Kelimeler arşivi içinde; başında "kazı" olan, toplam 56 adet kelime bulunmaktadır. kazı ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu kazı ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde kazı olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
KAZIMKARABEKİR
KAZIKLIBUCAK, KAZIYABİLMEK
KAZIYABİLME, KAZITTIRMAK, KAZINDIRMAK, KAZIKLIKAYA, KAZIKLANMAK
KAZITTIRMA, KAZINTISIZ, KAZIKLAYIŞ, KAZIKÇILIK, KAZIKLAMAK, KAZIKLANMA, KAZIKLARIM
KAZIKOĞLU, KAZIBİLİM, KAZIKTEPE, KAZIMPAŞA, KAZINTILI, KAZIKLAMA, KAZIKKAYA, KAZIKAZAN, KAZIKAYAK, KAZIYACAK
KAZITMAK, KAZINMAK, KAZIYCAK, KAZIYICI, KAZILMAK, KAZIMİYE
KAZILCI, KAZIYIŞ, KAZICAK, KAZICIK, KAZIYAK, KAZIĞAÇ, KAZIKÇI, KAZIKLI, KAZITMA, KAZIMAK, KAZINTI, KAZILIŞ, KAZINMA, KAZINIK, KAZILMA, KAZIMIK
KAZILI, KAZINÇ, KAZIMA
KAZIR, KAZIL, KAZIK, KAZIĞ, KAZIM
KAZI
KAZI
Bir yeri kazma işi, hafriyat. Hak (II). Yer altındaki tarihsel değeri olan şeyleri, yapıları ortaya çıkarmak amacıyla arkeologlarca toprağın belli kurallara ve yöntemlere göre kazılması, araştırılması.
KAZINDIRMAK
Zevksiz, sürekli çalgı çalmak. Başı ustura ile kazımak.
KAZIMKARABEKİR
Erzurum ilinde, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Karaman şehri, Kazımkarabekir ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Karaman iline bağlı ilçelerden biri.
KAZIKLARIM
Hoş geldiniz.
KAZIYABİLME
Kazıyabilmek işi.
KAZITTIRMA
Kazıttırmak işi.
KAZINTISIZ
Kazıntısı olmayan.
KAZIKLIKAYA
Çorum ilinde, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
KAZITTIRMAK
Kazıtma işini yaptırmak.
KAZIKÇILIK
Kazıkçı olma durumu.
KAZIYABİLMEK
Kazıma imkânı veya olasılığı bulunmak.
KAZIKLAMAK
Bir tarla veya arsanın sınırını belirtmek için kazık çakmak. Kazık cezasına çarptırmak. Bir malı, bir kimseye değerinden çok pahalıya satmak, alışverişte aldatmak.
KAZIKLAYIŞ
Kazıklama işi.
KAZIKLIBUCAK
Muğla ili, Milâs belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
KAZIKLANMAK
Bir malı değerinden çok pahalıya almak, alışverişte aldatılmak. Kazığa oturtulmak.
KAZIKLANMA
Kazıklanmak işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde KAZI geçen kelimeler listesi verilmiştir.
APLİKASYON
Uygulama. Bir kumaş üzerine başka bir kumaş parçası veya bir dantel dikilerek yapılmış olan süs. Eldeki haritaya göre arazi üzerinde bir parseli kazıklarla belirtme.
DEFİNECİ
Gömü bulmak umuduyla kazı yapan veya yaptıran kimse.
BABA
Çocuğu olan erkek, peder. Kazılarda çıkarılan toprağın miktarını hesaplayabilmek için yer yer bırakılan toprak dikme. Çok kaliteli, üstün nitelikli. Tarikatların bazısında tekke büyüğü. Çocuğun dünyaya gelmesinde etken olan erkek. Koruyucu, babalık duyguları ile dolu kimse. Çatı merteği. Bir ülkeye veya bir topluluğa yararlı olmuş kimse. Gemi veya iskelede halatın takıldığı yuvarlak başlı iri demir, ağaç veya beton dikme. Anlayışlı, iyi huylu erkek. Silah kaçakçılığı, kara para aklama ve uyuşturucu madde ticareti vb. kirli ve gizli işler yapan çetenin başı. Ata. Bir merdivende, tırabzanın sahanlıkla birleştiği yerde bulunan dikey öge. Bu gibi kimselere verilen unvan.
