Kelimeler arşivi içinde; başında "işk" olan, toplam 46 adet kelime bulunmaktadır. işk ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu işk ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde işk olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
İŞKİLLENDİRMEK
İŞKİLLENDİRME
İŞKENCECİLİK, İŞKEMBECİLİK
İŞKİLSİZLİK, İŞKİLLENMEK, İŞKELLENMEK
İŞKİLLEMEK, İŞKİLLENME, İŞKENCESİZ, İŞKEMBESİZ, İŞKİLLİLİK
İŞKEMBECİ, İŞKİLLEME, İŞKİRTMEK, İŞKENCELİ, İŞKENCECİ, İŞKENCEBİ, İŞKEMBELİ
İŞKESMEK, İŞKİLSİZ, İŞKONAĞI
İŞKEMBE, İŞKELEK, İŞKİLLİ, İŞKENLİ, İŞKENCE, İŞKİLEK, İŞKİLET, İŞKİLİK
İŞKENE, İŞKİLE, İŞKİNE, İŞKEFE
İŞKİM, İŞKİN, İŞKAF, İŞKİR, İŞKUR, İŞKİL, İŞKEP, İŞKAP, İŞKAN, İŞKAL
İŞKİ
İŞK
İŞK
Keçi.
İŞKİLLENME
İşkilli duruma gelme, pirelenme.
İŞKENCECİLİK
İşkenceci olma durumu.
İŞKEMBECİLİK
İşkembecinin yaptığı iş.
İŞKİLLİLİK
İşkilli olma durumu, vesveselilik.
İŞKİLLENDİRME
İşkillendirmek işi.
İŞKENCESİZ
İşkencesi olmayan.
İŞKEMBESİZ
İşkembesi olmayan. İşkembesi geniş.
İŞKİLSİZLİK
İşkilsiz olma durumu.
İŞKELLENMEK
Alınmak, içerlemek.
İŞKİLLENMEK
İşkilli duruma gelmek, pirelenmek.
İŞKİLLENDİRMEK
İşkillenmesine yol açmak.
İŞKİRTMEK
Avı ıslık çalarak yatağından kaldırmak: Bir avı işkirtmeyince vurmak zordur.
İŞKEMBECİ
İşkembe veya işkembe çorbası satan kimse.
İŞKİLLEMEK
Şüpheye düşürmek, şüphe vermek.
İŞKİLLEME
(Söz sanatı terimi) Birkaç anlamı bulunan bir kelimeyi görünürde en yakın anlamiyle kullanmış gibi yaparak en uzağını kastetme.
Bu bölümde tanımı içerisinde İŞK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ATIF
Yöneltme, çevirme. Gönderme. İlişkili bulma.
AYRIMLAŞMA
Ayrımlaşmak işi, farklılaşma. Hücrelerin veya canlı organizmaların işlevlerine veya yaşayış türlerine ilişkin yapısal nitelik kazanması, farklılaşma. Bir iç kayanın katılaşması sürecinde yer ve zamana göre ayrımların ortaya çıkması, farklılaşma.
ALIŞVERİŞ
Satın alma ve satma işi, alım satım, iş, muamele, ahzüita, aksata, pazar. İlişki, münasebet.
AHBAP
Kendisiyle yakın ilişki kurulup sevilen, sayılan kimse. Samimiyet, içtenlik bildiren bir seslenme sözü.
ATILGAN
Çekinip korkmadan kendini tehlike veya güçlüklere atan, acar. Girişken.
AİT
İlgilendiren, ilişkin, ilişik, ilgili.
BAĞ
Bir şeyi başka bir şeye veya birçok şeyi topluca birbirine tutturmak için kullanılan ip, sicim, şerit, tel vb. düğümlenebilir nesne. Meyve bahçesi. Üzüm kütüklerinin dikili bulunduğu toprak parçası. Bir halat üzerine atılan sağlam, düzgün ve istendiğinde kolayca çözülebilen her türlü düğüm. Kemikleri birbirine bağlamaya, iç organları yerinde tutmaya yarayan lif demeti. Nota yazarken yan yana gelen aynı veya farklı değerdeki notaların birbirine bağlanarak çalınacağını belirtmek için yapılmış olan yay biçimindeki işaret. İlgi, ilişki, rabıta. Bağlam, deste, demet. Sargı.
