Kelimeler arşivi içinde; başında "kaza" olan, toplam 100 adet kelime bulunmaktadır. kaza ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu kaza ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde kaza olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
KAZANDIRABİLMEK
KAZAYAĞIGİLLER, KAZANDIRABİLME
KAZANÇSIZLIK, KAZANABİLMEK, KAZANAĞARDAN, KAZANLIPINAR
KAZANABİLME, KAZANHÜYÜĞÜ, KAZANKARASI, KAZANDIRMAK, KAZANKOCASI, KAZANDIRICI, KAZANTRANOL, KAZASKERLİK, KAZANÇLILIK
KAZANPINAR, KAZABİLMEK, KAZANILMAK, KAZANILMIŞ, KAZASIZLIK, KAZANKULPU, KAZANCILIK, KAZANÇILIG, KAZANDIRMA, KAZANMALIK
KAZANDERE, KAZANCILI, KAZANDİBİ, KAZANAĞZI, KAZANÇSIZ, KAZANDAĞI, KAZANKABI, KAZANKARA, KAZANILMA, KAZALAMAK, KAZANKAYA, KAZABİLME, KAZASIZCA, KAZANTAŞI, KAZANTİLİ, KAZARATAR
KAZAZEDE, KAZAYAĞI, KAZASKER, KAZANTAŞ, KAZANMAK, KAZANLAR, KAZANKUP, KAZANHAN, KAZAMINI, KAZAKLIK, KAZAKLAR, KAZAKHAN, KAZALMAK, KAZANBEY, KAZANCIK, KAZANÇÇI, KAZANÇLI
KAZACIK, KAZAVAN, KAZASKA, KAZANÇI, KAZASIZ, KAZAĞAÇ, KAZAKÇA, KAZAKÇI, KAZABAT, KAZANMA, KAZANLI, KAZAYAK, KAZANÇE, KAZALAÇ, KAZANCI, KAZANIŞ, KAZANIM, KAZAMAT, KAZAMAK
KAZAKİ, KAZANÇ, KAZAVU, KAZAEN, KAZANI, KAZAGU, KAZARA, KAZAĞI, KAZAĞU, KAZAKE, KAZALI, KAZALA
KAZAP, KAZAĞ, KAZAİ, KAZAK, KAZAÇ, KAZAV, KAZAN, KAZAL, KAZAZ
KAZA
KAZA
İstem dışı veya umulmayan bir olay dolayısıyla bir kimsenin, bir nesnenin veya bir aracın zarara uğraması. Kadılık görevi. Yargı. Vaktinde kılınmayan namazı veya tutulmayan orucu sonradan yerine getirme. İlçe, kaymakamlık.
KAZANDIRMAK
Kazanmasını sağlamak.
KAZANABİLMEK
Kazanma imkânı veya olasılığı bulunmak.
KAZANKOCASI
Kaynayan çamaşırı karıştırmaya yarayan sopa.
KAZANÇSIZLIK
Kazançsız olma durumu.
KAZANHÜYÜĞÜ
Konya ili, Karapınar ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
KAZANDIRABİLME
Kazandırabilmek işi.
KAZANKARASI
İlkbaharda kırlarda biten, yemeği yapılan bir bitki.
KAZANDIRABİLMEK
Kazandırma imkânı veya olasılığı bulunmak.
KAZAYAĞIGİLLER
Yaprakları almaşlı ya da karşılıklı dizilişli, çiçekleri ışınsal simetrili, taç yaprakları olmayan, ovaryumları genellikle üst nadiren alt durumlu, meyveleri etli yapı ile çevrilmiş fındıksı ya da kapsül tipte, genellikle tuzlu topraklarda yetişen, ülkemizde doğal olarak 27 cins ve 71 türle temsil edilen, bir, iki ya da çok yıllık, otsu ya da çalımsı bitkiler.
KAZASKERLİK
Kazaskerin yaptığı iş. Kazaskerin rütbesi ve makamı.
KAZANLIPINAR
Kahramanmaraş ilinde, merkez belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer.
KAZANTRANOL
Rhammus pushiana ağacının kabuğundan elde edilen, farmakolojik olarak uyarıcı ve ishal yapıcı olarak kullanılan antrokinon türevi bir glikozit.
