Kelimeler arşivi içinde; başında "kayı" olan, toplam 114 adet kelime bulunmaktadır. kayı ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu kayı ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde kayı olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
KAYINBİRADERLİK
KAYINNAYUMRUĞU, KAYINVALİDELİK, KAYITSIZLAŞMAK
KAYINPEDERLİK, KAYITSIZLAŞMA
KAYINBABALIK, KAYINBİRADER, KAYIRMACILIK
KAYINGİLLER, KAYINVALİDE, KAYIPTIRMAK, KAYIRICILIK, KAYIRMAZLIK, KAYIŞKAZIĞI, KAYIŞTIRMAK, KAYITLENMEK, KAYITSIZLIK
KAYIKÇILAR, KAYIKÇILIK, KAYILIKAYA, KAYINPEDER, KAYIRILMAK, KAYIRMAKLU, KAYISOPRAN, KAYIŞÇEKEN, KAYIŞKIRAN, KAYIŞLAMAK, KAYIŞŞERİT, KAYITLAMAK, KAYITLILIK, KAYITSIZCA, KAYIVERMEK
KAYIHÜYÜK, KAYIKHANE, KAYIKİRAZ, KAYINALMA, KAYINBABA, KAYINDİLİ, KAYIRILMA, KAYIRTMAK, KAYISIMSI, KAYIŞIMAK, KAYIŞTOZU, KAYITDAMI, KAYITLAMA, KAYIVERME
KAYIÇİVİ, KAYIKGÖZ, KAYIKMAK, KAYILMAK, KAYINAĞA, KAYINANA, KAYINATA, KAYINCAK, KAYINLIK, KAYINMAK, KAYIÖREN, KAYIPMAK, KAYIPMEK, KAYIRCIK, KAYIRICI, KAYIRLAR, KAYIRMAK, KAYIRMAZ, KAYIRMEZ, KAYIRTCI, KAYIRTMA, KAYIŞEVİ, KAYIŞLAR, KAYIŞLIK, KAYIŞMAK, KAYITMAK, KAYITMIŞ, KAYITSIZ
KAYIBAY, KAYIĞAN, KAYIHAN, KAYIKÇI, KAYIKLI, KAYIKÖY, KAYILAR, KAYINÇI, KAYINÇO, KAYINÇU, KAYINLI, KAYINNA, KAYINTI, KAYIRAK, KAYIRIŞ, KAYIRLI, KAYIRMA, KAYIŞÇI, KAYIŞLI, KAYITÇI, KAYITIM, KAYITLI, KAYITLU, KAYITMA
KAYIÇI, KAYILI, KAYISI
KAYID, KAYIF, KAYIH, KAYIK, KAYIM, KAYIN, KAYIP, KAYIR, KAYIŞ, KAYIT, KAYIZ
KAYI
KAYI
Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri.
KAYIRMAZLIK
Aldırmazlık, ilgisizlik, ehemmiyet vermeme.
KAYINNAYUMRUĞU
Yazma kenarına boncuklarla yapılan bir oya türü. (Uluğbey Senirkent Isparta).
KAYITSIZLAŞMAK
İlgisiz kalmak.
KAYINVALİDELİK
Kayınvalide olma durumu.
KAYINPEDERLİK
Kayınpeder olma durumu.
KAYIRICILIK
Kayırıcı olma durumu, iltimasçılık.
KAYINGİLLER
İki çeneklilerden, palamut diye adlandırılan, meyveleri yüksüksü bir kadehçik içinde duran, kayın, meşe, kestane vb. kerestelik orman ağaçlarını içine alan bir familya, palamutlular.
KAYINVALİDE
Kaynana.
KAYIŞKAZIĞI
Kağnı kazığının ucundaki uzun kazık. (Akçaşar Yalvaç Isparta).
KAYIRMACILIK
Belli bir birey, küme, düşünce ya da uygulamayı, bir başkasıyla karşılaştırıp aralarında bir seçim yapmak gerektiğinde nesnellikten uzaklaşıp yan tutma.
KAYIPTIRMAK
İstemeden gaz çıkarmak, yellenmek. Ağzından söz kaçırmak. Bir şeyi çekerek kaydırmak.
KAYITSIZLAŞMA
Kayıtsızlaşmak durumu.
