İçinde ŞANS geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "şans" olan, toplam 16 tane kelime bulunuyor. İçerisinde şans bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu şans ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında şans olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

ŞANSÖLYELİK

10 harfli kelimeler

ŞANSSIZLIK, TAVŞANSUYU

9 harfli kelimeler

ŞANSLILIK

8 harfli kelimeler

NİŞANSIZ, ŞANSONET, ŞANSÖLYE

7 harfli kelimeler

ŞANSSIZ

6 harfli kelimeler

ŞANSLI, ŞANSON, ŞANSAF, ŞANSAL, ŞANSEL, ŞANSER, ŞANSIZ

4 harfli kelimeler

ŞANS

Bazı kelimelerin anlamları

ŞANS

Mantıkla açıklanamayan birtakım rastlantısal olayların nedeni olan güç, baht, talih, felek. Bir kimsenin bilgi ve emeğinden çok rastlantı sonucu elde ettiği elverişli durum. Bir olayın olabilirliği.

ŞANSLILIK

Şanslı olma durumu.

ŞANSONET

Küçük şanson, kısa türkü.

NİŞANSIZ

Belirleyici bir işareti, alameti, nişanı olmayan.

ŞANSAF

Çalım, süs.

ŞANSÖLYE

Almanya ve Avusturya'da hükûmet başkanı.

ŞANSEL

Çok tanınmış, çok ünlü kimse.

ŞANSIZ

Ünsüz. Gösterişsiz. Kılıksız, kıyafetsiz.

ŞANSON

Kıta adı verilen ve şarkı gibi söylenen mısra dizisi. Şarkı. Melodi.

ŞANSAL

"İyi niteliklerinle ün kazan, şanın yayılsın" anlamında kullanılan bir isim".

TAVŞANSUYU

Bolu ilinde, Mudurnu belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

ŞANSÖLYELİK

Şansölye olma durumu.

ŞANSSIZLIK

Şanssız olma durumu.

ŞANSLI

Talihi olan, talihli, ballı.

ŞANSSIZ

Şansı olmayan.

ŞANSER

"Şanını, yüceliğini göster" anlamında kullanılan bir isim".

  -   -   -  

Anlamında ŞANS bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ŞANS geçen kelimeler listesi verilmiştir.

UĞUR

Bazı olaylarda görülen ve insana iyilik getirdiğine inanılan belirti ya da bazı nesnelerde var olduğuna inanılan iyilik kaynağı. Hedef, amaç, erek, gaye, yol. İyi nitelik, meymenet, kadem. Talih, şans. Ön veya yan. Bu nitelikte olduğuna inanılan şey.

FAL

Geleceği öğrenmek, şans ve kısmeti anlamak amacıyla oyun kâğıdı, kahve telvesi, el ayası vb.ne bakarak anlam çıkarma, bakı.

TALİHSİZ

Talihi ters olan, talihi kötü olan, şanssız, bahtsız (kimse).

BALLI

İçerisinde bal bulunan. Şanslı.

BEBAHT

Bahtsız, şanssız.

YILDIZ

Çekirdeğinde oluşan füzyon sonucunda açığa çıkan enerjiyi uzaya ışınım biçiminde yayan, ışıklı gök cisimlerinden her biri. Bu biçimde olan. Bir toplulukta, bir meslekte, üstün başarı gösteren kimse. Kuzey 360°'lik yön, kuzey. Baht, şans, talih. Bir noktadan çevreye beş veya daha fazla çıkıntısı olan çok köşeli şekil. Sinema, tiyatro veya müzikhol sanatçısı, star.

BAHT

Gelecekteki olayları kaçınılmaz bir biçimde belirleyen ilahi iradenin insan ve toplum için çizdiği yaşayış biçimi, kader, talih. Şans.

TALİHSİZLİK

Talihsiz olma durumu, şanssızlık, bahtsızlık.

LOTARYA

Ad veya numara çekilerek oynanan şans oyunlarının genel adı.

ÇEKMEK

Bir şeyi tutup kendine ya da başka bir yöne doğru yürütmek. Atmak, vurmak. Taşıma gücü olmak. Bir kimseyi veya bir şeyi geri almak. Kaçan ilmeği örmek. Asmak. Herhangi bir engel kurmak. Şans denemek amacıyla hazırlanmış kâğıtlardan birini almak. Güç durumlara dayanmak, katlanmak. Görüntüyü bir aletle özel bir nesne üzerine kaydetmek. Üzerinde bulunan bir silahla saldırmak için davranmak. Dişi hayvanı çiftleşmek için erkeğin yanına götürmek. İmbik yardımı ile elde etmek. Hoşa gitmek, sarmak. Tartıda ağırlığı olmak. Masrafını karşılamak, ikramda bulunmak. Yollamak. İçine almak, emmek. Hamur vb. iyice pişmiş duruma gelmek. Daralıp kısalmak. Vericiden gelen dalgaları algılayarak televizyon, radyo, telefon vb. aygıtlarla bağlantı kurmak. Bir kimse ailesinden birine herhangi bir bakımdan benzemek. Germek. Tedavi amacıyla şişe, vantuz, sülük vb.ni uygulamak. Bir duyguyu içinde yaşatmak. Aynısını yazmak veya çizmek. Bir yerden bir şeyi yukarı doğru almak. Öğütmek. Çizgi durumunda uzatmak. Boya, badana vb. sürmek. Döşemek. Yürütmek, sürmek. Yol, ay sürmek. Bir yerden başka bir yere taşımak. Örtmek, giymek. Protesto, poliçe, çek vb. düzenleyip yürürlüğe koymak. Bir amaçla ortadan kaldırmak. Bir cisim, belli bir yakınlıktaki başka bir cismi kendisine yaklaşmaya zorlamak, itmek karşıtı. Herhangi bir anlama almak. Taşıtı bir yere bırakmak, koymak. Bir şeyin içyüzünü anlamak amacıyla bir kimseyi sıkıştırmak. İçki içmek. Bir şeyi emip dışarıya çıkarmak.

TALİHLİ

Talihi iyi olan, bahtı açık olan, bahtlı, şanslı.

AŞKARSIZ

Yüzsüz, biçimsiz, sevimsiz, çirkin. Nişansız, işaretsiz.

AKDOĞ

"Talihin, şansın iyi olsun" anlamında kullanılan bir isim.

KISMET

Tanrı'nın her kişiye uygun gördüğü yaşama durumu, nasip. Talih, kader, şans. "Şimdiden belli değil, ya olur ya olmaz" anlamlarında bir seslenme sözü. Olayların kötü sonuçlarını tevekkülle karşılama durumu. Evlenme talihi.

FELEK

Gök, gökyüzü, sema. Askerî mızıkada zilli bir müzik aracı. Talih, baht, şans. Dünya, âlem.

TALİH

Şans.

PİYANGOLU

Şanslı, talihli kimse.

AHTER

Yıldız. Talih, şans, uğur.

İSABET

Hedefe varma, hedefi vurma. Yanılmama. Öneri, düşünce veya söz yerinde olma. Güzel rastlantı. "Çok güzel, iyi oldu" anlamlarında kullanılan bir seslenme sözü. Piyango vb. şans oyunlarında, kazanma, çıkma, vurma.

HANDİKAP

Engel. At yarışlarında binicilerle eyerin toplam ağırlığının, atların koşuyu kazanma şansını etkileyecek biçimde ayarlanması.