Sonu KABIN ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "kabın" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu kabın ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında kabın olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde kabın olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

KABIN

Çok pahalı.

  -   -   -  

Anlamında KABIN bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KABIN geçen kelimeler listesi verilmiştir.

İSTİMARA

Ölçme, değerlendirme. Bir kabın hacmini veya alabileceği miktarı hesaplama.

KALAY

Atom numarası 50, atom ağırlığı 118,7, yoğunluğu 7,29 olan, 232 °C'de eriyen, gümüş beyazlığında, kolay işlenebilen, yumuşak bir element (simgesi Sn). Aldatıcı görünüş. Sövme, küfür. Kalaylanmış bir kabın üzerindeki alaşım tabakası.

BOŞALTAÇ

Bir kabın içindeki havayı boşaltmaya yarayan araç, hava boşaltma makinesi, boşluk tulumbası.

GAZ

Tül. Sindirim borusunda, ağızdan yutulan hava ile mayalanma sonucu oluşan uçucu maddelerin karışması. Doğal gaz. Gaz yağı. Gaz lambası. Normal basınç ve sıcaklıkta olduğu gibi kalan, içinde bulunduğu kabın her yanına yayılma ve bu kabın iç yüzeyinin her noktasına basınç yapma özelliğinde olan akışkan madde.

KATI

Sert, yumuşak karşıtı. Taşlık. Sıvıların ve gazların tersine, içinde bulunduğu kabın veya üstünde bulunduğu yerin biçimini almayan, sulp. Hoşgörüsüz, acımasız, merhametsiz, zalim. Düşünce ve davranışlarında belli ilkelere sıkı sıkıya bağlı olan. Çok, aşırı derecede.

CUMBULDATMAK

Bir sıvıyı kabın içinde çalkalamak.

KOVA

Genellikle su ve sulu şeyler taşımaya, kuyudan veya denizden su çekmeye yarayan üstünden kulplu kap. Bu kabın alacağı miktarda. Zodyak üzerinde Oğlak ile Balık arasında bulunan takımyıldızın adı. Futbolda çok gol yiyen (kaleci veya takım). Bataklıklarda yetişen bir tür saz, hasır otu.

KAVURMAK

Bir şeyi bir kabın içinde kendisinden başka bir malzeme koymadan pişirmek. Çok üzmek, yakmak, mahvetmek. Rüzgâr, soğuk, sıcak vb. kurutmak, yakmak.

FIÇI

Bir araya getirilerek çemberlerle tutturulmuş ensiz tahtalardan yapılan, yuvarlak, karnı şişkin ve altı üstü düz kap. Bu kabın alabileceği miktarda olan.

KÜLAH

İçine bazı şeyler koymak için huni biçiminde bükülmüş kâğıt kap. Erkeklerin giydiği genel olarak keçeden, ucu sivri veya yüksek başlık. Bu kabın alabileceği miktarda olan. Oyun, hile.

BASIÖLÇER

Buharın veya herhangi bir gazın bulunduğu kabın iç yüzeyine yaptığı basıncı belirleyen alet, manometre. Akışkanların basıncını ölçen araç.

KAPAK

Her türlü kabın üstünü örtmeye veya bir deliği kapamaya yarayan nesne. Kitap, defter vb.nin en üstüne geçirilen kılıf. Biçilen ağaç kütüklerinin iki yanından çıkan, düzgün olmayan tahta. Zıvanada iki dış yan parça. Dolap, sandık vb.ni örtmeye yarayan parça.

CUMBULDAMAK

Bir kabın içinde çalkalanıp ses çıkarmak.

DARA

Kabıyla birlikte tartılan bir nesnenin kabının ağırlığı. İçinde yük taşınan aracın boş durumdaki ağırlığı. Terazide dengeyi sağlamak için hafif gelen kefeye ağırlık olarak konulan taş, demir, çivi vb., abra.

ASPİRATÖR

Havadaki duman, is, koku vb. yabancı maddeleri emerek dışarı atan aygıt, emmeç. Kendisine bağlanan bir kabın içindeki gazı seyreltmeye veya sıkıştırmaya yarayan, içinden bir sıvı geçirilerek çalıştırılan araç, emmeç.

BARDAK

Su vb. şeyleri içmek için kullanılan, genellikle camdan yapılmış olan kap. Boduç, çamçak. Toprak testi. Bu kabın alacağı miktarda olan.

KUTU

İnce tahta, mukavva, teneke, plastik vb.nden yapılmış, genellikle kapaklı kap. Bir kimsede, bir yerde, bir şeyde iyi veya kötü bir özelliğin fazlalığını belirten bir söz. Bu kabın alabildiği miktarda olan. Elektrik veya telefon tellerinin toplanıp bağlandığı kap.

GETR

Bacağın alt bölümünü ve ayakkabının üstünü örten kumaş veya köseleden yapılmış bir tozluk türü.

ÇÖKME

Çökmek işi. Boya içindeki pigmentin ve dolgu maddelerinin zamanla kabın dibinde tortu oluşturması. Bir kısım yerin alttan yıkılarak alçalması.

KAPLAMAK

Her yanını örtmek, istila etmek. Doldurmak. Bir madeni bir başka madenle kimyasal bir yöntemle örtmek. Kaplama adı verilen ince ağaç levhaları, değişik yöntemlerle hazırlanmış yüzeylere yapıştırmak. Doldurmak. Bir kimsenin veya bir şeyin nitelikleri herkesçe bilinir olmak. Yayılıp doldurmak, etkisinde bırakmak. Bir kabın, bir kılıfın, bir örtünün içine almak. Bir yüzeyi döşemek, başka bir nesne ile örtmek. Çepeçevre sarmak, kuşatmak.