KAYINBİRADER
Kayın (II).
KAYINBABALIK
Kayınbaba olma durumu.
KAYINBİRADERLİK
Kayınbirader olma durumu.
Bu bölümde tanımı içerisinde KAYI geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇİR
Kayısı, erik, zerdali vb. meyvelerin kurusu.
BORDA
Geminin veya kayığın yanı, alabanda karşıtı.
ÇEKTİRME
Çektirmek işi. Arabaların göbek bilyelerini çıkarmak için kullanılan araç. Yaklaşık 30-50 grostonluk yelkenli veya yük taşıyan motorlu büyük kayık. Arabaların değişik bölümlerinde hareketi ve dönüşü sağlamaya yarayan rulmanların yuvalarından çıkarılması işinde kullanılan alet. Çektiri. Sökülebilir elbise, yemek ve salon dolaplarının tablalarını birbirine tutturmak için metal veya plastikten yapılmış bağlantı parçası.
DAYILIK
Dayı olma durumu. Kabadayılık, külhanbeylik. Kayırıcılık. Dayıya yakışan davranış.
DAYI
Annenin erkek kardeşi. Osmanlı Devleti'nde Tunus, Cezayir ve Trablusgarp'ta seçimle başa getirilen yönetici. Kabadayı. Kayırıcı. Cesur, yiğit. Yaşlı erkeklere söylenen bir seslenme sözü.
DEFTER
Genellikle hafif bir kapak içerisinde, yazı yazmak için bir araya tutturulmuş kâğıt yaprakları. Vergi, gelir ve nüfus bilgilerinin kayıtlarının tutulduğu resmî belge.
ARKA
Bir şeyin temel tutulan yüzünün tam ters yanı, ön karşıtı. Bir şeyin sırt durumunda olan yüzeyi. Otururken sırtın dayandığı yer. Geri kalan bölüm. Geçmiş, geride kalmış zaman. Kayıran, destekleyen. İnsanın vücudu, bedeni. Art, peş. Arkada olan, arkada bulunan.
BALDIRAK
Don, pantolon vb. giysilerin dizden aşağı olan bölümü. Kılıç kayışının aşağı uzanan parçası.
ÇAPAR
Postacı, ulak. Takadan büyük, baş ve kıç tarafı yukarı kalkık bir tür Karadeniz kayığı. Benekli, alacalı (hayvan ve bitki). Akşın. Çiçek bozuğu yüz.
ÇİFTE
İkisi bir arada bulunan veya ikili. İki namlulu av tüfeği. Çift kürekli (sandal, kayık). At, eşek ve katırın arka ayaklarıyla vuruşu, tekme.
DELGEÇ
Mukavva, kâğıt, kayış, maden vb.nde delik açmaya yarayan araç, delecek, zımba.
ABDEST
Müslümanların, belli ibadetleri yapabilmek için bir düzen içerisinde bazı organları yıkayıp bazılarını mesh etme yoluyla yaptıkları arınma.
DEFTERHANE
Osmanlı Devleti sınırlarındaki bütün toprak kayıtlarını içine alan ana defterlerin bulunduğu ve bunlara özgü işlerin görüldüğü daire.
DAMAKSILLAŞMAK
Bir kelimede art damaktan çıkan bir ünsüz veya kalın bir ünlü ön damağa kayıp yumuşamak ve incelmek: Yana yine, alma elma gibi.
ALTIKARDEŞ
Kuzey Kutbu yönünde, Büyükayı'nın karşısında bulunan takımyıldız, Zatülkürsi.
ALAMANA
Balık avlamakta veya yük taşımakta kullanılan, tek veya iki direkli ve açık güverteli, büyük kayık, alamanata.
ÇEKEK
Kayık, mavna ve küçük gemilerin karaya çekildikleri yer.
DEMİRBAŞ
Bir yerde kullanılan, bir yere kayıtlı olan, bir görevliden öbürüne teslim edilen dayanıklı eşya. Bir yerin eskisi, emektarı olan (kimse). Bu nitelikte olan.
ÇAĞLA
Badem, kayısı, erik vb. tek çekirdekli yemişlerin körpeyken yenilebilen ham şekli.
CERİDE
Gazete. Tutanak, kayıt defteri. Süvari kolu.