Kelimeler arşivinde; içinde "istek" olan, toplam 14 tane kelime bulunuyor. İçerisinde istek bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu istek ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında istek olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
İSTEKLENDİRMEK, İSTEKLENDİRİCİ, KOLESİSTEKTOMİ
İSTEKLENDİRME
İSTEKLENMEK, İSTEKSİZLİK
İSTEKLENİŞ, İSTEKLENME, İSTEKSİZCE, KİSTEKTOMİ
İSTEKSİZ
İSTEKLİ
İSTEKA
İSTEK
İSTEK
Bir şeye duyulan eğilim, arzu, şevk. Belirli bir gereksinimi karşılayacağı düşünülen nesne veya duruma karşı duyulan özlem, arzu. Yerine getirilmesi başkasından istenilen şey, talep. İstek ve niyet kavramı veren isteme kipi.
İSTEKA
Bilardo oyununda toplara vurmak için kullanılan sopa. Basımevlerinde kitap formalarını kırmak, katlamak için kullanılan sert tahta veya kemikten yapılmış araç. İstika.
İSTEKLENME
İsteklenmek işi.
İSTEKLENMEK
Bir şeye karşı istek duymak, heveslenmek.
İSTEKLENDİRMEK
Birinde bir şey yapma isteğini uyandırmak, özendirmek, teşvik etmek, motive etmek.
İSTEKSİZ
Bir işi yapmaya isteği olmayan, gönülsüz. İsteksizce.
İSTEKLENDİRİCİ
İstek uyandıran, teşvikkâr.
KOLESİSTEKTOMİ
Safra kesesinin ameliyatla çıkarılması.
İSTEKLENDİRME
İsteklendirmek işi, teşvik, motivasyon.
İSTEKSİZLİK
İsteksiz olma durumu.
KİSTEKTOMİ
Kistin ameliyatla çıkarılması.
İSTEKLENİŞ
İsteklenme işi.
İSTEKSİZCE
İstek göstermeden, isteksiz olarak.
İSTEKLİ
Bir şeye karşı isteği olan.
Bu bölümde tanımı içerisinde İSTEK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ARZULU
İstekli, hevesli.
AÇLIK
Aç olma durumu. Aşırı istek içinde bulunma. Kıtlık.
AVCI
Avı kendine iş edinen kimse. Bir şeyi büyük bir istekle izleyen ve bulup ortaya çıkaran, tanıtan kimse. Gökyüzünün güneyinde bulunan bir takımyıldız, Cebbar, Orion. Başka hayvanları yakalamakta usta olan (hayvan).
CARİYE
Yabancı ülkelerden kaçırılıp özgürlükten yoksun bırakılan, alınıp satılabilen, her konuda efendisinin isteklerine bağlı bulunan genç kadın, halayık.
CANDAN
İçten, yürekten, gönülden, samimi. İçtenlikle, istekle, ilgiyle.
ANLAMAK
Bir şeyin ne demek olduğunu, neye işaret ettiğini kavramak. Sorup öğrenmek. Yarar sağlamak. Birinin duygularını, istek ve düşüncelerini sezebilmek. Yeni bilgileri eskileriyle bir araya getirerek sonuç niteliğinde başka bir bilgi edinmek. Bir şey hakkında bilgisi bulunmak. Doğru ve yerinde bulmak.
AÇ
Yemek yemesi gereken, tok karşıtı. Karnı doymamış olarak. Yiyecek bulamayan. Çok istekli, hevesli. Gözü doymaz, haris.
ARZU
İstek, dilek. Heves.
ATEŞLİ
Ateşi olan. Heyecanlı, coşkulu. Cinsel istekleri güçlü olan.
BOŞANDIRMAK
Boşanmasına yol açmak. Karı ile kocayı istekleri üzerine kanunlara uyarak ayırmak.
ARZULAMAK
İstek duymak, özlemek, istemek.
BİLARDO
Çuha kaplı bir masa üzerinde, fil dişi toplarla ve isteka ile oynanan bir oyun.
CEPHELEŞMEK
Farklı düşünce ve istekler çerçevesinde zıt birlikler oluşturmak.
AZGINLAŞMAK
Azgın duruma gelmek. Cinsel istekleri aşırılaşmak.
BAĞLAMAK
Bir şeyi bir yere veya bir şeye tutturmak. Birinde bir şeye karşı ilgi, istek uyandırarak o şeye ilgi, yakınlık duymasını sağlamak. Düğümlemek. Uyulması zorunlu olmak. Eklemek, bir araya getirmek, birleştirmek. Başka bir işle uğraşamaz durumda olmak. Anlaşma yapmak. Sona erdirmek, bitirmek, tamamlamak. Gönlünü kazanmak. Geçişi engellemek. Büyü, muska vb.nin aracılığıyla birinin birtakım isteklerini veya yetkinliğini engellemek, yok etmek. Birini söz veya yazı ile bağlamak, taahhüt etmek, angaje etmek. Yaraya ilaç koyup bezle sarmak. Bütün ilgisini bir yerde yoğunlaştırmak. Denk yapmak, paket yapmak.
ADAM
İnsan. Birinin yararlandığı, kullandığı kimse. Birinin yanında bulunan ve işini yapan kimse. Bir alanı benimseyen kimse. Eş, koca. Görevli kimse. İyi huylu, güvenilir kimse. Erkek kişi. Daima birinin yanında olan, onu destekleyen, isteklerini yerine getiren kimse.
COŞKU
Genellikle büyük bir istekle ortaya çıkan geçici hayranlık veya heyecan durumu. Bir düşünceyle, bir duyguyla dolarak yücelme, ruhun kendini aşıp yücelmesi, heyecan. Sevinç gösterileriyle beliren güçlü heyecan. Salgı bezleri ve dinamik etkinliklerle kendine özgü ilişkileri bulunan iç veya dış uyaranların kamçıladığı güçlü duygu durumu.
AZGIN
Azmış olan, azılı. Çok yaramaz (çocuk). Çabuk iltihaplanan, yarası hemen kapanmayan (ten). Coşmuş, taşmış. Cinsel istekleri aşırı olan. Gözü hiçbir şeyden yılmayan.
ARANMAK
Arama işine konu olmak. Kendi kendine bir şeyler aramak. İsteklisi bulunmak. Olumsuz, kötü davranışlarda bulunarak zor duruma düşmek. Eksikliği duyulmak. Şart koşulmak. Kendisine eş ya da sevgili aramak.
CEPHE
Bir şeyin veya yapının ön tarafta bulunan bölümü. Üzerinde savaşın sürdüğü bölge. Yan, yön, taraf. Farklı ısıdaki iki su kütlesi arasındaki sınır. Belli bir düşünce, istek çevresinde sağlanan beraberlik. Yerde veya daha yükseklerde sıklık, sıcaklık bakımından iki ayrı hava yığınının karşılaştıkları yer.