Kelimeler arşivi içinde; sonunda "kanık" olan, toplam 3 adet kelime bulunmaktadır. Sonu kanık ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında kanık olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde kanık olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
KANIK
Kanaatkâr. Tokgözlü.
TIKANIK
Tıkanmış olan.
SAKANIK
Topraktan yeni çıkmış ekin filizi.
Bu bölümde tanımı içerisinde KANIK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
GARİPÇİLER
1941'de yayımlanan "Garip" adlı betikte, koşukları toplanan Orhan Veli Kanık, Melih Cevdet Anday, Oktay Rıfat üçlüsüne verilen ad. Bu ozanlar, sanatta sürüp gelen biçimciliğe, aşırı duygusallığa karşı çıkarak söyleyiş güzelliğini sanatta temel saymışlardır, bk. Cumhuriyet dönemi yazını.
TIKANIKLIK
Tıkanık olma, iyi işleyememe durumu. Soluğun kesilir gibi olması.
KANIKSAYABİLME
Kanıksayabilmek durumu.
SİNÜZİT
Ateş, baş ağrısı, burun tıkanıklığı ve akıntısı ile beliren yüz sinüslerinin iltihaplanması.
KANAATKAR
Azla yetinen, elindeki ile yetinen, kanık, kanaatli, yetingen.
KANIKMA
Kanıkma işi.
KANİHMAK
Doymak, kanmak (krş. kanık: kanmış DLT.).
KANIKSATMA
Kanıksatmak işi.
KANIKARA
Sevimsiz : Kanıkaranın biridir.
KANAATKARLIK
Azla yetinme durumu, kanıklık, yetingenlik.
KANIKSAMA
Kanıksamak işi.
KANIKSATMAK
Kanıksama işini yaptırmak.
KANIKSAYIŞ
Kanıksama işi.
KANAAT
Elindekinden hoşnut olma durumu, kanıklık, yeter bulma, yetinme, fazlasını istememe, doyum. Kanış, kanı, inanç, düşünce. Kanma, inanma.
KANIKLANMA
Kanıklanmak işi.
ŞABLON
Üzerindeki harf ve şekillerin çevre çizgileri kalem ucu girecek biçimde oyuk olan, bu çizgilerden kalemle istenilen biçim elde edilen, metal veya plastikten cetvel. Değişik alanlarda düzeltme, belirleme, ölçme, denetleme işlerinde kullanılan ve yaptığı işe göre yapısı değişen araç. Çok kez tekrarlandığından kanıksanmış basmakalıp örnek.
EMBOLİ
Damar tıkanıklığı. Bir damarın pıhtı veya yağ damlası, bakteri yığını ve hava kabarcığı benzeri maddelerle tıkanması, embolizm. Embolusun çoğulu, çok sayıda embolus.
KINIKMAK
Bir işe istekle başlamak, bir şey yapmak isteği göstermek. Bir şeye aşırı derecede düşkün olmak, tutkun olmak. Usanmak, fazla doymak, bıkmak. Benimsemek : Durmuş bu öküzü kınıktı. Bilmediğini iyice öğrenmek. Alışmak : Önceleri bal yiyemiyordum, şimdi kınıktım. Yaban hayvanını kendine alıştırmak : Bir tilki yakaladım, kendime güç kınıktırdım. Açgözlülük etmek. Acıkmak : Bugün senin karnının kınığı artıyor. Ağaçları aşılamak. Kıskanmak. Sevinmek. Kanmak, doymak, alışmak. İştahlanmak. Kanıkmak, kanıksamak.
KANIKSAYABİLMEK
Kanıksama imkânı veya olasılığı bulunmak.
İLEUS
Bağırsak felci. Bağırsak tıkanıklığı.