Kelimeler arşivinde; içinde "ızar" olan, toplam 40 tane kelime bulunuyor. İçerisinde ızar bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu ızar ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında ızar olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
HIZARBAŞIKUMARLI
HIZARBAŞIGÜNLÜK
KIZARTABİLMEK
KIZARTABİLME
KIZARTILMAK
KIZARIKLIK, HIZARCILIK, KIZARTILMA, GIBGIZARIH, ABIZARTLAK
KIZARANTI, HIZARDERE, HIZARBAŞI, KIZARTMAK, KIZARTILI, KIZARTMAH
GIZARDIM, GIZARMAK, KIZARTMA, KIZARMAK, NIZARMAK, TIZARMAK, KIZARDMA
NAPIZAR, KIZARDI, KIZARCI, HIZARCI, INIZARI, HIZARUK, HIZARLI, HIZARIK, KIZARTI, KIZARMA, KIZARIŞ, KIZARIK
IZAR
Çarşaf.
HIZARBAŞIKUMARLI
Ordu ilinde, Ünye ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
ABIZARTLAK
Ahmak, budala, sersem, aptal.
KIZARTILI
Kızartısı olan, kızarmış.
KIZARTILMA
Kızartılmak işi.
KIZARIKLIK
Kızarık olma durumu.
KIZARTABİLME
Kızartabilmek işi.
KIZARTABİLMEK
Kızartma imkânı veya olasılığı bulunmak.
KIZARTMAK
Kızarmasına neden olmak. Kızgın yağda pişirmek.
KIZARTILMAK
Kızartma işi yapılmak.
HIZARCILIK
Hızarcının yaptığı iş.
GIBGIZARIH
Kıpkızarık.
HIZARDERE
Düzce ilinde, Çilimli ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Erzurum ili, Horasan ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
HIZARBAŞIGÜNLÜK
Ordu ili, Ünye ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
HIZARBAŞI
Samsun kenti, Şeyhli bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
KIZARANTI
Hafif kırmızılık, kızartı. Harmanda kalan topraklı buğday : Bu kızarantıyı ele.
Bu bölümde tanımı içerisinde IZAR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
FRİTÖZ
Yiyecekleri özellikle patatesi kızartmaya yarayan özel kap.
ÇIBAN
Vücudun herhangi bir yerinde oluşan ve çoğu, deride veya deri altında şişkinlik, kızartı, ağrı ve ateş ile kendini gösteren irin birikimi.
HIZARCI
Hızar işleten, hızarla kereste biçen kimse.
ALARMAK
Kızarmak. Ala renkli duruma gelmek.
ÇULLAMA
Çullamak işi. Tavşan ve kuzu eti ile kızartılmış hamur yemeği.
DAMGALAMAK
Bir şeyin üzerine damga ile işaret yapmak, damga vurmak. Bir kimseye, gerçeğe dayanmadan herhangi bir özellik veya nitelik yüklemek. Birine yüz kızartıcı bir suç yüklemek.
CİPS
İnce, yuvarlak kesilerek kızartılmış patates.
KADINGÖBEĞİ
Kızartılarak yapılan, ortası çukurca, bir tür yumurtalı hamur tatlısı.
ÇAKMAKLAŞMAK
Göz çakmak çakmak olmak, kızarmak ve iyice açılmak.
KADINBUDU
Yumurtaya bulanarak yağda kızartılan bir tür pirinçli veya bulgurlu köfte.
BÖRTÜK
Haşlanarak veya ateşte biraz kızartılarak pişmiş olan.
BAL
Bal arılarının bitki ve çiçeklerden topladıkları bal özünden yapıp kovanlarındaki petek gözlerine doldurdukları, rengi beyazdan esmere kadar değişen tatlı, koyu, sıvı madde. Ağaçların kabuğundan sızarak pıhtılaşan besi suyu. Olgunlaşmış incirin, dışına sızan tatlısı.
GÖZLEME
Gözlemek işi, tarassut. İçine peynir, kıyma, patates vb. konularak yufkadan hazırlanan, sacda veya yağda kızartılan bir hamur işi, dürme. Özel araçlarla inceleme. Meralarda yağışın toprakla tutulması ve yem üretiminin artırılması amacıyla 40-50 santimetre aralıklarla 15-20 santimetre çapında ve 7-8 santimetre derinliğinde çukurlar açılması.
DÖKÜNTÜ
Dökülmüş, saçılmış şeyler. Değersiz, bayağı, ayaktakımından olan kimse. Kâğıtçılıkta üretimin herhangi bir safhasında ıskartaya çıkan, genellikle tekrar hamur durumuna getirilen, yaş ve kuru biçimleri olan kâğıt veya karton artığı. Bazı hastalıklarda görülen çıban, leke, uçuk, kızarıklık vb. belirti. Deniz yüzüne yakın, üzerinde dalgaların çatladığı kaya kümesi. Parçalanan taşların yamaç aşağı kayması, yuvarlanması, etekte birikmesiyle oluşan yer. İşe yaramayan, değersiz, kötü, berbat. Bir topluluktan geri kalmış kimseler. Bozuntu.
ALACALANMAK
Alaca bir duruma gelmek. Herhangi bir heyecan dolayısıyla benzi kızarıp bozarmak, renkten renge girmek. Eriyen karlar arasından yer yer toprak görünmek.
DAMGA
Bir şeyin üzerine bir nişan, bir işaret basmaya yarayan araç. Bir kimsenin adını kötüye çıkaran, yüz kızartıcı durum. Bu araçla basılan nişan, işaret. Bir şeyin kime, hangi çağa ait olduğunu gösteren belirgin iz, işaret, nitelik.
İMAMBAYILDI
Bütün olarak kızartılmış ve ortası yarılmış patlıcanın içine soğan, sarımsak ve domatesli iç konularak yapılmış olan zeytinyağlı yemek.
DÖŞENMEK
Döşeme işi yapılmak. Birine kızarak kötü ve küçük düşürücü sözler söylemek. Uzun uzadıya ve yererek yazmak.
DAMGALI
Damgası olan, damgalanmış olan. Kendisine yüz kızartıcı bir suç yüklenmiş olan.
KARA
Yeryüzünün denizle örtülü olmayan bölümü, toprak. Kötü, uğursuz, sıkıntılı. Yüz kızartıcı durum, leke. En koyu renk, siyah, ak, beyaz karşıtı. Esmer. Bu renkte olan. İftira.