İçinde ÜTME geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "ütme" olan, toplam 82 tane kelime bulunuyor. İçerisinde ütme bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu ütme ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında ütme olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

9 harfli kelimeler

SÜRGÜTMEK, BERGÜTMEK, KÖMSÜTMEK, KÖMŞÜTMEK, KÖHNÜTMEK, BÖNSÜTMEK, PÖRSÜTMEK, BÖRKÜTMEK, SÜRCÜTMEK, SÜRÇÜTMEK, TÜNGÜTMEK, HÜRPÜTMEK, ÜLKÜTMEYH, ÜTMELEMEK

8 harfli kelimeler

ÇÜĞÜTMEK, KANGÜTME, HÖLÜTMEK, DÜRÜTMEK, DÜMÜTMEK, DÖNÜTMEK, BÜYÜTMEK, ÖLLÜTMEK, PÖRSÜTME, SÖKÜTMEK, SÜRÇÜTME, TÜTÜTMEK, ÜLKÜTMEK, ÜSKÜTMEK, YÖRÜTMEK, YÜĞÜTMEK, YÜLÜTMEK, ÇÖKÜTMEK, SÜRÜTMEK, ÜRKÜTMEK, YÜRÜTMEK, BOSÜTMEK, BÖRÜTMEK, BÜKÜTMEK, BÜRÜTMEK, ÇÜRÜTMEK, ÇÖMÜTMEK, BÜZÜTMEK, CORÜTMEK, CÖMÜTMEK

7 harfli kelimeler

ÜŞÜTMEK, ÜRKÜTME, SÖVÜTME, SÜRÜTME, ÜĞÜTMEK, ÖĞÜTMEK, ÜLÜTMEK, ÜRÜTMEK, ÜTMELİK, ÜVÜTMEK, ÜYÜTMEK, ÜZÜTMEN, ÇÜRÜTME, BÜYÜTME, DÜTMECE, ÖRÜTMEK, ÖLÜTMEK, YÜRÜTME, ÖGÜTMEK, ÖÇÜTMEK, ÖCÜTMEK

6 harfli kelimeler

GÜTMEK, YÜTMEK, DÜTMEK, GÜTMEG, KÜTMEÇ, KÜTMEK, ÜÜTMEK, KÜTMEN, ÜTMECE, ÜŞÜTME, ÖĞÜTME, TÜTMEK, ÖÜTMEK

5 harfli kelimeler

GÜTME, ÜTMEK, TÜTME

4 harfli kelimeler

ÜTME

Bazı kelimelerin anlamları

ÜTME

Ütmek işi. Ateşte kızartılmış taze buğday veya mısır.

SÜRGÜTMEK

Sürgülemek.

KÖMŞÜTMEK

Öfkesini gidermek, yumuşatmak: Tahir elime geçerse kömsüdürüm.

HÜRPÜTMEK

Sıcak kahve, çay ve benzerleri şeyleri ses çıkartarak içmek.

ÜLKÜTMEYH

Ürkütmek.

PÖRSÜTMEK

Pörsüme işini yaptırmak. Yaşlandırmak.

ÜTMELEMEK

Tavuk ve benzerleri hayvanların ince tüylerini, kıllarını aleve tutmak, ütülemek.

ÇÜĞÜTMEK

Üşüyerek büzülmek.

KÖMSÜTMEK

Yemeği yanık kokacak derecede pişirmek : Yemeği kömsütmüş.

TÜNGÜTMEK

Hoplatmak, atlatmak, sıçratmak.

BÖRKÜTMEK

Az haşlamak.

BERGÜTMEK

Birbirine geçirmek, tutturmak.

BÖNSÜTMEK

Kandırmak.

KÖHNÜTMEK

Olmaya yüz tutmuş meyveyi koparıp kendi kendine olgunlaşmaya bırakmak.

SÜRCÜTMEK

Sürmek, sürüp çıkarmak.

SÜRÇÜTMEK

Sürçtürmek, sürçmesine sebep olmak.

  -   -   -  

Anlamında ÜTME bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ÜTME geçen kelimeler listesi verilmiştir.

DEHLEMEK

Hayvanı "deh" diyerek yürütmek. Kovmak.

ÇÜRÜTME

Çürütmek işi.

AÇKI

Bir cismin yüzeyi üzerinde sert bir madde veya bir araç sürterek onu düzleştirip parlatma, perdah. Her türlü açma aracı. Anahtar. Demircilikte delik büyütmekte kullanılan araç.

DEĞİRMEN

İçinde öğütme işi yapılmış olan yer. Kahve, buğday, nohut vb. taneleri öğüten araç veya alet.

BUYDURMAK

Dondurmak, çok üşütmek.

