Kelimeler arşivi içinde; sonunda "karart" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu karart ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında karart olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde karart olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
KARART
KARART
Resim seçiciye, belli bir alıcının resmini ileten oluğun düğmesini en yüksekten sıfıra çevirmesi için verilen komut. (Alıcıların sayısı eklenerek "biri karart!, üçü karart!" biçiminde söylenir).
Bu bölümde tanımı içerisinde KARART geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KARADUVA
Buğday başaklarında görülen, taneleri kömür gibi karartan bir hastalık, sürme hastalığı.
GARARTMAK
Karartmak.
KAPANIK
Kapanmış. Sisli, bulutlu. Kaçınık. İç karartıcı, ruh sıkıcı.
GARARTMAH
Karartmak.
İSLEMEK
İse tutup karartmak.
GARALTU
Karartı. Ev, bina.
KARADOĞU
Buğday başaklarında görülen, taneleri kömür gibi karartan bir hastalık, sürme hastalığı. Ağrı ili, Hamur ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
KARADOĞA
Buğday başaklarında görülen, taneleri kömür gibi karartan bir hastalık, sürme hastalığı.
KARARTMA
Karartmak işi. Savaş durumunda düşman uçaklarından korunma amacıyla ışıkları örtme veya söndürme biçiminde alınan önlemlerin bütünü.
KARADOĞ
Buğday başaklarında görülen, taneleri kömür gibi karartan bir hastalık, sürme hastalığı.
AĞIRLIK
Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.
GARALTI
Ev eşyası. Siper: Yağmur gelmeden bir garaltı bulaydık. Karartı.
KARADAVU
Buğday başaklarında görülen, taneleri kömür gibi karartan bir hastalık, sürme hastalığı. Buğday hastalığı.
AĞIRLAŞMAK
Ağır duruma gelmek. Sıkıcı ve bunaltıcı bir durum almak. Güçleşmek, zorlaşmak. Gökyüzü bulutlu ve karanlık, iç karartıcı bir hâl almak. Ağırbaşlı olmak. Yavaşlamak. Yiyecek bozulmaya yüz tutmak. Gebe kadın doğurması yaklaşmak. Hasta tehlikeli duruma gelmek, fenalaşmak. Organ görevini yapamaz duruma gelmek.
SİYAHLATMAK
Rengini karaya çevirmek, karartmak.
GARARTU
Karartı.
YAKMAK
Kına, yakı vb.ni koymak, sürmek. Yanmasını sağlamak veya yanmasına yol açmak, tutuşturmak. Tedavi etmek amacıyla doku, damar vb. dağlamak. Güçlü sevgi uyandırmak. Kurutmak, zarar vermek. Çok sıcak olmak. Keskin, sert ve ısırıcı bir duyum vermek. Çok üşütmek. Karartmak. Işık vermesini sağlamak. Ateşle yok etmek. Silahla vurmak. Yıkıma, zarara yol açmak, büyük bir zarara uğratmak, mahvetmek. Yanıyormuş gibi bir etki yapmak. Zamanında kullanılmadığından hükmünü yitirmek. Isı etkisiyle zarar vermek. Türkü, ağıt vb. düzenlemek, bestelemek.
KARADON
Buğday başaklarında görülen, taneleri kömür gibi karartan bir hastalık, sürme hastalığı. Çocuğu olmayan kadın ya da erkek.
GÜNERKÖLÇER
Güneş değişmezini ölçmek için kullanılan bir aygıt. Düşen güneş ışınlarını soğuran karartılmış bir yüzey parçası aldığı erkeyi ısıya çevirir; böylece sıcaklık artması ölçülerek dakikada cm² ye düşen erke bulunur.
KARADAĞU
Buğday başaklarında görülen, taneleri kömür gibi karartan bir hastalık, sürme hastalığı.