Sonu KALA ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "kala" olan, toplam 24 adet kelime bulunmaktadır. Sonu kala ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında kala olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde kala olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

8 harfli kelimeler

PANSKALA

7 harfli kelimeler

TIRKALA, MISKALA, TEŞKALA, TAŞKALA, KANKALA, CAKKALA, ÇAKKALA, ÇOKKALA, DINKALA, DURKALA, FIRKALA

6 harfli kelimeler

ÇUKALA, TAKALA, KAKALA, ISKALA, ÇAKALA, AZKALA, ASKALA, PEKALA

5 harfli kelimeler

AKALA, UKALA, SKALA

4 harfli kelimeler

KALA

Bazı kelimelerin anlamları

KALA

Kaldığında.

DURKALA

Az kalsın, hemencecik: Durkala attan düşüyordu.

ÇAKKALA

Olmamış meyve.

TIRKALA

Kapı sürgüsü, dayağı, mandalı.

CAKKALA

Geveze, dedikoducu.

KANKALA

İki omuz arası.

ÇOKKALA

Toprak tencere, çömlek.

TAKALA

Topak, küçük parça.

FIRKALA

Topaç.

TEŞKALA

Ağız kalabalığı.

DINKALA

Ağır hareket eden kişi.

PANSKALA

Tuz üretimi esnasında buharlaştırma ile elde edilen kalsiyum sülfat.

KAKALA

Hafif yağan dolu. Toprak tencere. Tandırda ya da fırında pişen ufak, yuvarlak, kalınca ekmek, yağsız halka.

TAŞKALA

1.Alay, eğlenme. 2.Şaka. Uğraşı, iş güç : Onun başında ne taşkala var bilsen. Telaşe, kargaşa. Alay, eğlenme. İşi gürültüye getirmek, telaşlanmak.

MISKALA

Metal veya deri parlatmaya yarar alet.

ÇUKALA

Toprak tencere.

  -   -   -  

Anlamında KALA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KALA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ANIZ

Ekin biçildikten sonra tarlada kalan köklü sap. Ekin biçildikten sonra sürülmemiş tarla.

ARKA

Bir şeyin temel tutulan yüzünün tam ters yanı, ön karşıtı. Bir şeyin sırt durumunda olan yüzeyi. Otururken sırtın dayandığı yer. Geri kalan bölüm. Geçmiş, geride kalmış zaman. Kayıran, destekleyen. İnsanın vücudu, bedeni. Art, peş. Arkada olan, arkada bulunan.

ADAY

Bir görev, bir iş için kendini ileri süren veya başkaları tarafından ileri sürülen kimse. Bir iş için yetiştirilmekte, eğitilmekte olan kimse, namzet.

AHALİ

Aralarında aynı yerde bulunmaktan başka hiçbir ortak özellik bulunmayan kişilerden oluşan topluluk, halk. Bir yerde toplanan kalabalık.

ALATURKALAŞTIRMAK

Alaturkalaşmasını sağlamak.

ACYO

Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.

ARACI

Ara bulucu. Üretici ile tüketici arasında alım satım konusunda bağlantı kuran ve bundan kazanç sağlayan kimse, mutavassıt, komprador. İki şey arasında bağlantı kuran kimse, vasıta. İhracatçının ihracattan doğan alacaklarının büyük bir bölümünün malın yüklenmesinden hemen sonra, kalan kısmının ise para, malı alandan tahsil edildiğinde bir aracı banka tarafından ödenmesini sağlayan kredi veya yatırım tekniği.

ABANOZLAŞMAK

Ağaç gibi maddeler suda uzun süre kalarak kararmak. Güneşte uzun süre kalarak kararmak, matlaşmak, sertleşmek.

ALATURKALAŞTIRMA

Alaturkalaştırmak işi.

AĞYAR

Başkaları, yabancılar, eller.

AKAÇ

Bir yerde birikip kalan sıvıları, bir işlem sonunda geriye kalan artıkları, gereksiz nesneleri dışarıya akıtmak için kullanılan boru vb. araç. Yer altı su oluğu. Kanal, ark, su yolu.

ALAKALANMA

Alakalanmak işi, ilgilenme.

AHİRET

Dinî inanışa göre, insanın öldükten sonra dirilip sonsuza dek kalacağı ve Tanrı'ya hesap vereceği yer, öbür dünya, öteki dünya.

ALATURKALAŞMA

Alaturkalaşmak durumu.

ARKAİK

Güzel sanatlarda klasik çağ öncesinden kalan. Konuşulan ve yazılan dilde, kullanımdan düşmüş olan (eski söz veya deyim).

AÇIK

Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.

ARAMA

Aramak işi, taharri. Sanığın yakalanması veya suç belgelerinin elde edilmesi için bir kimsenin evinde, iş yerinde, üzerinde veya eşyasında yapılmış olan araştırma işlemi.

AKIN

Kalabalık bir şeyin arkası kesilmeyen bir geliş durumunda olması. Düşman topraklarına tedirgin etme, yıldırma, çapul vb. amaçlarla toplu olarak yapılmış olan baskın. Gol atmak veya sayı yapmak amacıyla karşı takımın sahasına doğru genellikle topluca girişilen hücum. Kazak ve Kırgız Türklerinin saz şairlerine verdiği ad.

ACAYİPLEŞMEK

Başkalaşmak, yadırganacak bir duruma gelmek.

AKBABA

Akbabagillerden, başı ve boynu çıplak olan, dağlık yerlerde yaşayan, leşle beslenen, çok yüksekten uçarak keskin gözleriyle çok uzakları görebilen, iri ve yırtıcı bir kuş, kerkes (Vultur monachus). İhtiyar. Çıkarı için başkalarını sömüren.