İçinde KAZI geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "kazı" olan, toplam 77 tane kelime bulunuyor. İçerisinde kazı bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu kazı ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında kazı olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

KAZIMKARABEKİR, TEKNEKAZINTISI

12 harfli kelimeler

KAZIYABİLMEK, KAZIKLIBUCAK

11 harfli kelimeler

KAZIKLIKAYA, KAZIYABİLME, KAZIKLANMAK, ÇEKERKAZIĞI, KAZINDIRMAK, KAYIŞKAZIĞI, KAZITTIRMAK, SARGIKAZIĞI

10 harfli kelimeler

AYARKAZIĞI, ALKAZITMAK, DEDEKAZIĞI, DOĞAKAZIĞI, KAZITTIRMA, DEMİRKAZIK, KAZINTISIZ, KAZIKLANMA, KAZIKLARIM, KAZIKLAYIŞ, KAZIKÇILIK, KAZIKLAMAK, SIKAKAZIĞI, TATLIKAZIK, SÖYEKAZIĞI

9 harfli kelimeler

ZINKAZINK, KAZINTILI, KAZIMPAŞA, KAZIKTEPE, KAZIKOĞLU, KAZIKAZAN, KAZIKLAMA, KAZIKKAYA, KAZIKAYAK, YABANKAZI, KAZIBİLİM, EĞRİKAZIK, DÜLEKKAZI, KAZIYACAK, ALKAZIMAK

8 harfli kelimeler

KAZILMAK, KAZITMAK, KAZIMİYE, ZINKAZIK, KAZINMAK, KAZIYCAK, DIRKAZIK, KAZIYICI

7 harfli kelimeler

KAZICIK, ZIKAZIG, KAZIYAK, KAZINIK, KAZIKÇI, KAZILCI, KAZIĞAÇ, KAZIKLI, KAZILIŞ, KAZICAK, GÖVKAZI, KAZIYIŞ, KAZITMA, KAZINTI, KAZINMA, KAZIMIK, KAZIMAK, KAZILMA

6 harfli kelimeler

KAZINÇ, KAZIMA, KAZILI

5 harfli kelimeler

KAZIM, KAZIR, KAZIL, KAZIĞ, KAZIK

4 harfli kelimeler

KAZI

Bazı kelimelerin anlamları

KAZI

Bir yeri kazma işi, hafriyat. Hak (II). Yer altındaki tarihsel değeri olan şeyleri, yapıları ortaya çıkarmak amacıyla arkeologlarca toprağın belli kurallara ve yöntemlere göre kazılması, araştırılması.

SARGIKAZIĞI

Üzerine dokunmuş bez sarılan uzun deynek. (Körküler Yalvaç Isparta).

KAYIŞKAZIĞI

Kağnı kazığının ucundaki uzun kazık. (Akçaşar Yalvaç Isparta).

ÇEKERKAZIĞI

Kağnı eksenini, kağnı oku ile tilkiciğe tutturmak amacıyla çakılan ağaç ya da demir kazık. (Yenikent Aksaray Niğde; Karacaviran Seydişehir Konya).

TEKNEKAZINTISI

Ana ve babaların yaşlılığında olan en son çocukları.

ALKAZITMAK

Yormak, kuvvetten düşürmek, ürkütmek: Pehlivanı alkazıttın.

AYARKAZIĞI

Culfa adı verilen dokuma tezgâhında, üst ok'u istenilen düzeyde durdurmak amacıyla kullanılan ağaç kazık. (Ağıl Eğridir Isparta).

KAZIYABİLME

Kazıyabilmek işi.

KAZINDIRMAK

Zevksiz, sürekli çalgı çalmak. Başı ustura ile kazımak.

KAZIKLIBUCAK

Muğla ili, Milâs belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

KAZITTIRMAK

Kazıtma işini yaptırmak.

KAZIMKARABEKİR

Erzurum ilinde, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Karaman şehri, Kazımkarabekir ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Karaman iline bağlı ilçelerden biri.

KAZIYABİLMEK

Kazıma imkânı veya olasılığı bulunmak.

KAZIKLANMAK

Bir malı değerinden çok pahalıya almak, alışverişte aldatılmak. Kazığa oturtulmak.

KAZIKLIKAYA

Çorum ilinde, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

DEDEKAZIĞI

Sapanda okun ucundaki deliğe geçirilerek boyunduruk ve sapanı birbirine bağlayan kayış halkaya geçirilen ağaç çivi.

  -   -   -  

Anlamında KAZI bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KAZI geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ARDA

İşaret olarak yere dikilen çubuk. Maden üzerine kazıma yapmak ve çıkrıkta çevrilen şeyleri yontmak için kullanılan çelik kalem. Ardıl.

