Kelimeler arşivi içinde; başında "karart" olan, toplam 12 adet kelime bulunmaktadır. karart ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu karart ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde karart olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
KARARTABİLMEK, KARARTIVERMEK
KARARTABİLME, KARARTIVERME
KARARTILMAK
KARARTILMA
KARARTICI, KARARTMAK
KARARTMA
KARARTI, KARARTU
KARART
KARART
Resim seçiciye, belli bir alıcının resmini ileten oluğun düğmesini en yüksekten sıfıra çevirmesi için verilen komut. (Alıcıların sayısı eklenerek "biri karart!, üçü karart!" biçiminde söylenir).
KARARTIVERME
Karartıvermek durumu.
KARARTILMAK
Karanlık duruma getirilmesini sağlamak.
KARARTABİLMEK
Karartma imkânı veya olasılığı bulunmak.
KARARTILMA
Karartılmak işi veya durumu.
KARARTIVERMEK
Çabucak veya ansızın karartmak.
KARARTMA
Karartmak işi. Savaş durumunda düşman uçaklarından korunma amacıyla ışıkları örtme veya söndürme biçiminde alınan önlemlerin bütünü.
KARARTMAK
Rengini karaya çevirmek, esmerleştirmek, siyahlaştırmak. Işığı kısmak ya da örtmek. Kötü bir duruma getirmek. Karanlık duruma getirmek.
KARARTICI
Dizi dirençlere bağlı çok sayıdaki kanallardan gelen elektrik akımım azaltıp çoğaltabilen aygıt. Bunların çok çeşidi olmakla birlikte, temelde üç türü vardır :. karşı dirençli karartıcı. özdönüştürücü karartıcı. bilgisayarlı karartıcı.
KARARTABİLME
Karartabilmek işi.
KARARTU
Ev eşyası.
KARARTI
Karaltı. Kararmış yer, siyahlık.
Bu bölümde tanımı içerisinde KARART geçen kelimeler listesi verilmiştir.
İSLEMEK
İse tutup karartmak.
GARARTU
Karartı.
GARALTU
Karartı. Ev, bina.
KARADOĞA
Buğday başaklarında görülen, taneleri kömür gibi karartan bir hastalık, sürme hastalığı.
KARADAVU
Buğday başaklarında görülen, taneleri kömür gibi karartan bir hastalık, sürme hastalığı. Buğday hastalığı.
KARALCIK
Karartı, gölge.
KARADAĞU
Buğday başaklarında görülen, taneleri kömür gibi karartan bir hastalık, sürme hastalığı.
GARALTI
Ev eşyası. Siper: Yağmur gelmeden bir garaltı bulaydık. Karartı.
KAPANIK
Kapanmış. Sisli, bulutlu. Kaçınık. İç karartıcı, ruh sıkıcı.
KARADOĞ
Buğday başaklarında görülen, taneleri kömür gibi karartan bir hastalık, sürme hastalığı.
AĞIRLAŞMAK
Ağır duruma gelmek. Sıkıcı ve bunaltıcı bir durum almak. Güçleşmek, zorlaşmak. Gökyüzü bulutlu ve karanlık, iç karartıcı bir hâl almak. Ağırbaşlı olmak. Yavaşlamak. Yiyecek bozulmaya yüz tutmak. Gebe kadın doğurması yaklaşmak. Hasta tehlikeli duruma gelmek, fenalaşmak. Organ görevini yapamaz duruma gelmek.
KARADON
Buğday başaklarında görülen, taneleri kömür gibi karartan bir hastalık, sürme hastalığı. Çocuğu olmayan kadın ya da erkek.
KARADUVA
Buğday başaklarında görülen, taneleri kömür gibi karartan bir hastalık, sürme hastalığı.
YAKMAK
Kına, yakı vb.ni koymak, sürmek. Yanmasını sağlamak veya yanmasına yol açmak, tutuşturmak. Tedavi etmek amacıyla doku, damar vb. dağlamak. Güçlü sevgi uyandırmak. Kurutmak, zarar vermek. Çok sıcak olmak. Keskin, sert ve ısırıcı bir duyum vermek. Çok üşütmek. Karartmak. Işık vermesini sağlamak. Ateşle yok etmek. Silahla vurmak. Yıkıma, zarara yol açmak, büyük bir zarara uğratmak, mahvetmek. Yanıyormuş gibi bir etki yapmak. Zamanında kullanılmadığından hükmünü yitirmek. Isı etkisiyle zarar vermek. Türkü, ağıt vb. düzenlemek, bestelemek.
SİYAHLATMAK
Rengini karaya çevirmek, karartmak.
AĞIRLIK
Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.
GÜNERKÖLÇER
Güneş değişmezini ölçmek için kullanılan bir aygıt. Düşen güneş ışınlarını soğuran karartılmış bir yüzey parçası aldığı erkeyi ısıya çevirir; böylece sıcaklık artması ölçülerek dakikada cm² ye düşen erke bulunur.
KARADOĞU
Buğday başaklarında görülen, taneleri kömür gibi karartan bir hastalık, sürme hastalığı. Ağrı ili, Hamur ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
GARARTMAH
Karartmak.
GARARTMAK
Karartmak.