Kelimeler arşivinde; içinde "önel" olan, toplam 41 tane kelime bulunuyor. İçerisinde önel bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu önel ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında önel olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
YÖNELTEBİLMEK, İÇEYÖNELİKLİK
YÖNELTEBİLME, YÖNELEBİLMEK
GÖNELLENMEK, YÖNELTİLMEK, YÖNELEBİLME, YÖNELDÜRMEK, IŞILÖNELCİK
YÖNELTMELİ, YÖNELTİLME, ÖZYÖNELTİM
YÖNELMELİ, YÖNELTİCİ, DÖNELEMEK, YÖNELTMEK, EŞYÖNELİM, ÇÖNELTMEK
GÖNELMEK, DÖNELEME, ÇÖNELMEK, YÖNELTME, YÖNELTİM, YÖNELTEÇ, YÖNELMEK, DÖNELMEK
ÖNELCİK, YÖNELGE, YÖNELEK, YÖNELİK, YÖNELİM, YÖNELİŞ, YÖNELME, DÖNELEK, DÖNELME, DÖNELGE
ÖNEL
Mehil.
YÖNELTEBİLMEK
Yöneltme imkânı veya olasılığı bulunmak.
GÖNELLENMEK
Darılmak, kırılmak.
YÖNELTİCİ
Çiftucayın önüne yerleştirilen bir ya da daha çok sayıdaki iletken çubuk.
YÖNELMELİ
Yönelme durumunda olan.
İÇEYÖNELİKLİK
Gerçeklerden kaçınarak imgesel olaylara bağlılığı geliştirme ve düşünceleri daha çok dileklerin yönetmesine bırakma durumu.
IŞILÖNELCİK
Bir ışılçekirdeksel tepkileşim sonucu salınan önelcik.
YÖNELTEBİLME
Yöneltebilmek işi.
YÖNELDÜRMEK
Yöneltmek, tevcih etmek.
YÖNELTİLMEK
Yöneltme işi yapılmak.
YÖNELTMELİ
Geliş, yansıma, ışınım, yayınım gibi özellikleri sınırlı bir açıda olan bazı optik, elektronik araçların özelliğini belirtir genel terim.
YÖNELEBİLMEK
Yönelme imkânı veya olasılığı bulunmak.
YÖNELTİLME
Yöneltilmek işi.
DÖNELEMEK
Dolaşmak, dolaşıp durmak.
YÖNELEBİLME
Yönelebilmek işi.
ÖZYÖNELTİM
Bir kimsenin edinmiş olduğu bilgileri kullanarak, yaşantılarını değerlendirerek, vardığı yargı ve kararlara dayanarak kendi kendine kılavuzluk etmesi.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÖNEL geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BANA
Ben zamirinin yönelme durumu eki almış biçimi.
ATATÜRKÇÜLÜK
Atatürk'ün düşünce ve uygulamalarından kaynaklanan, Türk Devleti'nin bağımsızlık ve bütünlüğünü, millî egemenliğini, kişi özgürlüğünü, çağdaş olmayı amaçlayan, akla, bilime ve gerçeğe dayanan, evrensel ağırlıklı, geleceğe yönelik, birbiri ile uyumlu amaçlar, uygulamalar ve ilkeler bütünü, Kemalistlik, Kemalizm. Bu ilkeye bağlılık.
BİLGİ
İnsan aklının erebileceği olgu, gerçek ve ilkelerin bütünü, bili, malumat. Kurallardan yararlanarak kişinin veriye yönelttiği anlam. Genel olarak ve ilk sezi durumunda zihnin kavradığı temel düşünceler. İnsan zekâsının çalışması sonucu ortaya çıkan düşünce ürünü, malumat, vukuf. Öğrenme, araştırma veya gözlem yolu ile elde edilen gerçek, malumat, vukuf. Bilim.
