Sonu KANLIK ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "kanlık" olan, toplam 24 adet kelime bulunmaktadır. Sonu kanlık ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında kanlık olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde kanlık olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

13 harfli kelimeler

İÇYAPİŞKANLIK, İÇYAPIŞKANLIK

12 harfli kelimeler

ÇIĞIRTKANLIK, SOMURTKANLIK

11 harfli kelimeler

SIRITKANLIK, TUTUŞKANLIK, YILIŞKANLIK, YAPIŞKANLIK, YALITKANLIK, VURUŞKANLIK, KONUŞKANLIK, KIRITKANLIK, ÇALIŞKANLIK, BULAŞKANLIK, BAŞBAKANLIK

10 harfli kelimeler

AKIŞKANLIK, UNUTKANLIK, ALIŞKANLIK

9 harfli kelimeler

BAŞKANLIK, BALKANLIK

8 harfli kelimeler

HAKANLIK, DEKANLIK, BAKANLIK

6 harfli kelimeler

KANLIK

Bazı kelimelerin anlamları

KANLIK

Tazminat, diyet.

İÇYAPİŞKANLIK

Cisimlerin molekülleri arasında, birbirlerini bir arada tutan çekim gücü.

TUTUŞKANLIK

Kolaylıkla tutuşma özelliği.

YALITKANLIK

Yalıtkan olma durumu.

SIRITKANLIK

Sırıtkan olma durumu.

ÇIĞIRTKANLIK

Çığırtkanın yaptığı iş.

BAŞBAKANLIK

Başbakan olma durumu, başvekâlet. Başbakan ve görevlilerinin çalıştığı daire, başvekâlet. Başbakanın yaptığı iş, başvekâlet.

BULAŞKANLIK

Bulaşkan olma durumu.

VURUŞKANLIK

Dövüşkenlik.

İÇYAPIŞKANLIK

Sıvı ya da katı tanecikleri bir arada tutan kuvvet, erke.

YAPIŞKANLIK

Yapışkan olma durumu. Bir sıvı veya gaz kütlesinin, içinde bulunan cismin hareketini engelleme özelliği.

KIRITKANLIK

Kırıtkan olma durumu.

YILIŞKANLIK

Yılışkan olma durumu. Yılışıkça davranış.

KONUŞKANLIK

Konuşkan olma durumu.

ÇALIŞKANLIK

Çalışkan olma durumu, faaliyet.

SOMURTKANLIK

Somurtkan olma durumu.

  -   -   -  

Anlamında KANLIK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KANLIK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

HUY

İnsanın yaradılış ve ruh özelliklerinin bütünü, mizaç, tabiat. Alışkanlık.

İLLET

Hastalık. Hastalık derecesine varan alışkanlık. Sebep. Bozukluk. Kızdıran, sinirlendiren (şey ya da kimse).

BIRAKMAK

Elde bulunan bir şeyi tutmaz olmak. Yanına almamak, yanında götürmemek. Koymak. Bıyık ya da sakal uzatmak. Bir işi başka bir zamana ertelemek. Ölen, ayrılan birinden iş, kişi, nesne vb. şeyler kalmak. Bakılmak, korunmak için vermek. Kötü bir durumda terk etmek. Ayrılmak, terk etmek. Yapışık olan bir şey yapışıklıktan kurtulmak. Özgürlük vermek, hürriyetine kavuşmasını sağlamak. Bulunduğu yeri veya durumu değiştirmemek. Saklamak, artırmak. Sarkıtmak. Bir işin sorumluluğunu, yükümlülüğünü başkasına vermek, görevlendirmek. Uğraşmaz olmak, artık uğraşmamak. Boşamak. Bulunduğu veya dokunduğu yerde bir şey oluşturmak, meydana getirmek. Sınıf geçirmemek, döndürmek. Bir alışkanlıktan veya bir işten vazgeçmek. Bir pazarlıkta, belli bir fiyata vermeyi kabul etmek. Engel olmamak. Unutmak. Sahiplik hakkını başkasına vermek.

ALIŞKINLIK

Alışkanlık.

BABIALİ

Osmanlı Devleti'nde İstanbul'da sadaret (Başbakanlık), dâhiliye ve hariciye nezaretleri (İçişleri ve Dışişleri bakanlıkları) ile Şûrayıdevlet (Danıştay) dairelerinin bulunduğu yapı. Osmanlı hükûmeti. İstanbul'da bu çevredeki basın.

BAŞDANIŞMAN

Genellikle cumhurbaşkanlığı, başbakanlık ve bakanlıklarda görevlendirilen, alanlarında uzmanlaşmış, tanınmış ve ehliyetli kimse, başmüşavir.

BAŞVEKİLLİK

Başbakanlık.

BATAKÇI

Borcunu ödememeyi alışkanlık edinmiş (kimse). Eline geçen parayı batıran (kimse).

BAĞIMLI

Başka bir şeyin istemine, gücüne veya yardımına bağlı olan, özgürlüğü, özerkliği olmayan, tabi. Bir kimseye veya şeye maddi veya manevi yönden aşırı bağlı olan. Sigara, uyuşturucu madde vb. kötü alışkanlıklara aşırı derecede düşkün, müptela.

EKSELANS

Bakanlık ve elçilikten başlayarak cumhurbaşkanlığına kadar yükselen, yüksek makam sahibi yabancılara verilen şeref unvanı. Bu unvanı taşıyan kimse.

DADANMAK

Tadını aldığı, hoşlandığı bir şeyi sık sık istemek. Yarar, çıkar amacıyla veya alışkanlıkla bir yere sık uğramak, abone olmak.

AZDIRMAK

Azmasına sebep olmak. Şımartmak. Azgın duruma getirmek. Kötü davranış veya alışkanlıklara sürüklemek, yoldan çıkarmak.

HAMALBAŞI

Hamallara başkanlık eden kimse.

İTİYAT

Alışkanlık.

İDMAN

Alıştırma. Herhangi bir duruma veya şeye alışkanlık kazanma. Alıştırma.

ABONE

Süreli yayınları, parasını önceden ödeyerek alma işi. Bir şeyi sürekli olarak kullanmak için hizmeti verenle sözleşme yapan kimse, sürdürümcü. Bir yere gitmeyi alışkanlık hâline getiren (kimse).

ESRARKEŞ

Esrar kullanmayı alışkanlık durumuna getiren kimse.

GERÇEKÜSTÜCÜLÜK

Aklın, geleneklerin, alışkanlıkların denetiminden uzak bilinçaltı gerçeklerini yansıtan yani bilinen gerçekle bağını kesip kendince bir gerçek yaratmak amacını güden edebiyat ve sanat akımı, sürrealizm.

GELENEK

Bir toplumda, bir toplulukta eskiden kalmış olmaları dolayısıyla saygın tutulup kuşaktan kuşağa iletilen, yaptırım gücü olan kültürel kalıntılar, alışkanlıklar, bilgi, töre ve davranışlar, anane, tradisyon.

ALIŞKI

Alışkanlık.