olan kimse.