Kelimeler arşivinde; içinde "işle" olan, toplam 199 tane kelime bulunuyor. İçerisinde işle bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu işle ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında işle olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
DAMARGENİŞLETEN, GENİŞLETEBİLMEK, GENİŞLEYEBİLMEK
GENİŞLETEBİLME, GENİŞLETTİRMEK, GENİŞLEYEBİLME, İŞLENEBİLİRLİK, MARMENEVİŞLEME, ÖZMENEVİŞLENME
GENİŞLETİLMEK, MENEVİŞLENMEK, DİŞLEYEBİLMEK, DİŞLEYİVERMEK, GENİŞLETTİRME, HACIDERVİŞLER, İŞLEMSELCİLİK, İŞLEVSELCİLİK, MİKROİŞLEYİCİ, OSMENEVİŞLEME, TATARMEMİŞLER
GENİŞLETİLME, İŞLETMECİLİK, MENEVİŞLEMEK, MENEVİŞLENME, DENİZDİŞLERİ, DİŞLEYEBİLME, DİŞLEYİVERME, GEREVİŞLEMEK, GÖSTERİŞLEME, İŞLENEBİLMEK, İŞLETEBİLMEK, İŞLEYEBİLMEK, İŞLEYİMLEŞME
ÇİRİŞLENMEK, GENİŞLETMEK, İŞLEMECİLİK, İŞLETMENLİK, İŞLEVSİZLİK, MENEVİŞLEME, YEMİŞLENMEK, CİMBİŞLEMEK, ÇEMİŞLENMEK, FİŞFİŞLEMEK, GELMİŞLEYİN, GERVİŞLEMEK, GETMİŞLEYİN, GOCCİŞLEMEK, İŞLEMLEYİCİ, İŞLENCELEME, İŞLENEBİLİR, İŞLENEBİLME, İŞLETEBİLME, İŞLETTİRMEK, İŞLEYEBİLME, KEŞİŞLENMEK, OŞKİŞLETMEK, PİŞPİŞLEMEK
ÇİRİŞLEMEK, GENİŞLEMEK, İŞLEMCİLİK, İŞLEVCİLİK, YEMİŞLENME, CİMİŞLEMEK, ÇİRİŞLENME, GAYİŞLEMEK, GENİŞLETİN, GENİŞLETME, İŞLEMBİLGİ, İŞLEMEZLİK, İŞLENDİRME, İŞLENİRLİK, İŞLETİLMEK, İŞLETİMSEL, İŞLETTİRME, İŞLEYBİLİM, İŞLEYİMSEL, KELİBİŞLER, KENİŞLEMEK, KENTİŞLERİ, KİRİŞLEMEK, MEMİŞLEMEK, MÜFETİŞLER, OSKİŞLEMEK, OŞKİŞLEMEK, SERİŞLEMEK, TİYİŞLEMEK, YEPİŞLEMEK, Devamını Oku »»
ÇİRİŞLEME, DİŞLENMEK, DİŞLETMEK, FİŞLENMEK, GENİŞLEME, İŞLETİLME, İŞLETMECİ, KEŞİŞLEME, KİRİŞLEME, DERVİŞLER, DEYİŞLEME, FİŞLETMEK, GEÇMİŞLER, İBİŞLEMEK, İŞLEMELİK, İŞLEMLEME, KAŞDİŞLEN, NİŞLEYVİN, ŞİŞLENMEK, ŞİŞLETMEK
DİŞLEMEK, DİŞLENME, DİŞLETME, FİŞLEMEK, FİŞLENME, İŞLEKLİK, İŞLEMECİ, İŞLEMELİ, İŞLERLİK, İŞLETMEK, İŞLETMEN, İŞLEVSEL, İŞLEVSİZ, ŞİŞLEMEK, BİŞLEĞEÇ, BİŞLEHEÇ, BİŞLENEÇ, BİŞLEYEÇ, ÇEKİŞLER, ÇİŞLEMEK, DİŞLENTİ, DİŞLEYEN, DİŞLEYİŞ, ERMİŞLER, FİŞLETME, GENİŞLER, GENİŞLET, GENİŞLEV, GERİŞLER, İŞİŞLERİ, Devamını Oku »»
DİŞLEME, FİŞLEME, İŞLEMCİ, İŞLENİŞ, İŞLENTİ, İŞLETİŞ, İŞLETME, İŞLEVCİ, İŞLEYİM, İŞLEYİŞ, ŞİŞLEME, ÖZİŞLER, BİŞLEEÇ, ERİŞLER, EŞİŞLEV, İBİŞLER, İŞLEĞEN, İŞLEMEK, İŞLENEE, İŞLENEN, İŞLENGİ, İŞLENİR, İŞLENME, İŞLERGE, İŞLETEÇ, ÖZİŞLEV
DİŞLEK, BİŞLEÇ, İŞLEME, İŞLENİ, İŞLENK, İŞLEPE, İŞLEYH, PİŞLEÇ
İŞLEK, İŞLEM, İŞLEV, İŞLEÇ, İŞLER
İŞLE
İŞLE
Nakış: İşle ipliğini aldım.
DİŞLEYEBİLMEK
Dişleme imkânı veya olasılığı bulunmak.
GENİŞLETEBİLMEK
Genişletme imkânı veya olasılığı bulunmak.
GENİŞLETEBİLME
Genişletebilmek işi.
