Kelimeler arşivinde; içinde "işit" olan, toplam 23 tane kelime bulunuyor. İçerisinde işit bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu işit ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında işit olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
İŞİTTİREBİLMEK, İŞİTİLMEMİŞLİK
İŞİTTİREBİLME, İŞİTMEZLENMEK, İŞİTİLEBİLMEK
İŞİTMEMEZLİK, İŞİTİLEBİLME
İŞİTEBİLMEK, İŞİTİMÖLÇER, İŞİTİLMEMİŞ
İŞİTEBİLME, İŞİTTİRMEK, İŞİTMEZLİK
İŞİTTİRME, İŞİTİLMEK
İŞİTİLME
İŞİTGEN, İŞİTSEL, İŞİTMEK
İŞİTİM, İŞİTİŞ, İŞİTME
İŞİT
İŞİT
Eşit, denk.
İŞİTİLMEMİŞ
O güne değin duyulmamış, şaşılacak, olağan dışı.
İŞİTEBİLME
İşitebilmek işi.
İŞİTTİRME
İşittirmek işi.
İŞİTİLEBİLMEK
İşitilme olasılığı bulunmak.
İŞİTİLMEK
Duyulmak.
İŞİTMEZLENMEK
İşitmezliğe gelmek.
İŞİTİMÖLÇER
İnsan kulağının işitebildiği ses sıklıklarını ve ses yeğinliklerini ölçen aygıt.
İŞİTİLMEMİŞLİK
İşitilmemiş olma durumu.
İŞİTEBİLMEK
İşitme imkânı veya olasılığı bulunmak.
İŞİTMEZLİK
İşitmemiş, duymamış gibi davranma.
İŞİTTİREBİLME
İşittirebilmek işi.
İŞİTTİREBİLMEK
İşittirme imkânı veya olasılığı bulunmak.
İŞİTMEMEZLİK
İşitmemiş, duymamış gibi davranma.
İŞİTTİRMEK
İşitmesini sağlamak, duyurmak.
İŞİTİLEBİLME
İşitilebilmek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde İŞİT geçen kelimeler listesi verilmiştir.
SAĞIR
İşitme duyusundan yoksun, işitmeyen (kimse). İçi görülmeyen, donuk (cam). Vurulduğu zaman ses vermeyen. Isıyı az veren, geç ısınan. Ses geçirmeyen.
AĞIR
Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.
HOPARLÖR
Elektrik dalgalarını ses dalgasına çeviren ve gerektikçe sesi yükselten alet. Radyo, pikap, teyp vb. araçlarda sesi işitilebilecek duruma getiren alet.
HATİF
Sesi işitilen fakat kendisi görülmeyen. Gaipten seslenir gibi haber veren melek. Gaipten işitilen ses.
DUYU
İnsanların ve hayvanların, dış dünyanın uyaranlarını görme, işitme, koklama, dokunma ve tatma organlarıyla algılama yeteneği, duyum.
DUYMAK
Bilgi almak, öğrenmek, haber almak. Sezmek, fark etmek, hissetmek. İşitmek, ses almak. Dokunma, koklama vb. duyularla algılamak, hissetmek. Nesnelere dokunmakla onların sıcaklık, soğukluk, sertlik, ağırlık, hareket vb. fizik durumlarından bilgi edinmek, hissetmek.
DİNLEMEK
İşitmek için kulak vermek. Uymak, baş eğmek, itaat etmek. Birinin sözünü, öğüdünü kabul edip gereğince davranmak. Kulakla veya dinleme aletiyle hastayı muayene etmek.
MESMU
İşitilmiş, duyulmuş olan.
KULAK
Başın her iki yanında bulunan işitme organı. Saban kulağı. Balıklarda başın iki yanında bulunan ve ağızdan alıp solungaçlardan geçirdiği suyu dışarıya vermeye yarayan yarıklardan her biri. Telli çalgılarda tel germeye yarayan burgu. Bu organın, sesleri toplayıp içeriye almaya yarayan dış bölümü. Duvar, baca, şömine vb. yerlerde kulağa benzer çıkıntı. Akarsuların ve özellikle göllerin karaya giren ve durgunlaşan yerleri. Varlıklı Rus köylüsü. Seslerin uygunluğunu seçebilme ve değerlendirebilme yeteneği.
İŞİTİLME
İşitilmek işi.
KAPMAK
Birdenbire yakalayarak, çekerek almak. Isırıp parçalamak. İşitir işitmez veya görür görmez bellemek ve öğrenmek. Bulaşmış olmak, geçmek. Koparmak, kıstırmak. Yer ayırmak, yer tutmak.
FEVKALADE
Alışılmış olandan ayrı, olağanüstü, beklenmedik, görülmedik, işitilmedik. "Çok iyi, çok üstün, çok güzel" anlamlarında beğeni ifade eden bir söz. Aşırı bir biçimde. Aşırı, çok fazla.
İŞİTME
İşitmek işi. Duyma, sema (II).
İŞİTSEL
İşitimle ilgili.
OTOSİST
İşitme kesesi.
KULAKLIK
Kulakları soğuk, rüzgâr vb. dış etkilerden korumak için kulak kepçesini örtecek biçimde yapılmış kılıf. Radyo, telefon, telsiz vb.nde kulak ile verici arasında ses bağlantısı kurmaya yarayan araç. Ağır işitenlerin daha iyi işitebilmek için kulaklarına taktıkları pilli araç.
ODYOVİZÜEL
Görsel-işitsel.
OTOLİT
İşitme taşı.
AD
Bir kimseyi, bir şeyi anlatmaya, tanımlamaya, açıklamaya, bildirmeye yarayan söz, isim, nam. Canlı ve cansız varlıkları, duygu ve düşünceleri, çeşitli durumları bildiren kelime, isim. Sayma. Sayılma. Herkesçe tanınmış veya işitilmiş olma durumu.
GARAİP
Görülmemiş, şaşılacak şeyler, işitilmemiş olaylar.