ARKEOLOJİ
Kazı bilimi.
DALYAN
Deniz, göl ve ırmakların kıyılara yakın yerlerinde ağ ve kazıklarla oluşturulan, büyük balık avlama yeri.
BULUNTU
Kazı veya araştırmalarla ortaya çıkarılmış olan, bazen de rast gelinerek bulunan eski çağlardan kalma eşya. Sokakta bulunup alınan çocuk. Herhangi bir yerde bulunup gerçekten veya hükmen sahibi bulunmayan mal.
BAKLAN
Anguda benzeyen kırmızı renkli bir tür yaban kazı (Otis tarda). Denizli iline bağlı ilçelerden biri.
AKBAŞ
Yazın kutup bölgelerinde yaşayan, kışın ılık kıyılara göçen, kısa ve ince gagalı, siyah bacaklı bir tür yabani kuş, deniz kazı (Bemicla).
ÇAKMAK
Taşa vurulup kıvılcım çıkarılan çelik parçası. Vurarak sokup yerleştirmek. Anlamak, bilmek. Tabanca veya tüfeklerde bulunan tetik düzeni. Sınavda başarısız olmak. Vurmak. Çelik, taş, cam, plastik vb. maddeden yapılmış gaz veya benzinle dolu tutuşturma aleti. İçki içmek. Saplamak. Parıldamak, ışık vermek. Sezinlemek, anlamak, farkına varmak. Kazık çakıp hayvan bağlamak. Kuruduğunda kalın kabuk bağlayan kabarcıklarla beliren ve genellikle yüzde çıkan bir deri hastalığı. Bir şeyi başka bir şeye sürtmek, vurmak veya çarpmak. Çivi ile tutturmak. Kabul etmeyeceği bir şeyi kurnazlıkla kabul etmesini sağlamak.
ÇAPLA
Maden kazımak için kullanılan çelik kalem.
ÇAMURLUK
Çamuru çok olan yer. Paçaları çamurdan korumak için giyilen tozluk. Taşıtlarda tekerleklerin üst bölümünü örten parça. Ayakkabıların çamurunu kazımak için yapılarda giriş kapısının önünde, yere çimento veya betonla tutturulan, demirden yapılmış, türlü biçimlerdeki ayakkabı sileceği.
ARDA
İşaret olarak yere dikilen çubuk. Maden üzerine kazıma yapmak ve çıkrıkta çevrilen şeyleri yontmak için kullanılan çelik kalem. Ardıl.
AGOP
"Aptal aptal bakmak" anlamındaki Agop'un kazı gibi bakmak deyiminde geçen bir söz.
DAZLAKLAŞMAK
İnsanın tepesindeki saçı dökülmüş olmak, dazlak duruma gelmek. Saçlarını ustura ile kazıtmak.
ARKEOLOJİK
Kazı bilimsel.
ÇAKILI
Çivi, kazık vb. bir şeyle tutturulmuş. Çakılmış, bir şeye bağlı. Yeri değişmez, sabit.
ARK
İçinden su akıtmak için toprak kazılarak yapılmış olan açık oluk, arık, dren, karık.
ÇAPA
Tarlalarda toprağı işlemek için kullanılan ağaç veya demir saplı kazı aracı. Çapalama işi.
ARKEOLOG
Kazı bilimci.
BALYOZ
Taş kırma, kazık çakma, duvar yıkma vb. işlerde kullanılan, çok iri, ağır çekiç, varyos.