Kelimeler arşivi içinde; sonunda "kame" olan, toplam 2 adet kelime bulunmaktadır. Sonu kame ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında kame olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde kame olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
KAME
Değişik renkli üst üste iki katmandan oluşan ve üstteki katmanına kabartma bir desen yapılmış olan değerli taş.
İKAME
Yerine koyma, yerine kullanma. Ortaya koyma. Ayağa kaldırma, ayakta durdurma. Yerine konulan, yerine geçen.
Bu bölümde tanımı içerisinde KAME geçen kelimeler listesi verilmiştir.
EĞLEŞMEK
Oyalanmak, eğlenmek, tevakkuf etmek. Bir yerde oturmak, ikamet etmek.
ALICI
Satın almak isteyen kimse, müşteri. Almaç. Azrail. Kendisine bir şey gönderilen kimse. Kamera.
ÇARKIFELEK
Yakıldığında dönerek kıvılcım saçan donanma fişeği. Çarkıfelekgillerden, güzel, büyük, parlak kırmızı çiçekleri olan, duvar kenarlarına ve kameriyeler çevresine ekilen tırmanıcı bir süs bitkisi, fırıldak çiçeği, saat çiçeği (Passiflora caerulea). Talih, kader. Bir tür talih oyunu.
KAMERUNLU
Kamerun halkından olan kimse.
TAKOMETRE
Hızölçer. Kameraya takılan ve çekim sırasında geçen kare sayısını ölçen aygıt.
KAMERAMAN
Alıcıyı doğrudan doğruya çalıştıran ve yöneten, alıcı hareketlerini gerçekleştiren, görüntülerin filme alınmasını sağlayan kimse, çekimci, kamera.
AY
Birdenbire duyulan acı, ağrı, şaşırma, ürkme veya sevinç anlatan bir söz. Dünya'nın uydusu olan gök cismi, kamer, mah, meh. Yılın on iki bölümünden her biri. Art arda gelen iki yeni ay arasında geçen süre. Bir ayın herhangi bir gününden ertesi ayın aynı gününe kadar geçen veya yaklaşık otuz gün olarak kabul edilen süre.
KISIRLIK
Kısır olma durumu. Verimsizlik, akamet.
VİZÖR
Kamera, fotoğraf makinesi ve dürbünde bulunan, görüntüyü tam sınırlarıyla kesmeden veya taşırmadan alabilmeyi sağlayan düzenek, bakaç.
ÜÇAYAK
Fotoğraf makinesi, televizyon kameraları vb. aletlerin üzerine oturduğu üç ayaklı düzen. Sacayağı. Bir halay türü.
ORNATMAK
Bir şeyin yerine başka bir şeyi koymak, ikame etmek.
YÖN
Belli bir noktaya göre olan yer, taraf. Bir şeyin belli bir noktaya baktığı yan, veçhe. Bir yere gitmek için izlenen yol, cihet, istikamet. Tutulacak, izlenecek yol.
DOĞRULTU
Yön, istikamet. Paralel olmayan iki sonsuz doğruyu birbirinden ayırt ettiren durum. Belli bir sonsuz doğrunun belirttiği tek yol, istikamet. Tutulan, izlenen yol.
KAMERA
Görüntülerin filme alınmasını sağlayan alet, alıcı. Bir çekime başlanırken, yönetmenin alıcıyı çalıştırmaları için verdiği buyruk. Kameraman.
MUKİM
Bir yerde, bir evde oturan, eğleşen, ikamet eden.
ORNATMA
Ornatmak işi, ikame etme. Molekülün geri kalan bölümünde değişikliğe yol açmadan bir atom veya bir kök yerine bir başka atom veya kökün geçmesi. Bir türün yerine onun değişik bir biçiminin geçmesi. Bir cebirsel ifadenin yerine bir başkasını koyma işlemi.
ÇEKİMCİ
Yapımcı. Kameraman.
OTURMAK
Vücudun belden yukarısı dik duracak biçimde ağırlığı kaba etlere vererek bir yere yerleşmek. Toprak veya yapı çökmek, aşağı inmek. Benimsenmek, yerleşmek, kökleşmek. Yer almak, geçmek. Hiçbir iş yapmadan boş vakit geçirmek, boş durmak. Bir yerde sürekli olarak kalmak, ikamet etmek. Bir işi yapmakta olmak, bir işe başlamak üzere olmak. Sıvı tortuları dibe çökmek, dipte toplanmak. Bu biçimde yerleştiği yerde kalmak. Belli bir yörüngede dönmeye başlamak. Biriyle beraber yaşamak. Uygun gelmek, ölçüleri tam olmak. Herhangi bir durumda belli bir süre kalmak.
KONUT
İnsanların içinde yaşadıkları ev, apartman vb. yer, mesken, ikametgâh. Ön doğru: Eukleides'in "Bir noktadan bir doğruya ancak bir paralel çizilebilir." yolundaki konutu gibi.
ÇARDAK
Tarla, bahçe vb. yerlerde ağaç dallarından örülmüş barınak. Denizli iline bağlı ilçelerden biri. Asma vb. bitkilerin dallarını sardırmak için direklerle yapılmış yer. Kameriye.