ÜTÜK ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "ütük" olan, toplam 4 adet kelime bulunmaktadır. ütük ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu ütük ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde ütük olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

ÜTÜK

Çok ve çabuk üşüyen, ateş başından ayrılmak istemeyen. Genel olarak yanmış nesne. Fundalık, orman yangını sonucu açılmış yer. Taze ekine zarar veren küçük bir çeşit böcek. Ağaçlık, ormanlık yerden yakılarak açılan tarla. Sivas ili, Doğanşar ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Sivas kenti, Zara ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge. Tokat ilinde, Zile ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

ÜTÜKYURDU

Sivas ilinde, Zara ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

ÜTÜKMEK

Birdenbire üşüyüp ürpermek, tüyleri diken diken olmak.

ÜTÜKLENMEK

Soğuğa dayanamamak. Ürkmek, korkmak. Alışmak, dadanmak. Kuşkulanmak. Birdenbire üşüyüp ürpermek, tüyleri diken diken olmak.

  -   -   -  

Anlamında ÜTÜK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ÜTÜK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BAĞ

Bir şeyi başka bir şeye veya birçok şeyi topluca birbirine tutturmak için kullanılan ip, sicim, şerit, tel vb. düğümlenebilir nesne. Meyve bahçesi. Üzüm kütüklerinin dikili bulunduğu toprak parçası. Bir halat üzerine atılan sağlam, düzgün ve istendiğinde kolayca çözülebilen her türlü düğüm. Kemikleri birbirine bağlamaya, iç organları yerinde tutmaya yarayan lif demeti. Nota yazarken yan yana gelen aynı veya farklı değerdeki notaların birbirine bağlanarak çalınacağını belirtmek için yapılmış olan yay biçimindeki işaret. İlgi, ilişki, rabıta. Bağlam, deste, demet. Sargı.

ARTAŞAN

Odun gibi şeylerin üzerinde yarıldığı kütük.

BASAL

Kütük yarmak için ağaç veya demirden yapılan çivi.

KAPAK

Her türlü kabın üstünü örtmeye veya bir deliği kapamaya yarayan nesne. Kitap, defter vb.nin en üstüne geçirilen kılıf. Biçilen ağaç kütüklerinin iki yanından çıkan, düzgün olmayan tahta. Zıvanada iki dış yan parça. Dolap, sandık vb.ni örtmeye yarayan parça.

DOBAC

Dalları kesilmiş ağaç, direk, tomruk, kütük, kök.

KÜTÜK

Kalın ağaç gövdesi. Kesilmiş ağaç gövdesi. Kütük demir. Görgüsüz, kaba kimse. Nüfus kütüğü. Asma fidanı. Kesimden sonra ağaç gövdesinin toprakta kalan bölümü. Resmî kayıt defteri, ana defter. Bir arada işlenen ve birbirleriyle ilgili olan kayıtların tümü.

BOĞNAMAK

Boğar gibi sıkı sıkı bağlamak. Dalı kertmek, gedik yapmak. Ağaç kütüklerini enine parçalamak.

BAŞTAKLIK

Odun yararken alta konan büyük kütük.

PUS

Görüş uzaklığını çok azaltmayan bir tür hafif sis. Yaprakların üzerinde görülen, örümcek ağını andıran böcek veya kurt yuvası. Bazen meme başında oluşan kabuk. Bazı meyvelerin üzerinde oluşan, zamk veya sakıza benzeyen madde. İnç. Ağaçların kütük ve dallarındaki yosun.

ÇON

Sığırlarda görülen ve kulaklarından kan alınarak tedavi edilen bir çeşit hastalık. Ağaç gövdesindeki yumru, budak. Kalça, but. Sığır hayvanlarının sırtında olan bir çeşit hastalık. At, eşek, öküz ve sığır gibi hayvanlarda görülen ve alnından ya da kulaklarından kan alınarak tedavi edilen bir çeşit hastalık. Hayvanlarda soğuktan olan bir çeşit hastalık, öküz zatürresi. Hayvan vücudunda olan yumru, ur. Dalsız, budaksız ağaç gövdesi. Ağaç gövdesinde meydana gelen ur ve yumrular. Yarması güç ve budaklı kütük. Odun kütüğünde dalların birleşim yeri. Yaranın üzerindeki kalın kabuk. Topal. Bir hayvan hastalığı.

ÇÖLÜK

İnce odun parçası, kıymık. Su kenarında dikilmiş ağaç. Binaların üzerine konulan ağaçların kiremit ve duvardan dışarda kalan kısmı. Kütük, tomruk.

TEVEKLEMEK

Üzüm kütüklerinde dip ve gövdeden fışkıran gereksiz sürgünleri temizlemek.

FİŞEKLİK

Üzerine tüfek, tabanca fişekleri geçirilip bele asılan veya omuzdan bele doğru çapraz geçirilen kemer, kargılık. Kütüklük.

KÜTÜKLEŞME

Kütükleşmek işi.

TOMRUK

Ağacın kesilerek silindir biçimine getirilmiş gövdesi. Tutukevi. Ayak ve ellere geçirilip bağlanan iki parça kütükten meydana gelen işkence aleti. İşlenmek veya biçilmek için hazırlanmış taş kütlesi.

BEKLİK

Ocağa atılan ve uzun müddet yanan ana kütük. Peklik, kabızlık. Nişanda söz kesiminden sonra yapılan merasim. Katılık, sertlik. Söz kesilen kıza takılan takı: Gelinlimize beklik dahdıh. Kuvvet, metanet, salâbet.

ALVAR

Kütük, tomruk. Tahta bahçe duvarı, çit. Ardıç ağacı ve tahtası, ölü gömüldükten sonra konulan ardıç tahtası. Erzurum şehrinde, Pasinler ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Malatya şehri, Kuluncak ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

ÇIBIKÇI

Bağ kütüklerinin dibi kazılırken budamaları tutup, kırılmaktan koruyan işçi: Çıbıkçı, gazıcılardan daha usta olmalı. Çubuk hastalığına yakalanmış çocukların ayağına çubuk vurarak iyileştirdiği sanılan kimse: Bu çocuk çıbık olmuş bir çıbıkçıya çıbıklattırıverin.

BAĞDALA

Birkaç sene işlenmemiş asma kütüğü: Bağın kütükleri bağdala olmuş.

SİCİL

Resmî belgelerin kaydedildiği kütük. Görevlilerin meslek yaşamlarındaki çalışma durumları. Görevlilerin meslek yaşamlarındaki çalışma durumlarının işlendiği dosya.