ARKEOLOJİ

Kazı bilimi.

ARKEOLOG

Kazı bilimci.

BAKLAN

Anguda benzeyen kırmızı renkli bir tür yaban kazı (Otis tarda). Denizli iline bağlı ilçelerden biri.

ÇAKILI

Çivi, kazık vb. bir şeyle tutturulmuş. Çakılmış, bir şeye bağlı. Yeri değişmez, sabit.

ARKEOLOJİK

Kazı bilimsel.

ÇAKMAK

Taşa vurulup kıvılcım çıkarılan çelik parçası. Vurarak sokup yerleştirmek. Anlamak, bilmek. Tabanca veya tüfeklerde bulunan tetik düzeni. Sınavda başarısız olmak. Vurmak. Çelik, taş, cam, plastik vb. maddeden yapılmış gaz veya benzinle dolu tutuşturma aleti. İçki içmek. Saplamak. Parıldamak, ışık vermek. Sezinlemek, anlamak, farkına varmak. Kazık çakıp hayvan bağlamak. Kuruduğunda kalın kabuk bağlayan kabarcıklarla beliren ve genellikle yüzde çıkan bir deri hastalığı. Bir şeyi başka bir şeye sürtmek, vurmak veya çarpmak. Çivi ile tutturmak. Kabul etmeyeceği bir şeyi kurnazlıkla kabul etmesini sağlamak.

DEFİNECİ

Gömü bulmak umuduyla kazı yapan veya yaptıran kimse.

DALYAN

Deniz, göl ve ırmakların kıyılara yakın yerlerinde ağ ve kazıklarla oluşturulan, büyük balık avlama yeri.

BALYOZ

Taş kırma, kazık çakma, duvar yıkma vb. işlerde kullanılan, çok iri, ağır çekiç, varyos.

AGOP

"Aptal aptal bakmak" anlamındaki Agop'un kazı gibi bakmak deyiminde geçen bir söz.

DAZLAKLAŞMAK

İnsanın tepesindeki saçı dökülmüş olmak, dazlak duruma gelmek. Saçlarını ustura ile kazıtmak.

ÇAPLA

Maden kazımak için kullanılan çelik kalem.

ÇAPA

Tarlalarda toprağı işlemek için kullanılan ağaç veya demir saplı kazı aracı. Çapalama işi.

APLİKASYON

Uygulama. Bir kumaş üzerine başka bir kumaş parçası veya bir dantel dikilerek yapılmış olan süs. Eldeki haritaya göre arazi üzerinde bir parseli kazıklarla belirtme.

BABA

Çocuğu olan erkek, peder. Kazılarda çıkarılan toprağın miktarını hesaplayabilmek için yer yer bırakılan toprak dikme. Çok kaliteli, üstün nitelikli. Tarikatların bazısında tekke büyüğü. Çocuğun dünyaya gelmesinde etken olan erkek. Koruyucu, babalık duyguları ile dolu kimse. Çatı merteği. Bir ülkeye veya bir topluluğa yararlı olmuş kimse. Gemi veya iskelede halatın takıldığı yuvarlak başlı iri demir, ağaç veya beton dikme. Anlayışlı, iyi huylu erkek. Silah kaçakçılığı, kara para aklama ve uyuşturucu madde ticareti vb. kirli ve gizli işler yapan çetenin başı. Ata. Bir merdivende, tırabzanın sahanlıkla birleştiği yerde bulunan dikey öge. Bu gibi kimselere verilen unvan.

ARK

İçinden su akıtmak için toprak kazılarak yapılmış olan açık oluk, arık, dren, karık.

AKBAŞ

Yazın kutup bölgelerinde yaşayan, kışın ılık kıyılara göçen, kısa ve ince gagalı, siyah bacaklı bir tür yabani kuş, deniz kazı (Bemicla).

ÇAMURLUK

Çamuru çok olan yer. Paçaları çamurdan korumak için giyilen tozluk. Taşıtlarda tekerleklerin üst bölümünü örten parça. Ayakkabıların çamurunu kazımak için yapılarda giriş kapısının önünde, yere çimento veya betonla tutturulan, demirden yapılmış, türlü biçimlerdeki ayakkabı sileceği.

BULUNTU

Kazı veya araştırmalarla ortaya çıkarılmış olan, bazen de rast gelinerek bulunan eski çağlardan kalma eşya. Sokakta bulunup alınan çocuk. Herhangi bir yerde bulunup gerçekten veya hükmen sahibi bulunmayan mal.