KAZANAĞARDAN
Kalaycı.
KAZANDIRICI
iktisâbi. -yıllanma (zamanaşımı): iktisâbi mürûr-ı zaman.
KAZANABİLME
Kazanabilmek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde KAZA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ALIŞTIRMA
Alıştırmak işi. Vücudun gücünü ve dayanıklılığını artırmak için yapılmış olan uygulama, hazırlık çalışması, idman, egzersiz, antrenman. Bir beceriyi, bilgiyi kazanmak için yapılmış olan tekrar, temrin, talim, egzersiz. Bir araç motorundan tam verim elde edilebilmesi için ilk dönemlerinde yüksek devirde düşük hızda çalıştırılması, rodaj.
AMATÖR
Bir işi para kazanmak için değil, yalnız zevki için yapan, hevesli, meraklı (kimse), özengen, profesyonel karşıtı. Bir işi meslek veya alan uzmanı olmadan yapan. Beceriksiz. Acemi.
ACENTE
Bir kuruluşun yaptığı işi onun adına kazanç karşılığında yürüten daha küçük kuruluş. Bu kuruluşun veya şubelerinin başında bulunan kimse. Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yapan kimse. Banka şubesi. Vapur ortaklığı.
ADLANMAK
Kendisine ad verilmek, isimlenmek. Kötü ün kazanmak, isimlenmek.
AMORTİ
Birden ödenerek faizinin işlemesine son verilen tahvil. Piyangoda bilet değeri kadar kazanılan ikramiye.
AKLİYAT
Akıl yolu ile kazanılan bilgiler.
ANILAŞMAK
Anı niteliği kazanmak.
ALDATMAK
Beklenmedik bir davranışla yanıltmak. Oyalamak, avutmak. Ayartmak, kötü yola sürüklemek, baştan çıkarmak, iğfal etmek. Karşısındakinin dikkatsizliğinden, ilgisizliğinden yararlanarak onun üzerinden kazanç sağlamak. Karı ve kocadan biri eşine sadakatsizlik etmek, ihanet etmek. Yalan söylemek. Bir şeyin görünürdeki durumu, o şeyin niteliği bakımından yanlış bir kanı vermek. Birine verilen sözü tutmamak.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
ADSIZ
Adı olmayan, isimsiz. Tanınmayan, bilinmeyen, isimsiz. Türklerde, ailesinden ayrıldığı için artık onun adını taşımak, onun adıyla anılmak hakkını yitirmiş olan, bir yararlık gösterdiğinde ancak ad kazanabilen delikanlı, isimsiz.
AÇIKÇI
Borsada fiyat dalgalanmalarından yararlanarak açıktan para kazanan kimse.
ANAFORLAMAK
Yolsuzluk yaparak kazanç elde etmek.
ALGI
Bir şeye dikkati yönelterek o şeyin bilincine varma, idrak. Kazanç, alacak. Rüşvet. Vergi. Haşhaş sütünü toplamakta kullanılan kaşık.
ALIŞMAK
Bir işi tekrarlayarak kolaylıkla yapabilmek. Sürekli ister olmak, bağımlılık kazanmak. Uyar duruma gelmek, intibak etmek. Evcilleşmek, ehlîleşmek. Yadırgamaz duruma gelmek. Tutuşmak, yanmaya başlamak. Bağlanmak, ısınmak.
ANALAŞTIRMAK
Annedeki özellikleri kazandırmak.
ANITLAŞMAK
Anıt durumuna gelmek, anıt değeri kazanmak. Saygı ve sevgi ile anılır duruma gelmek, abideleşmek.
AKIN
Kalabalık bir şeyin arkası kesilmeyen bir geliş durumunda olması. Düşman topraklarına tedirgin etme, yıldırma, çapul vb. amaçlarla toplu olarak yapılmış olan baskın. Gol atmak veya sayı yapmak amacıyla karşı takımın sahasına doğru genellikle topluca girişilen hücum. Kazak ve Kırgız Türklerinin saz şairlerine verdiği ad.
ALMANLAŞTIRMAK
Almanlara özgü yaşayış tarzı kazandırmak.
ALMAK
Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.
ANAFORCU
Yolsuzlukla kazanç peşinde olan kimse.