GENİŞLETİLMEK
Genişletme işi yapılmak.
DİŞLEYİVERMEK
Çabucak veya ansızın dişlemek.
İŞLENEBİLİRLİK
Metallerin kolayca işlenebilme ve biçimlenebilme özelliği.
HACIDERVİŞLER
Çanakkale şehrinde, Yiğitler nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
ÖZMENEVİŞLENME
Belirli bir menevişlerine ereği olmaksızın, oda sıcaklığında kendi kendine olan menevişlenme olayı.
MENEVİŞLENMEK
Bir yüzeyde renk dalgalanmaları oluşmak, harelenmek.
GENİŞLEYEBİLMEK
Genişleme imkânı veya olasılığı bulunmak.
DAMARGENİŞLETEN
Damarların kas tabakasını gevşeterek çapını büyüten (sinir, madde).
GENİŞLETTİRMEK
Genişletme işini yaptırmak.
MARMENEVİŞLEME
Çeliğe, içgerilimler yönünden daha dengeli bir su verme uygulama amacıyla, Mb - sıcaklığı üzerinde tutulan bir yağ ya da tuz yunağında önceden suvererek, parçanın sıcaklığını biryapımlama ve bundan sonra sertleştirip menevişleme işlemi, (martensit+menevişleme) marsuverme diye de bilinir.
GENİŞLETTİRME
Genişlettirmek işi.
GENİŞLEYEBİLME
Genişleyebilmek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde İŞLE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ACYO
Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.
ALAGEYİK
Geyikgillerden, Güney Avrupa ve Kuzey Afrika'da yaşayan, yazın postunda ak benekler oluşan, erkeklerinin boynuzları uca doğru kürek biçiminde genişleyen bir cins geyik, sığın (Dama dama).
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
AGORA
Yunan klasik devrinde, sitenin yönetim, politika ve ticaret işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan, halk meydanı.
AKZAMBAK
Zambakgillerden, süs bitkisi olarak yetiştirilen, çiçeği diş ve yüz şişlerinin tedavisinde kullanılan bir bitki (Lilium candidum).
ABA
Abla. Bu kumaştan yapılmış yakasız ve uzun üstlük. Bu kumaştan yapılan. Kepenek. Yünün dövülmesiyle yapılmış olan kalın ve kaba kumaş. Bu kumaştan yapılmış olan ve dervişlerce giyilen hırka. Anne.
AKSESUAR
Bir aletin, bir makinenin işlevine katılmayan ancak kendine özgü ayrı bir yararı bulunan alet, araç veya nesne. Konunun gerektirdiği ölçüde kullanılan, bir sahne içinde yer alan veya oyuncunun dekor gereği kullandığı çeşitli eşya. Giysiyi bütünleyen çanta, kemer, şapka, eldiven, mücevher vb. eşya.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
AJAN
Casus. Bir kimsenin, bir ortaklığın veya bir devletin bazı işlerini yapan kimse, temsilci.
ACENTE
Bir kuruluşun yaptığı işi onun adına kazanç karşılığında yürüten daha küçük kuruluş. Bu kuruluşun veya şubelerinin başında bulunan kimse. Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yapan kimse. Banka şubesi. Vapur ortaklığı.
AKSAK
Aksayan, hafifçe topallayan. İyi gitmeyen, iyi işlemeyen. Türk müziğinde kıvrak bir usul. Eski Yunan ve Latin şiir ölçüsünde, sondan bir önceki hecesi kısa olacak yerde uzun olan dize.
AÇAN
Oynak kemiklerin arasındaki açıları genişletmeye yarayan kasların genel adı, büken karşıtı.
ADLİYE
Hukuk ve adalet işlerini gören devlet kuruluşları. Hukuk ve adalet işlerinin görüldüğü resmî yapı.
AKIŞKANLIK
Akışkan olma durumu. Para ve ticaretle ilgili işlemlerde kullanılabilecek durumda olan satın alma gücü, likidite. Kolaylıkla paraya çevrilebilme özelliği fazla olan varlıklar, likidite.
ALET
Bir el işini veya mekanik bir işi gerçekleştirmek için özel olarak yapılmış nesne. Bir sanatı yapmaya, uygulamaya yarayanf özel araç. Maşa. Bir makineyi oluşturan ve işlemesine yardım eden parçalardan her biri.
ALGORİTMA
Orta Çağda ondalık sayı sistemine göre, son zamanlarda ise iyi tanımlanmış kuralların ve işlemlerin adım adım uygulanmasıyla bir sorunun giderilmesi veya sonuca en hızlı biçimde ulaşılması işlemi, Harezmi yolu.
AJURLU
Her yanı ajur biçiminde işlenmiş bulunan, gözenekli.
ABLA
Bir kimsenin kendisinden büyük olan kız kardeşi. Erkeklerin kız veya kadınlara seslenirken söyledikleri söz. Büyük kız kardeş gibi saygı ve sevgi gösterilen kız veya kadın. Genelev veya randevuevi işletmecisi kadın, çaça, mama (II).
AKARCA
Küçük akarsu. Sürekli işleyen çıban, fistül. Kaplıca. Kemik veremi.
AKAÇ
Bir yerde birikip kalan sıvıları, bir işlem sonunda geriye kalan artıkları, gereksiz nesneleri dışarıya akıtmak için kullanılan boru vb. araç. Yer altı su oluğu. Kanal, ark, su yolu.