İçinde ÖNEM geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "önem" olan, toplam 35 tane kelime bulunuyor. İçerisinde önem bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu önem ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında önem olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

ÖNEMSEYEBİLMEK

13 harfli kelimeler

ÖNEMSEYEBİLME

12 harfli kelimeler

ÖNEMSEMEZLİK

11 harfli kelimeler

ÖNEMSEMEZCE

10 harfli kelimeler

DÖNEMEÇSİZ, ÖNEMSETMEK, DÖNEMÇİZİT, ÖNEMSİZLİK, ÖNEMSENMEK

9 harfli kelimeler

ÖNEMSEYİŞ, ÖNEMSETME, ÖNEMSİZCE, ÖNEMSENİŞ, ÖNEMSEMEK, DÖNEMEÇLİ, ÖNEMLİLİK, ÖNEMLEMEK, ÖNEMSENME

8 harfli kelimeler

DÖNEMSEL, ÖNEMLİCE, ÖNEMSEME, DÖNEMSİZ, DÖNEMÖNÜ, DÖNEMBEÇ

7 harfli kelimeler

DÖNEMLİ, DÖNEMEZ, DÖNEMEK, ÖNEMMEÇ, ÖNEMSİZ, DÖNEMEÇ

6 harfli kelimeler

ÖNEMEK, ÖNEMLİ

5 harfli kelimeler

GÖNEM, DÖNEM

4 harfli kelimeler

ÖNEM

Bazı kelimelerin anlamları

ÖNEM

Bir şeyin nitelik veya nicelik bakımından değeri olma durumu, ehemmiyet.

ÖNEMSETME

Önemsetmek işi.

ÖNEMSEYEBİLME

Önemseyebilmek işi.

DÖNEMEÇSİZ

Dönemeci olmayan.

ÖNEMSETMEK

Önemseme işini yaptırmak.

ÖNEMSEMEK

Önemli saymak, önem vermek, mühimsemek, saymak.

ÖNEMSİZCE

Önemli sayılmayacak kadar.

DÖNEMEÇLİ

Dönemeci olan.

ÖNEMSEMEZLİK

Önem vermezlik, mühimsemezlik.

ÖNEMSİZLİK

Önemsiz olma durumu, ehemmiyetsizlik.

DÖNEMÇİZİT

(Zaman dizileri) Salınımlı bir dizinin uyum çözümlemesinde kullanılan çizit.

ÖNEMSEMEZCE

Önemsemeyen bir biçimde.

ÖNEMSENMEK

Önem verilmek, üzerinde durulmak.

ÖNEMSEYİŞ

Önemseme işi.

ÖNEMSEYEBİLMEK

Önemseme imkânı veya olasılığı bulunmak.

ÖNEMSENİŞ

Önemsenme işi.

  -   -   -  

Anlamında ÖNEM bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ÖNEM geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AKROPOL

Eski Yunan şehirlerinde, en önemli yapıların ve tapınakların bulunduğu iç kale.

AŞAMA

Önem veya değer bakımından gitgide yükselen bir sıra basamakların her biri, rütbe, mertebe, paye. Varılması istenen bir amaca doğru geçilmesi gerekli dönemlerden her biri, evre, basamak, adım, merhale. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap.

AĞBENEK

Ağ görünüşünde olan, arpa yapraklarına yerleşerek oldukça önemli zararlara yol açan, açık veya koyu kahverengi asklı mantar. Bu mantarın yol açtığı ekin hastalığı.

ABARTMAK

Bir nesneyi veya durumu olduğundan daha önemli, daha büyük veya daha çok göstermek, mübalağa etmek. Bir iş, bir davranış vb.nde gereğinden fazlasına kaçmak, aşırıya kaçmak.

AĞIRSAMAK

Birine karşı soğuk davranarak sıkıntı verdiğini anlatmak. Bir işi ağır bulmak, yük saymak, yüksünmek. Bir işi yavaş yapmak, önemsememek, ilgilenmemek.

ALDIRMAZ

İlgisiz. Bir şeye önem vermeyen.

AYRICA

Ayrı olarak, başkaca, antrparantez. Bundan başka. Ayrı bir önem verilerek.

ALDIRMAK

Alma işini yaptırmak. Sığdırmak. Vücuttan herhangi bir parçayı veya organı sağlık sebebiyle çıkarttırmak. Önem vermek, değer vermek. Başkasına kaptırmak. Getirtmek.

ANIT

Önemli bir olayın veya büyük bir kişinin gelecek kuşaklarca tarih boyunca anılması için yapılan, göze çarpacak büyüklükte, sembol niteliğinde yapı, abide. Önemi ve değeri çok olan eser veya kişi.

AYRILAŞMAK

Benzerleri arasında ayrı bir yeri ve önemi olmak, teferrüt etmek.

AĞIRLIK

Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.

AĞIRŞAKLANMAK

Ergenlik döneminde çıbanda veya memede ağırşak biçiminde bir tümsek oluşmak.

ASURCA

Sami dilleri ailesine giren ve milattan önceki dönemlerde Ön Asya'da kullanılmış olan ölü bir dil. Bu dille yazılmış olan.

ANTİKA

Tarihsel bir döneme ait olan. Mendil, örtü, yatak çarşafı vb. bezlerin kenarlarına paralel ipliklerden bir bölümü çekilip dikey olanların ikisi, üçü bir arada tire ile sarılarak yapılmış olan diş diş süs, sıçandişi. Genele, olağana, geleneğe aykırı, acayip, tuhaf, çarliston marka. Eski çağlardan kalma eser. Antik.

AFAKİ

Gereksiz, önemsiz (söz). Bir kaynağa dayanmayan, hayalî.

AŞIRI

Alışılan veya dayanılabilen dereceden çok daha fazla, taşkın. Gereğinden fazla, çok. Gereğinden fazla olarak, çokça. Bir şeye gereğinden çok fazla bağlanan, önem veren, müfrit, ekstrem. Ötede, ötesinde.

ARAMAK

Birini veya bir şeyi bulmaya çalışmak. Önem verip istemek. Ziyarete, hatır sormaya gitmek. Bir şeyin yokluğunu duyarak geri gelmesini istemek, özlemek. Şart koşmak. Bir kişiyle görüşmek üzere telefon etmek. Araştırmak, yoklamak.

ANLAMSIZ

Anlamı olmayan, önemli bir şey anlatmayan, manasız, beyhude, boş, içsiz, yersiz, gıcırı bükme, ipsiz sapsız.

ALIŞTIRMA

Alıştırmak işi. Vücudun gücünü ve dayanıklılığını artırmak için yapılmış olan uygulama, hazırlık çalışması, idman, egzersiz, antrenman. Bir beceriyi, bilgiyi kazanmak için yapılmış olan tekrar, temrin, talim, egzersiz. Bir araç motorundan tam verim elde edilebilmesi için ilk dönemlerinde yüksek devirde düşük hızda çalıştırılması, rodaj.

ARAMİCE

Sami dillerinin batı lehçelerini içine alan ve milattan önceki dönemlerde kullanılmış olan ölü bir dil. Bu dille yazılmış olan.