Kelimeler arşivi içinde; başında "katık" olan, toplam 15 adet kelime bulunmaktadır. katık ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu katık ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde katık olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
KATIKÇORBASI
KATIKSIZLIK
KATIKETMEK, KATIKLAMAK, KATIKSIMAK, KATIKSIZCA
KATIKDAMI, KATIKLAMA, KATIKLIAŞ
KATIKARA, KATIKLAŞ, KATIKSIZ
KATIKLI, KATIKSI
KATIK
KATIK
Ekmekle karın doyurmak gerektiğinde, ekmeğe katılan peynir, zeytin, helva vb. yiyecek. Yağı alınmış yoğurt, ayran.
KATIKARA
Kalın kabuklu bir çeşit kış üzümü.
KATIKSIZCA
Katıksız bir biçimde.
KATIKLAŞ
Yoğurtlu bulgur ya da yarmadan yapılan çorba. Sulandırılmış yoğurdun içine yarma, un ve nohut konulup karıştırılarak pişirilen bir çeşit çorba.
KATIKSIZ
Katığı olmayan, yavan. Niteliği başka hiçbir etkiyle bozulmamış olan, tam. Belli bir yerden, belli bir soydan gelen. Yabancı bir şeyle karışmamış.
KATIKSIMAK
Peynir, çökelek, yağ ve benzerleri yiyecekler tuzlanarak yenecek duruma gelmek.
KATIKSI
Ekmeğe katık edilecek kıvama gelmiş yiyecek.
KATIKLI
İçinde katık bulunan.
KATIKDAMI
Kiler.
KATIKSIZLIK
Katıksız olma durumu.
KATIKETMEK
Az az yemek.
KATIKÇORBASI
Sulandırılmış yoğurdun içine yarma, un ve nohut konulup karıştırılarak pişirilen bir çeşit çorba.
KATIKLIAŞ
Sulandırılmış yoğurdun içine yarma, un ve nohut konulup karıştırılarak pişirilen bir çeşit çorba. Yoğurtlu pilav.
KATIKLAMAK
Katık etmek. Çorbayı yoğurtlamak. Az az yemek. Abartmak. Dayanmak, sabretmek. Eşcinsi ile cinsel ilişkide bulunmak (erkek için).
KATIKLAMA
Katıklamak işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde KATIK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DÜREMEÇ
İçine katık konularak sarılmış yufka ekmeği.
ANARAT
Pirinç unu veya nişastayı şekerle pişirerek yapılan çocuk maması. Saf, katıksız, arı, temiz, öz: Bu yıl tohumluğu anarat buğdaydan koydum.
DÜZEMEÇ
İçine katık konularak sarılmış yufka ekmeği.
DÜRÜNMEK
Örtünmek. Yufka ekmeğinin içine katık koyarak durum yapmak.
CIMHIR
Yalnız, katıksız.
BANIM
Lokma, ekmek parçası. Sulu yemek, sulu katık. Yudum. Az kalmış yemek. Sütün kaymağı. Bir lokmalık.
DÜRÜM
Dürme işi, silindir biçiminde kıvırma. İçine türlü katıklar konularak sarılmış yufka ekmeği veya ince pide. Yufka ekmeğinin içine çeşitli katıklar konularak sarılmış durumu. Sersem. Temizlenmiş ve taranmış yirmi-otuz pamuk, yün yumağının meydana getirdiği yığın. Eski türkçe dür-üm: Dürmek, açık ekmeğin katıkla dürülerek aldığı biçim (Erzincan Merkez). Dürülüş ekmek. Yufka ekmeğinin içine peynir, soğan ve benzerleri koyup sararak oluşturulan yiyecek. Kabak çiçeği, yaprak sarması. Dürüm, hamurdan yiyecek. İçine kebap, peynir vs. konularak dürülen yufka ekmek veya pide.
YAVAN
Yağı az. Görgüsüz, bilgisiz. Hoşa gitmeyen, tatsız. Katıksız.
ÇOMAÇ
Yufka ekmeğinin içine peynir veya kıyma konularak yapılan dürüm. Yufka ekmeğin içine katık konarak yapılan durum. Çan. Yufka ekmek dürümü. İçine katık konularak dürülmuş yufka. (Gedikli Şarkikaraağaç Isparta) (çomeş) : (Akdağ Gelendost Isparta).
SAFİ
Katıksız, duru, temiz. Net. (sa:'fi) Yalnız olarak, yalnız, sadece.
ARICAMAN
Temiz, tertemiz, saf, iyi. Halis, katıksız.
SAF
Dizi, sıra. Katıksız, arı, katışıksız, halis, has. Kurnazlığa aklı ermeyen, kolaylıkla aldatılabilen, bön, safdil. Grup. İyi niyetli, art niyetsiz.
DÜRMEYH
İçine katık konularak sarılmış yufka ekmeği. Lokma.
TABİİ
Doğada olan, doğada bulunan. Katıksız, saf, doğal. (ta'bi:) Elbette, doğallıkla, doğal olarak, işin gereği olarak. Sağduyuya, mantığa, olağan düzene uygun olan. Olağan, alışılmış, her zamanki gibi olan, beklenildiği gibi. Yapmacık olmayan, doğal.
DURMEÇ
İçine katık konularak sarılmış yufka ekmeği.
BALKATIK
Tatlı gelen, ağıza tat veren katık: Sağ olana soğan ekmek balkatık.
DOĞAL
Doğada olan, doğada bulunan. Olağan, alışılmış, her zamanki gibi olan, beklenildiği gibi. Yapmacık olmayan. Kendiliğinden olan, insan eliyle yapılmamış, yapay karşıtı. Doğada rastlandığı gibi, doğaya uygun olan, doğa güçlerine, kurallarına uyan, tabii, natürel. Katıksız, saf. Sağduyuya, mantığa, olağan düzene uygun olan.
KURU
Suyu, nemi olmayan, yaş ve nemli karşıtı. Katıksız, yanında başka şey olmayan (yiyecek). Zayıf, çelimsiz, arık, sıska, kaknem. Canlılığını yitirmiş (bitki). Daha sonra kullanılmak için kurutulmuş, taze ve yeşil karşıtı. Heyecanı, tadı olmayan, tekdüze. Kuru fasulye. Salgısı olmayan. Etkisi ve sonucu olmayan. Döşenmemiş, çıplak. Yağış almayan veya üzerinde bitki olmayan. Akıcı olmayan, duygudan yoksun.
DÜRMEÇ
İçine katık konularak sarılmış yufka ekmeği. Birçok pamuk demetinin bir araya sarılmasından meydana gelen yığın. İçine katık konularak sarılmış, durulmuş yufka ekmeği. ET düremeç.
DÜRMÜK
İçine katık konularak sarılmış yufka ekmeği.