ATFETMEK
Bir işi veya bir sözü bir kimseye mal etmek, yüklemek, isnat etmek. Yöneltmek, çevirmek.
ÇATI
Bir yapının, bir evin damını kuran parçaların bütünü. Bir yapıyı örten ve eğik yüzeyleri olan damın tahtadan iç yapısı. Belli bir maksada yönelik kimselerin oluşturduğu birlik. Özne, nesne durumlarına göre, belirli çatı eklerinin fiil kök veya gövdelerine getirilen türev, bina: Sevinmek (sev-in-), sevdirmek (sev-dir-), sevindirmek (sev-in-dir-) gibi. İnsan ve hayvanda iskeletin kuruluşu. Yapının tavanı ile damı arasındaki kullanılan yer. Birbirine çatılmış, çakılmış şeylerin bütünü. Barınılan, sığınılan yer. Hikâye, roman, piyes vb. edebî türlerde olay kuruluşu, kurgu.
BİLİM
Evrenin veya olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten yararlanarak sonuç çıkarmaya çalışan düzenli bilgi, ilim. Genel geçerlik ve kesinlik nitelikleri gösteren yöntemli ve dizgesel bilgi. Belli bir konuyu bilme isteğinden yola çıkan, belli bir amaca yönelen bir bilgi edinme ve yöntemli araştırma süreci.
DİREKSİYON
Taşıta istenilen yönü vermeye ve taşıtı belirli bir doğrultuda götürmeye yarayan düzenek, yönelteç.
ÇANAK
Toprak, metal vb. bir maddeden yapılmış yayvan, çukurca kap. Göstermelik, yalan yanlış, önceden belirlenmiş sonucu almaya yönelik. Göz çukuru. Çiçeğin en dışında bulunan yeşil yaprakların tümü. Çevresine göre alçakta bulunan, derinliği genişliğinden az olan arazi.
DATİF
Yönelme durumu.
ATIF
Yöneltme, çevirme. Gönderme. İlişkili bulma.
DOĞRULUM
Yönelim.
ALGI
Bir şeye dikkati yönelterek o şeyin bilincine varma, idrak. Kazanç, alacak. Rüşvet. Vergi. Haşhaş sütünü toplamakta kullanılan kaşık.
AMAÇLI
Amacı olan, gayeli. Bir amaca yönelik.
DOĞRULMAK
Eğik veya eğri bir şey, düz bir duruma gelmek. Oturan veya yatan bir kimse toparlanmak, dik bir duruma gelmek. Yönelmek. Para sağlanmak, kazanılmak. Yeniden güçlenmek, kalkınmak.
AKMAK
Sıvı maddeler veya çok ince taneli katı maddeler bir yerden başka bir yere doğru gitmek. Kumaş yıpranıp iplikleri erimeye başlamak. Çabucak savuşmak, ortadan kaybolmak. Bir kap veya bir yer, içindeki veya üstündeki sıvıyı sızdırmak. Boya birbirine karışmak. Art arda ve toplu olarak gitmek. Karışmak, katılmak. Sıvı bir madde bir yerden çıkmak. Sıvı maddeler aşağıya yönelmek. Zaman çabuk geçmek. Sürüp gitmek.
DOĞRULTMAK
Doğrulmasını sağlamak, doğru duruma getirmek. Yön bulmak. Düzeltmek. Para sağlamak, kazanmak. Yöneltmek.
BÜKÜLMEK
Bükme işine konu olmak, katlanmak. Yönelmek. Eğilmek. İplik eğrilmek.
DİZGİN
Gemin uçlarına bağlanarak hayvanı yöneltmeye yarayan kayış.
DÖNELEME
Dönelemek işi.
DOĞRULTMAN
Bir nokta veya bir çizginin hareketine yön vererek bu hareketi yöneten şey. Çizgi oluşturan noktanın veya yüzey oluşturan çizginin yönelmesi gereken doğrultuyu gösteren çizgi veya düzlem.