İŞİT ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "işit" olan, toplam 23 adet kelime bulunmaktadır. işit ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu işit ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde işit olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

İŞİTTİREBİLMEK, İŞİTİLMEMİŞLİK

13 harfli kelimeler

İŞİTTİREBİLME, İŞİTİLEBİLMEK, İŞİTMEZLENMEK

12 harfli kelimeler

İŞİTİLEBİLME, İŞİTMEMEZLİK

11 harfli kelimeler

İŞİTEBİLMEK, İŞİTİLMEMİŞ, İŞİTİMÖLÇER

10 harfli kelimeler

İŞİTTİRMEK, İŞİTMEZLİK, İŞİTEBİLME

9 harfli kelimeler

İŞİTİLMEK, İŞİTTİRME

8 harfli kelimeler

İŞİTİLME

7 harfli kelimeler

İŞİTMEK, İŞİTSEL, İŞİTGEN

6 harfli kelimeler

İŞİTİŞ, İŞİTME, İŞİTİM

4 harfli kelimeler

İŞİT

Bazı kelimelerin anlamları

İŞİT

Eşit, denk.

İŞİTİLEBİLME

İşitilebilmek işi.

İŞİTTİRME

İşittirmek işi.

İŞİTEBİLMEK

İşitme imkânı veya olasılığı bulunmak.

İŞİTTİREBİLMEK

İşittirme imkânı veya olasılığı bulunmak.

İŞİTİLEBİLMEK

İşitilme olasılığı bulunmak.

İŞİTİLMEMİŞLİK

İşitilmemiş olma durumu.

İŞİTİLMEMİŞ

O güne değin duyulmamış, şaşılacak, olağan dışı.

İŞİTİMÖLÇER

İnsan kulağının işitebildiği ses sıklıklarını ve ses yeğinliklerini ölçen aygıt.

İŞİTTİREBİLME

İşittirebilmek işi.

İŞİTEBİLME

İşitebilmek işi.

İŞİTMEZLENMEK

İşitmezliğe gelmek.

İŞİTMEZLİK

İşitmemiş, duymamış gibi davranma.

İŞİTMEMEZLİK

İşitmemiş, duymamış gibi davranma.

İŞİTİLMEK

Duyulmak.

İŞİTTİRMEK

İşitmesini sağlamak, duyurmak.

  -   -   -  

Anlamında İŞİT bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde İŞİT geçen kelimeler listesi verilmiştir.

İŞİTME

İşitmek işi. Duyma, sema (II).

DUYMAK

Bilgi almak, öğrenmek, haber almak. Sezmek, fark etmek, hissetmek. İşitmek, ses almak. Dokunma, koklama vb. duyularla algılamak, hissetmek. Nesnelere dokunmakla onların sıcaklık, soğukluk, sertlik, ağırlık, hareket vb. fizik durumlarından bilgi edinmek, hissetmek.

HOPARLÖR

Elektrik dalgalarını ses dalgasına çeviren ve gerektikçe sesi yükselten alet. Radyo, pikap, teyp vb. araçlarda sesi işitilebilecek duruma getiren alet.

İŞİTSEL

İşitimle ilgili.

KAPMAK

Birdenbire yakalayarak, çekerek almak. Isırıp parçalamak. İşitir işitmez veya görür görmez bellemek ve öğrenmek. Bulaşmış olmak, geçmek. Koparmak, kıstırmak. Yer ayırmak, yer tutmak.

ODYOVİZÜEL

Görsel-işitsel.

GARAİP

Görülmemiş, şaşılacak şeyler, işitilmemiş olaylar.

KULAKLIK

Kulakları soğuk, rüzgâr vb. dış etkilerden korumak için kulak kepçesini örtecek biçimde yapılmış kılıf. Radyo, telefon, telsiz vb.nde kulak ile verici arasında ses bağlantısı kurmaya yarayan araç. Ağır işitenlerin daha iyi işitebilmek için kulaklarına taktıkları pilli araç.

DİNLEMEK

İşitmek için kulak vermek. Uymak, baş eğmek, itaat etmek. Birinin sözünü, öğüdünü kabul edip gereğince davranmak. Kulakla veya dinleme aletiyle hastayı muayene etmek.

DUYU

İnsanların ve hayvanların, dış dünyanın uyaranlarını görme, işitme, koklama, dokunma ve tatma organlarıyla algılama yeteneği, duyum.

İŞİTİLME

İşitilmek işi.

AD

Bir kimseyi, bir şeyi anlatmaya, tanımlamaya, açıklamaya, bildirmeye yarayan söz, isim, nam. Canlı ve cansız varlıkları, duygu ve düşünceleri, çeşitli durumları bildiren kelime, isim. Sayma. Sayılma. Herkesçe tanınmış veya işitilmiş olma durumu.

SAĞIR

İşitme duyusundan yoksun, işitmeyen (kimse). İçi görülmeyen, donuk (cam). Vurulduğu zaman ses vermeyen. Isıyı az veren, geç ısınan. Ses geçirmeyen.

MESMU

İşitilmiş, duyulmuş olan.

OTOLİT

İşitme taşı.

FEVKALADE

Alışılmış olandan ayrı, olağanüstü, beklenmedik, görülmedik, işitilmedik. "Çok iyi, çok üstün, çok güzel" anlamlarında beğeni ifade eden bir söz. Aşırı bir biçimde. Aşırı, çok fazla.

OTOSİST

İşitme kesesi.

HATİF

Sesi işitilen fakat kendisi görülmeyen. Gaipten seslenir gibi haber veren melek. Gaipten işitilen ses.

AĞIR

Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.

KULAK

Başın her iki yanında bulunan işitme organı. Saban kulağı. Balıklarda başın iki yanında bulunan ve ağızdan alıp solungaçlardan geçirdiği suyu dışarıya vermeye yarayan yarıklardan her biri. Telli çalgılarda tel germeye yarayan burgu. Bu organın, sesleri toplayıp içeriye almaya yarayan dış bölümü. Duvar, baca, şömine vb. yerlerde kulağa benzer çıkıntı. Akarsuların ve özellikle göllerin karaya giren ve durgunlaşan yerleri. Varlıklı Rus köylüsü. Seslerin uygunluğunu seçebilme ve değerlendirebilme yeteneği.