BÜYÜLTMEK

Bir şeyi büyük duruma getirmek, büyütmek. Abartmak. Resim, harita vb.nin daha büyük örneğini yapmak.

BÜYÜTÜLMEK

Büyütme işi yapılmak.

ALİ

Yüce, yüksek. "Kurnazca ve haince düzen" anlamında Ali Cengiz oyunu, "çok zorba" anlamında Ali kıran baş kesen, "bir kimse birinden aldığını ötekine, ötekinden aldığını bir başkasına vererek işini yürütmek" anlamında Ali'nin külahını Veli'ye, Veli'nin külahını Ali'ye giydirmek deyimlerinde geçen bir söz.

ÇEKMEK

Bir şeyi tutup kendine ya da başka bir yöne doğru yürütmek. Atmak, vurmak. Taşıma gücü olmak. Bir kimseyi veya bir şeyi geri almak. Kaçan ilmeği örmek. Asmak. Herhangi bir engel kurmak. Şans denemek amacıyla hazırlanmış kâğıtlardan birini almak. Güç durumlara dayanmak, katlanmak. Görüntüyü bir aletle özel bir nesne üzerine kaydetmek. Üzerinde bulunan bir silahla saldırmak için davranmak. Dişi hayvanı çiftleşmek için erkeğin yanına götürmek. İmbik yardımı ile elde etmek. Hoşa gitmek, sarmak. Tartıda ağırlığı olmak. Masrafını karşılamak, ikramda bulunmak. Yollamak. İçine almak, emmek. Hamur vb. iyice pişmiş duruma gelmek. Daralıp kısalmak. Vericiden gelen dalgaları algılayarak televizyon, radyo, telefon vb. aygıtlarla bağlantı kurmak. Bir kimse ailesinden birine herhangi bir bakımdan benzemek. Germek. Tedavi amacıyla şişe, vantuz, sülük vb.ni uygulamak. Bir duyguyu içinde yaşatmak. Aynısını yazmak veya çizmek. Bir yerden bir şeyi yukarı doğru almak. Öğütmek. Çizgi durumunda uzatmak. Boya, badana vb. sürmek. Döşemek. Yürütmek, sürmek. Yol, ay sürmek. Bir yerden başka bir yere taşımak. Örtmek, giymek. Protesto, poliçe, çek vb. düzenleyip yürürlüğe koymak. Bir amaçla ortadan kaldırmak. Bir cisim, belli bir yakınlıktaki başka bir cismi kendisine yaklaşmaya zorlamak, itmek karşıtı. Herhangi bir anlama almak. Taşıtı bir yere bırakmak, koymak. Bir şeyin içyüzünü anlamak amacıyla bir kimseyi sıkıştırmak. İçki içmek. Bir şeyi emip dışarıya çıkarmak.

AKSATMAK

Bir işi gereği gibi yürütmemek.

BÜYÜTÜŞ

Büyütme işi.

DEH

Binek veya koşum hayvanlarını yürütmek için söylenen bir söz, dah.

ÇÜRÜTÜŞ

Çürütme işi.

CERH

Yaralama. Bir düşünce, inanç veya iddiayı çürütme.

AZI

Köpek dişlerinden sonra içeriye doğru, alt ve üst çenenin iki yanında beşer tane bulunan ve yiyecekleri öğütmeye yarayan dişlerin ortak adı, azı dişi, öğütücü diş. Öküz arabalarında ön ve arka yastıkları dingile bağlayan ağaç çivi.

ÇÜRÜTÜLMEK

Çürütme işine konu olmak. Doğru olarak ileri sürülen düşüncenin, davanın, iddianın yanlışlığı, gerçeklere dayanmadığı ortaya çıkarılmak.

ANAYASA

Bir devletin yönetim biçimini belirten, yasama, yürütme, yargılama güçlerinin nasıl kullanılacağını gösteren, yurttaşların kamu haklarını bildiren temel yasa, kanunuesasi. Temel, esas.

BÜYÜTME

Büyütmek işi. Birisi tarafından yetiştirilmiş kimse. Uzakta duran cisimlere dürbün vb. bir araçla bakıldığında cismi gören açının çıplak gözle bakıldığı zamanki açıya oranı.

ÇİĞNEMEK

Ağza alınan bir şeyi dişler arasında ezmek, öğütmek. Egemenliği altına almak, hükmetmek. Sayılması gereken bir şeyi saymamak, itibar etmemek, ayaklar altına almak. Ayağı veya tekerleği altına alarak ezmek.

CİDDİ

Şaka olmayan, gerçek. Güvenilir bir biçimde. Önem vererek, gerçek olarak. Ağırbaşlı. Eğlendirme amacı gütmeyen. Güvenilir, sağlam, önemli. Gülmeyen. Tehlikeli, endişe veren, ağır, vahim, kritik. Titizlik gösterilen, önem verilen.