AYSAR
Ayın etkisiyle huyunun değiştiği sanılan (kimse). Değişken huylu, kararsız (kimse).
AYRIKLIK
Ayrıklı olma durumu, ayrı tutma, ayrı tutulma. Kaplamları birbirinden ayrı olmakla birlikte aynı yakın cinsin kaplamına giren kavramlar arasındaki bağlantı. Elips, daire, parabol, hiperbol vb. bir konik üzerinde hareket eden cismi, odağa veya merkeze birleştiren doğrunun büyük eksen ile yaptığı açı. Önermelerin birbirine bağlanması işleminde ya . ya . ve ya da ile gösterilen ilişki. Kural dışılık. Genel kuraldan ayrılma, derogasyon.
AMA
Çelişkili ve tutarsız iki cümleyi birbirine bağlamaya yarayan bir söz, amma, lakin, velakin. Uyarma veya şartlı bir ifade niteliğinde olan bir cümleyi, başka bir cümleye bağlamaya yarayan bir söz. Bir yargıyı veya bir buyruğu pekiştirmek için de kullanılan bir söz. Beklenmeyen bir sonucu anlatan iki cümleyi onun sebebi durumunda olan cümleye bağlayan bir söz. Bazen dikkati çekmek için cümlenin sonuna getirilen bir söz.
AVAL
Ticari senetlerde, ödemeden sorumlu olanların ödememesi durumunda üçüncü bir kişinin alacaklılara senet bedelini ödeyeceğine ilişkin verdiği güvence. Saflığı sersemlik derecesine varan (kimse).
ABAZAN
Uzun süre cinsel ilişkide bulunmayan (erkek). Karnı aç olan (kimse).
AMBARGO
Bir malın serbest sürümünü engellemek için konulan yasak, engelleyim. Bir ülkenin dış dünyayla ilişkilerini engelleme, engelleyim. Bir kişinin başka kişilerle ilişkilerini engelleme, engelleyim. Bir devletin, gemilerin kendi limanlarından ayrılmasını yasaklama buyruğu, engelleyim.
ALTYAPI
Bir yerleşim yeri veya bir yapı için gerekli olan yol, kanalizasyon, su, elektrik vb. tesisatın tümü. Toplumun ekonomik yapısını oluşturan ve insan bilincinden bağımsız olarak biçimlenen üretim ilişkilerinin hepsi, enfrastrüktür, üstyapı karşıtı. Bireyin edindiği bilgi ve deneyim.
AİDİYET
İlişkinlik. İlgi.
AKTARIM
Aktarma işi, nakil. Psikoterapide hastanın terapiste ruhsal yapısı üzerinde etkili olmuş deneyim ve ilişkilerini aktarması.
AİLE
Evlilik ve kan bağına dayanan, karı, koca, çocuklar, kardeşler arasındaki ilişkilerin oluşturduğu toplum içindeki en küçük birlik. Eş, karı. Aynı gaye üzerinde anlaşan ve birlikte çalışan kimselerin bütünü. Temel niteliği bir olan dil, hayvan veya bitki topluluğu, familya. Aynı soydan gelen veya aralarında akrabalık ilişkileri bulunan kimselerin tümü. Birlikte oturan hısım ve yakınların tümü.
ANTRPARANTEZ
Söz arasında, sırası gelmişken. Ayrıca.
ARGÜMAN
Kanıt. Tez, iddia, sav. Bir çıkış kümesinin değişkeni. Bir denklem, bir eşitsizlik veya bir gök cisminin hareketine ait herhangi bir elemanın bağlı bulunduğu belli bir değer. Bir cetvelde diğer bir sayıyı bulmak için yararlanılan sayı.
BAĞINTI
Bir nesneyi başka bir nesne ile uyarlı kılan bağ. İki veya daha fazla değişken arasındaki bağıntı. Görelik. İki ayrı veri grubu arasında bulunan ilişki derecesinin ölçümü, deneştirme, korelasyon. İki veya daha çok nitelik arasında matematik işlemleri yardımı ile kurulan bağlılık veya eşitlik. Organizmanın değişik yapı, özellik ve olaylarında görülen karşılıklı ilgi, bağlılık, korelasyon.