Kelimeler arşivi içinde; başında "kayt" olan, toplam 25 adet kelime bulunmaktadır. kayt ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu kayt ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde kayt olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
KAYTARMACILIK, KAYTARABİLMEK, KAYTARIVERMEK
KAYTARABİLME, KAYTARICILIK
KAYTAVLAMAK
KAYTARMACI
KAYTILMAK, KAYTAKLIK, KAYTARMIŞ, KAYTARMAK, KAYTARICI
KAYTABAN, KAYTARMA, KAYTARIŞ, KAYTANLI, KAYTAMAK
KAYTEVİ, KAYTMAK
KAYTAR, KAYTAN, KAYTAK, KAYTAZ, KAYTOZ
KAYT
KAYT
Araç, eşya.
KAYTARMIŞ
Sivas kenti, Hafik ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge.
KAYTABAN
Sürü, deve sürüsü. Başıboş, düzensiz.
KAYTARMAK
Geri çevirmek, iade etmek. İş yapmaktan kaçmak.
KAYTARMA
Kaytarmak işi.
KAYTARMACILIK
Kaytarıcılık.
KAYTILMAK
Arkaya eğilmek, yaslanmak.
KAYTARICI
İşten kaçan (kimse), kaytarmacı.
KAYTARIŞ
Kaytarma işi.
KAYTAKLIK
Kaytak olma durumu.
KAYTARICILIK
Kaytarıcı olma durumu, kaytarmacılık.
KAYTARIVERMEK
Takıvermek : Atın gemini başına kaytarıver.
KAYTARABİLME
Kaytarabilmek işi.
KAYTARABİLMEK
Kaytarma imkânı veya olasılığı bulunmak.
KAYTAVLAMAK
Hastalık depreşmek.
KAYTARMACI
Kaytarıcı.
Bu bölümde tanımı içerisinde KAYT geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BAĞIRDAK
Beşikteki çocuğun düşmemesi için beşiğe sarılıp bağlanan, kumaştan yapılmış enli bağ, bağıldak. Kadınların âdet zamanında bağladıkları bez, bağıldak. Yaklaşık 30 santimetre eninde bir metre boyunda, uçlarında birer metre kaytanı olan, astarlı, ipek ve sırma işlemeli kumaş, bağıldak.
KAPÇIN
Çuhadan yapılmış, siyah kaytanlı bir çeşit tozluk. Tabanı deri, çuha mest.
KAYTAMAK
Sövmek, küfür etmek. Geri gelmek : Babam çarşıdan kayttı.
LEGEYİT
Arapça kökenli lâ-kayd: lakayt.
BEZBAŞ
İlgisiz, bir şeye aldırış etmeyen, lakayt.
TİRİŞE
Deri ya da köseleden yapılan ince şerit, kaytan. Pencere çerçevelerini tutmaya yarayan ince çıta. Deriden yapılmış ince şerit, kaytan.
HABA
Abla. Çözgüsü kıl, atkısı yün ipliğinden dokunan kilim. Keçi kılından dokunmuş, çadır yapmaya yarayan dokuma. Çözgüsü ve atkısı kendir ipliğinden olan çuval. Kaba kumaş. Yün yağmurluk. Palto, aba. Siyah yünden dokunmuş, önü kaytanlı, cepkenimsi kısa erkek ceketi. Haber. Yünden örülmüş ceket. Kilim. Aba, yünden dokunmuş kumaş. Aba, kalın dokunmuş kumaş. Siyah eteklik üzerine giyilen kollu kadın yeleği. (Gedikli Şarkikaraağaç Isparta). Palto. (Yukarıdinek Şarkikaraağaç Isparta). iki parçadan yapılmış kıl kilim. (Kızılhisar Acıpayam Denizli).
KAYTANLI
Kaytanı olan, kaytanla dikilmiş.
KOPÇAL
Kolları geriye sarkık cepken biçiminde, beyaz keçeden yapılmış kaytanla işlemeli bir çeşit ceket.
FİTİL
Lambada, kandilde ve mumda yağın, çakmakta benzinin yanmasını sağlayan, türlü biçimlerde bükülmüş veya dokunmuş pamuktan yapılmış olan genellikle yağ çekici madde. 0,0125 gram olan ağırlık ölçü birimi. Yollu bir biçimde dokunmuş kumaş. Derin yaraların tedavisinde, yara içine salınan steril gazlı bez şeridi. Elli kâğıtla oynanan ve en az sayısı olanın kazanması kuralına dayanan bir iskambil oyunu. Eskiden topları ve şimdi lağımları ateşlemekte kullanılan kaytan biçiminde tutuşturucu madde. Kumaşın altına kaytan biçiminde bükülmüş bir şey koyup üstten dikerek yapılmış olan kabartma yol. Anüse konulan donmuş yağ kıvamında ve koni biçiminde ilaç. Koltuk, sandalye vb. oturulan eşyanın yapımında dikiş veya çivileri gizlemekte kullanılan şerit.
YULTAR
Tasma. Yular. Kılıçbalığı ağını kayığa bağlayan kalın, kopmaz sicim. Çocuk başlığının bağı. Kadınların, feslerini bağlamak için kullandıkları, üstü altınlı, süslü kaytan ya da ip. Boyunbağı, atkı.
KOPARAN
Kolları geriye sarkık cepken biçiminde, beyaz keçeden yapılmış kaytanla işlemeli bir tür ceket.
ZIH
Giysilerin kol, yaka, etek vb. kenarlarına dikilen şerit veya kaytan. Sayfa çevresine çekilen çizgi. Marangoz işlerinde ince kenar pervazı.
CILLAMAK
Oyunda mızıkçılık etmek. Dönmek, vazgeçmek. Karşı gelmek. İnce ve yüksek sesle ağlamak. Cırlamak, bağırıp çağırmak. Kaytarmak, tembellik etmek, karşılığı cıllımak.
BÜKME
Bükmek işi. Bükülmüş kaytan ya da iplik. Vücudun bir bölümünü yanındaki bölüm üzerine kıvırma, germe karşıtı.
YIRTAL
Kadınların çene altından geçirdikleri kaytan.